Naci YENGİN

Naci YENGİN

TARİHİSTAN
[email protected]

Erol Güngör - I -

05 Mart 2021 - 10:11 - Güncelleme: 05 Mart 2021 - 18:00

Erol Güngör - I -
 

Türkiye ve Türk dünyası asırlardır atalet içinde. Türk dünyasının içinde bulunduğu ataletin pek çok nedeni var.  Teknolojik yetersizlikten başlayıp ekonomiden eğitime varıncaya kadar sıralayabileceğimiz onlarca sebep bulmak mümkün. Ancak Türk dünyasının içinde bulunduğu ataletin en önemli nedenlerinin başında özgün düşünce üreten kanallarımızın kurumaya yüz tutması ve Türk dünyasına şamil projeler, teoriler geliştirme konusunda yaşanılan sıkıntılar olarak göze çarpmaktadır.
Dünden bu güne bugünden ve yarına ışık tutan düşünce insanlarının başında Erol Güngör gelmektedir.
*
Son dönemde bazı çevreler Erol Güngör’ü İslamcılık ideolojisi kıskacına almaya çalışılıyor. Ancak Erol Güngör Türk-İslam inancına iman etmiş bir Türk kadar İslam’a ve İslam dünyasına bağlıdır.
Erol Güngör milletin aklı ve hafızası olarak yaşamış ve yaşamaya devam ediyor.
Erol Güngör’den olsa olsa Türkün duruşu ve Türkün hafızası çıkarılabilir. Siyasal İslamcılık akımının öncüsü olarak Erol Güngör’ü ortaya sürmek garip bir çelişkinin; Erol Güngör’ü anlayamamanın tezahürü olsa gerektir.
Türk tarihinde siyasal İslamcılık ve siyasal sosyalizm, siyasal batıcılaşma kavramları ancak ve ancak devlet eliyle ve tepeden inmeci bir yaklaşımla benimsetilmeye çalışılan projelerdir. Millet nezdinde siyasi İslamcılık, batıcılık, sosyalizm… gibi ideolojilerin benimsenmesini bir kenara bırakınız bilinmez bile! Hatta bir ideoloji olarak Türkçülük düşüncesi bile tarih boyunca Türk milleti arasında isim olarak adlandırılan bir kavram değildir. Bu durum Türklerin milli benlik ve kimliklerine sahip çıkmadığı anlamına gelmez. Aksine Türkleri diğer milletlerden ayıran yegâne fark vatan ve bağımsızlık olsa gerektir. Türkler yaradılışları gereği Türklük idealine uygun yaşadılar. Ayrıca siyasi Türkçülük yapmak akıllarından geçmedi binlerce yıl.
Milletin vicdanında yaşayan, kültür ve inanç bütünlüğünün en güzel ifade ediliş şekli dedelerimizin kendilerini tanımlama şeklidir. “Türk milletinden, İslam ümmetinde.” ifadesi şeklinde formülüze edilen inanç motifi ruhumuza sineli bin yıldan fazladır kendimizi Türk görmüşüz. Aslına bakılırsa kendimizi Türkçü olarak görmemizde de dış etkenlerin büyük rolü yabana atılamaz! Tıpkı son yıllarda Türk’üm demek ötekileştirilme nedeni olacak kadar gemi azıya alan bazı çevrelerin bunu sadece etnisite olarak dar kalıplar içinde algılamalarına karşılık konu ile doğrudan ilgisi olmayanların kulak kesilmesine neden olmaları gibi!
Dağlı, göçebe, yörük, harmandalı, Avşarlı, Koçarlı, Dodurgalı, Karakeçili, Akkeçili… gibi isimlendirmeler belleklerde yerini almış ve günümüze kadar gelmiştir. Marco Polo’nun Anadolu için 1300’lü yıllarda ‘Turcomania’, Türkistan için ‘Great Turkey’ şeklinde isimlendirmesi millet nezdinde bir anlam ifade etmez. Gelin görün ki Türkler imani bir nas derecesinde vatanları, devletleri için yaşamak ve mücadele etmekle vazifeli görmüşlerdir.
Erol Güngör Türkiye’nin erken kaybettiği değerlerden birisi olarak fikirleriyle yaşamaya devam ediyor. Bizce O, Türkiye’nin bakiyesini, bugün ve yarınını inşa etmesinde daha çok başvuracağımız ölümsüzleşen mütefekkirlerden birisi olarak yaşamaya devam edecektir.
Türk tarihi ve Türk düşüncesi Selçuklularla birlikte çocukluk ve ilk genlik evresini atlatmış, olgunluk dönemine girerek Osmanlı gibi muhteşem bir medeniyet-sistem kurarak en az üç yüz yıl adalet dağıtmıştır.   Ancak zamanla atalete yenik düşmüş, aklı kullanmayı, eğitimi, askeriye ve vatan kavramlarını milli bütünlük ve millet olgusu etrafında toparlamakta geç kalmış bir devlet olarak Cumhuriyete evrilmiş buna rağmen vatan, millet ve kutsi değerlerinin gücü sayesinde İstiklal Mücadelesini vermiş bir millettir.
Erol Güngör, Türkiye’nin talihidir. Yarını inşa etme noktasında; tarihi, kültürel, inanç ve milli reflekslerimizin ne olduğu, ne olması ve olmaması gerektiği konusunda bizlere yol gösteren eserlerle ölümsüzleşen yazarlarımızdandır.
Erol Güngör üzerine yazımız devam edecek…


 

Bu yazı 516 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum