Şu Yemen elleri ne de yamandır - Ufuk Doruk

Şu Yemen elleri ne de yamandır - Ufuk Doruk
27 Eylül 2020 - 17:18 - Güncelleme: 27 Eylül 2020 - 19:05

Onaltıncı yüzyılda fethedilen yemen’in halkı şii-zeydi idi… bu mezhebin varlığını kabul etmeyen osmalı’nın bölgeye gönderdiği yöneticiler halkın kültüründen ve dertlerinden uzak kaldığı için yemen’de çıkan isyanlar devleti zorluyordu..

Bu yüzden, osmanlı her ne kadar zeydi mezhebini kabullenmese de çareyi egemenlik hakkı osmanlı’da kalmak kaydıyla yemen’i şii zeydi imamların yerel yönetimine bırakmakta bulmuştu.

Onsekizinci yüzyıla kadar hatta on dokuzuncu yüzyıla kadar “pax ottomana”nın(osmanlı barışı) varlığı ile ciddi bir idari sorun yaşanmadı.ancak, osmanlı’da yenileşme hareketlerinin başlamasıyla beraber en önemli hedeflerinden birisi merkezi otoritenin artırılması olduğundan osmanlı, bu merkezi otorite etkinliğine ulaşmak için imamlık kurumunun bölge halkının inancı ve sosyal yaşamı üzerimdeki etkisini göz ardı ederek yemen’i de merkezi yönetimin temsilcisi olan valilerle yönetmeye kalkışınca üstelik bu valilerin kötü ve gayri adil yönetimi de söz konusu olunca halk imamlar önderliğinde isyan etmeye başladı.

Bunun üstüne bir de bölgenin hindistan’a giden deniz yolu üstünde bulunması, ingilizlerin stratejik ilgiyle bölgeye yaklaşması, italyanların ise sömürgecilikte pay kapmak için atılım yapmaya hamletmesi nedeniyle bölgedeki sorunları tahrik etmeleri eklenince yemen halkınnın şii zeydi imamların önderliğindeki ayaklanmaları çok ciddi boyutlara ulaştı.

Bu ayaklanmalar neticesinde bir çok anadolu yiğidi de şehit olmuş, çocuklar babasız, eşler dul kalmış ana babaların yüreğine ateş düşmüştür.
artlarından;
“ah o yemendir gülü çemendir
giden gelmiyor acep nedendiir” diye dillerden düşmeyen ağıtları, o yürek yakan türküleri bilmeyen yoktur.

1910’lu yıllara gelindiğinde asir kazasında şeyh idris,
sana’da ve yemen’in büyük bir kısmında ise imam yahya önderliğindeki isyanlar had safhaya çıkmıştı.

Ama, bazen çözüm çok da zor değildir, sadece bilgili , görgülü, akıllı, irfanlı devlet adamlarına ihtiyaç vardır. işte ferik ahmet izzet paşa bunlardan biridir. bölgeyi, bölge insanını, onların inanç ve sosyal yaşamlarını iyi analiz eden paşa çözüm için akli yaklaşımlar aramış ve bulmuştur.

Bu yaklaşımlar devam ederken şeyh idris’in ihanetinin tersine osmanlı’ya isyan eden ve osmanlı’yı çok uğraştıran imam yahya italyanların trablusgarp’a saldırması üzerine “cephenizi bana değil, düşmana çevirin” diye haber gönderdiği de rivayet edilir.

Ferik ahmet izzet paşa ile imam yahya 1911’de “daan anlaşmasıı” imzalarlar. bu anlaşmaya göre; osmanlı, imam yahya’ya mezhep özgürlüğü ve idari özerklik verdi.

İmam yahya”nın nüfuzu altındaki dağlık bölgede özerklik bile sayılamayacak bir özyönetim üzerinde mutabakat sağlandı. imam yahya”nın askerleri ile osmanlı askeri italyanlarla şeyh idris”e karşı birlikte muharebe edecekti. belki de boş yere binlerce osmanlı askerinin ve yemenli”nin canına mal olan isyan umulmadık bir kolaylıkla anlaşma ile sonuçlandı. ingiliz ve italyanların kışkırttıkları arap yarımadasında osmanlı sadık bir müttefik kazandı. öte yandan mahalli özyönetim, merkezi yönetimin yükünü de hafifletti.

İmam yahya…tam adıyla yahya muhammed hamideddin el-mütevekkil, osmanlı devleti’ne yıkılışına kadar sadık kaldı ve hiç bir mesele çıkarmadı.hatta imam yahya osmanlı ile anlaşmakla kalmayıp yeğeni muhammet musa bey’i de trablus’a gönderdi. cihan harbinde ingilizlere karşı osmanlı ile birlikte kahramanca çarpıştı..imam yahya sadece cihan harbinde değil milli mücade döneminde sadakatını muhafaza etti. . “lozan antlaşması” ile imam yahya destur alıp kendi yoluna devam etti.

“daan anlaşması”nın yapıldığını 1911’den türkiye cumhuriyeti’nin ilan edildiği 1923’e kadar yemen valisi olan mahmut nedim paşa;
“İmam yahya kayıtsız şartsız, harbin başından sonuna kadar var kuvveti ile, müşterek düşmana karşı bizimle -hatta vaktiyle aldığı halde şimdi para ve erzak vererek- aynı safta kalmıştır.” derken muhakkak şahit olduğu hakikatleri teslim ediyordu.

İşte düşmanlıktan çok islam kardeşliğini gözetir ve buna imkan ararsan imam yahya gibi aslanlara güvenle arkanı dönüp sırtlanlara karşı savaş açmanın kolaylaşacağını da şeyh idris gibi çakalların da sırtlanlara yol açmaktan geri durmayacağını da bilmek gerekir.

İster arap, ister kürt, ister türk olsun içlerinde çakalları pençe-i şir ile tedip ve terbiye etmekten çekinmemek gerektiği gibi aslanları da bulup yüreğimizde kardeşimiz, ardımızda dostumuz yapmaktan geri durmamak gerek..

Türkiye devleti tarihin ayak izlerini takip edip nasıl suriye, libya, katar’da hamle yapıyorsa yemen ve umman’daki aslanları bulup buralara bir an önce el atıp türkiye’ye karşı israil ve batı’nın en kullanışlı kuklaları olan suudi arabistan ve birleşik arap emirliklerinin arkasına dolanmalıdır.

(tabii burada yeni ahmet izzet paşalar, mahmut nedim paşalar yetiştirecek kuruluşların teşkil edilmesinin de ehemmiyeti ortaya çıkıyor.)

ufuk doruk

Kaynak: 
https://kafkassam.com/
 


Bu haber 10132 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum