Türkiye, Akdeniz'de "Mavi Vatanı" Buldu

Bulat Nogmanov: Türkiye, Akdeniz’de “Mavi Vatanı” buldu

Türkiye, Akdeniz'de "Mavi Vatanı" Buldu
08 Mart 2021 - 09:44

Türkiye Cumhuriyeti’nin yeni siyasi doktrini nedir

Türkiye Cumhuriyeti’nin dış politikasında son dört yılda çok ciddi değişiklikler yaşandı. Dönemin Dışişleri Bakanı ve Başbakanı olan, şimdi ise yeni kurulan “Geleceğin Partisi” Genel Başkanı Ahmet Davutoğlu’nun mimarı sayılan “Komşularla Sıfır Sorun” ve “Stratejik Derinlik” doktrinlerine sahip bir ülke, yeni “Mavi Vatan” doktrininin yolunda gidiyor veya daha doğrusu sularında ilerliyor. Yayınımızın köşe yazarı Bulat Nogmanov, bu kavramın ne olduğunu açıklıyor.

Türkiye’nin Mavi Vatanı ne kadar büyük?

“Mavi Vatan” fikri, 2006 yılında Amiral Cem Gürdeniz tarafından ana hatlarıyla ortaya atıldı ve şu anda Bahçeşehir Üniversitesi Denizcilik ve Küresel Stratejiler Merkezi’ne başkanlık eden bir başka Tümamiral Cihat Yaycı tarafından devlet doktrini seviyesine getirildi.

Özet olarak doktrin, Türkiye’nin kıta sahanlığı ve karasu alanının devlet için karasal kısmı ile aynı önem ve anlama sahip olmasıdır. Doktrinin mimarı Tümamiral Yaycı’nin dediği gibi: “Bir avuç toprağımızı teslim edemeyeceğimiz gibi, vatanımızın bir damlasını bile başkalarına veremeyiz.” Yani vatanın su kısmı, kara kısmı kadar kutsaldır. En önemlisi de Türkiye, ulusal çıkarlarını hem karada hem de denizde yürütmeye ve savunmaya hazırdır.

Uygulamada doktrin, Yaycı tarafından uluslararası deniz hukuku hükümlerine dayanarak, kıta sahanlığı, su yüzeyi ve karasuları dahil olmak üzere Türkiye’nin “Mavi Vatanı”nın toplam alanını belirleyen bilimsel bir çalışma ile ortaya konulmuştur. Ülkeyi çevreleyen üç denizdeki (Karadeniz, Adalar ve Akdeniz) su alanı 462 bin kilometre karedir. Türkiye’nin denizcilik alanında  faaliyetlerinin yoğunlaşması anlamına gelen bu açıklama, şüphesiz Türkiye’nin NATO’daki “yeminli dostları”  tarafından öfke dalgasına neden oldu.

Şunu anlamalıyız ki, Mavi Vatan doktrini sadece bir hükümet kabinesinden diğerine dolaşan belge değildir. Türkiye, bu doktrin ile güçlü bir deniz gücü iddiasını net şekilde ortaya koymaktadır. Öte yandan, ülkenin dış ve iç politikasının dayandığı ilkelerin yeniden değerlendirilmesi süreci devam ediyor. Örneğin Türkiye’de artık, bugüne kadar ülkenin tüm denizcilik faaliyetlerinin Ulaştırma Bakanlığı’na bağlı mütevazı bir müdürlük tarafından gerçekleşiyordu ve anlaşılır bir denizcilik politikası yoktu. Doktrin sayesinde, balıkçılıktan gemiciliğe, denizcilik politikasına kadar bu alandaki tüm faaliyetler ülkenin çıkarlarını karşılayan yapılandırılmış ve mantıklı biçim almaya başladı. Ayrıca doktrin, bölge ülkeleriyle, eskiden olduğu gibi sadece kültürel ve dini benzerliklere dayalı değil, ülkenin gerçek menfaatlerine dayalı doğrulanmış ve pragmatik ilişkiler kurmayı mümkün kılmaktadır. Bu anlamda en son Libya ile Türkiye arasındaki deniz sınırına ilişkin anlaşma ve Mısır ile bu yöndeki ilişkilerin gelişmesi örnek olarak gösterilebilir.

Türkiye artık doktrini uygulamaya başladı

Doktrinin oldukça ciddi olduğunun göstergesi, Türkiye’nin bu yönde tüm siyasi, diplomatik ve askeri güç enstrümanlarını uygulayacağıdır. Mesela 2019 yılının Mart ayında “Mavi Vatan” sembolik adını alan deniz tatbikatı gerçekleşti. Bu tatbikat, Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana Türk tarihinin en büyük deniz tatbikatıydı. Tatbikat aynı anda üç denizde gerçekleştirildi: Karadeniz, Adalar Denizi ve Akdeniz; burada ülkenin tüm Deniz Kuvvetleri ve Deniz Kuvvetleri’ne ait hava kuvvetleri iştirak etti. Tatbikatın adının sembolizmi ve gerçekleştirenlerin niteliği bakımından amaç, bölge ülkelerine Türkiye’nin bölgenin kaderinde önemli rol oynamaya hazır olduğunu açıkça göstermek ve gerektiği zaman askeri gücünü kullanarak çıkarlarını korumayı göstermekti.

Türkiye’nin Batı’daki birçok ortağı ve müttefiki Mavi Vatan doktrinini militan ve yayılmacı olarak algıladı. Hatta “Diplomasi bitti, Türkiye bundan böyle krizleri askeri yollarla çözecek” gibi sesler duyuldu. Oysa Türkiye tarihi boyunca sınırlarının dışındaki krizlerin askeri yöntemle çözümüne ancak kritik durumlarda başvurmuştu; örneğin 1974 Kıbrıs krizinde.

Bu arada bahsetmemiz gereken, Mavi Vatan doktrininin Kıbrıs’la belirli bağlantısı var, ancak biraz farklı bir bağlamda. Aslında 2004 yılında Kıbrıs, tek bir devlet olarak Avrupa Birliği’ne kabul edildi ve aynı yıl, Sevilla Üniversitesi’nde tasarlanan sözde “Sevilla Haritası” ortaya atıldı. Bu haritaya göre, Akdeniz ülkeleri için özel ekonomik bölgeler gösterildi. Hiç de tesadüfi olmayan sebeple, Türkiye’ye bu haritada gerçek anlamda çok küçük ekonomik bölgeler tahsis edildi; buna karşın olarak Yunanistan ve GKRY devasa su alanlarına sahipmiş gibi gösterildi.

Bu, Türkiye tarafından tepkilere sebep oldu ve Avrupa Birliği, “Sevilla Haritası”nı reddetmek  için acele ederek, haritanın hiçbir yasal dayanağı olmadığını açıkladı. Bununla birlikte nedense, tüm AB organları Türkiye ile ilgili denizcilik ve balıkçılıktan Doğu Akdeniz’deki sismik araştırmalara kadar “Sevilla Haritası”nın koşullarını uygulamaktadır. Şaşırtıcı olmayan şekilde, GKRY hükümeti Sevilla Haritasını hemen ciddiye aldı ve bu temel üzerine Akdeniz’deki münhasır ekonomik bölgesini ilan etti; bu durum da hala Türkiye’nin AB üyeliği yolundaki engellerden biri.

Cem Gürdeniz’in BBC için yaptığı açıklamaya göre, Türkiye’de 21. yüzyılda tüm darbe girişimleri ta Ergenekon davasından, Balyoz’a ve FETÖ’nün suçlamalarına/operasyonlarına  kadar olan girişimler, Türkiye’yi Doğu Akdeniz’den ve ülkenin güneydoğusundan uzaklaştırmakla ilişkilendirilmelidir. Yani aslında amaç, Türkiye’yi denizdeki MEB’den mahrum bırakmak ve ülkenin güneydoğu eyaletlerini ayırarak Kürt özerkliği kurmak planlanıyordu. Bu bağlamda, “Mavi Vatan” doktrini, Türkiye’nin hak ve menfaatlerini ihlal etme girişimlerine bir nevi cevap olarak düşünülebilir. Amiral Gürdeniz, Balyoz Harekatı’na katıldığı iddiasıyla 2011 yılında tutuklanarak 18 yıl hapis cezasına çarptırıldı ancak 3 yıl sonra beraat ettirilerek serbest kalması da dikkat çekmektedir.

Yukarıda yazılanları özetleyecek olursak, Türkiye’nin geleceğinin denizlerde olduğunu söyleyebiliriz; çünkü sadece balıkçılık sayesinde besin kaynağı değil, aynı zamanda enerji rezervleridir. Şu anda bile Türk gemileri tarafından Mavi Vatan doktrini kapsamında gerçekleştirilen sismik araştırmalar, Karadeniz ve Akdeniz’de devasa doğalgaz rezervlerinin olduğunu ve bunların çıkarılması halinde Türkiye’nin dünyadaki konumunu önemli ölçüde değişebilecektir.

Kaynak: https://realnoevremya.ru/articles/199861-turciya-nashla-v-vodah-sredizemnomorya-golubuyu-rodinu?utm_source=yxnews&utm_medium=desktop&utm_referrer=https%3A%2F%2Fyandex.ru%2Fnews%2Fsearch%3Ftext%3D
Alıntı: https://baudegs.com/turkiye-akdenizde-mavi-vatani-buldu-bulat-nogmanov-16-01-2021/

Bu haber 532 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum