Veli Metin Türkoğlu: TÜRKLERDE ÖLÜ YAKMA GELENEĞİ

Veli Metin Türkoğlu: TÜRKLERDE ÖLÜ YAKMA GELENEĞİ
14 Ocak 2021 - 20:59

TÜRKLERDE ÖLÜ YAKMA GELENEĞİ

Türk kültürünün belli bir döneminde “ölü yakma” geleneğinin var olduğu, “Iraq Bitig” adlı eserde geçen konulardan anlaşılmaktadır. Irag Bitig; Dr. M. Aurel Stein tarafından Türkistan’daki Bin Buda Mağarası’nda 1840 yılında bulunan en eski Türk el yazması eserlerden biridir. 

   Iraq Bitig el yazmasında geçen ilgili bölümler şunlardır:

IRAQ BİTİG - BÖLÜM 2 : Ala Tavları (Ala dağları)  geçerek, (bu dünyada atımızı) sürmeye devam eder isek, (ölüyü) ateşe atarak Tanrısına ulaşacağına inanan kişioğullarının (yönettiği) Oq egemenliği denilen kişilere ulaşırız.

IRAQ BİTİG - BÖLÜM 5 : Ölenin şerefi ile Tanrı’dan kazanılmış yetkiyle milleti, Kağanı gömmek/defnetmek için yapılan oylama merasimi(ne) binlerce (kişi) gelmiş olduğu için onun öbür dünyaya göçmesi için ateşe atılmış. Kağanın ruhu (gökyüzüne) çekilmiştir. Kağanın ruhunun sonsuzluğa ermesi, son derece olumlu bir hadisedir.

IRAQ BİTİG - BÖLÜM 29 : Düşünülene (öbür dünyaya) erişen kişinin (ölünün) ateşte yakılması hakkında hüküm veren, düşünceye tabi olarak (mezarına) alıp götürülmüş. Erkek kişinin (ölünün) ateş aracılığı ile öbür dünyaya geçmemiş olacağı varsayımı ile ateşe (atılma) aracılığı ile öbür dünyaya geçerek boş mezar kazanmış olan (Tanrı) vekilinin (yani: kağanın) görevini kabul ettiğini ilan eder, der.

IRAQ BİTİG - BÖLÜM 43 : Başkent nehri (Amu-Derya ötesi) Oq egemenliği, Oq’larca yönetilen (yere) varmış. (Ölüyü) ateşe atma ile meşhur Oq milleti talihsizce (At-İl’den) koparak/göçerek varmış, der.

   Iraq Bitig’de geçen bu konulardan, ölen kişinin oylama sonucunda yakılıp yakılmayacağına karar verildiği anlaşılmaktadır. Günümüzde, cenaze namazına katılan cemaate “Rahmetliyi nasıl bilirdiniz” sorusunun sorulması ve cemaatin çoğunluğunun “iyi bilirdik” demesi ile ölen kişinin iyi biri olduğuna şahitlik edilmesi nedeniyle cennete kabul edileceğine inanılması gibi bir inanış olduğu görülmektedir.

   Iraq Bitig’in 5. bölümünde geçen konudan, ölen kişinin (Kağanın) yakılıp yakılmamasına oylama sonucunda karar verildiği anlaşılmaktadır. Oy yetkisi olanlar, muhtemelen ölen kağana bağlı olan beyler ve üst rütbeli komutanlar olsa gerek…
IRAQ BİTİG - BÖLÜM 8 : Altın başlıklı oy sahibiyim, savaşta yetkisini sonuna kadar kullanan askerim. Kılıç ile kesme alanında kendi düşüncemin dışında (diğer) fikirleri de aklıma ilave ederim. Buna göre biliniz, seçimdir bu.
Oylama yetkisi olanların kullandığı mühürler genellikle yetki sahiplerinin kullandığı yüzüklerdir. Kazakistan’daki bir kurgandan çıkarılan ” Altın Elbiseli Savaşçı”nın yüzüğü de mühür şeklindedir.

   Türk kültüründeki ölü yakma geleneğinin bilimsel kanıtlarına ise bir Uygur Türkü olan Ahmet Süleyman Kutluk’un “Doğu Türkistan Medeniyeti ve Uygurlar” adlı eserinde rastlamaktayız. Eserin on sayfası bu konuya ayrılmıştır. Süleyman Kutluk, Çin kaynaklarında geçen kayıtları ve arkeolojik buluntuları ayrı başlıklar halinde yayınlamıştır. Eserde bahsi geçen arkeolojik buluntular şunlardır:

  • 1976 – 1977 yıllarında, Taşkurgan ilçe merkezinin kuzeyindeki Şambaba Kurganı’nda M.Ö. 900 ile M.Ö. 500 yılları aralığına ait olduğu belirlenen 40 adet mezar bulunmuş ve bu mezarların 19 tanesinde ölen kişinin yakılarak defnedildiği anlaşılmıştır. Mezarlardaki yakarak defnetme âdeti iki farklı şekilde gerçekleştirilmiştir. Birincisinde ölü mezarın içine indirilip burada yakılarak defnedilmiştir. İkincisinde ölü farklı bir yerde yakıldıktan sonra külleri alınarak mezara konulmuştur. (Ahmet Süleyman Kutluk - Doğu Türkistan Medeniyeti ve Uygurlar – s. 137-138 – Selenge yayınları - 2020)

 

  • 1957 yılında, Doğu Türkistan / Karaşehir’deki Şikşin Mingöy harabelerinde ölülere ait külün konulduğu çömlekler bulunmuştur. Ayrıca, Kuça’da (Eski Küsen bölgesinde) bulunan mezarın birinde içine ölü külü ve bir çift yemek kaşığı konmuş çömlek bulunmuştur. (Ahmet Süleyman Kutluk - Doğu Türkistan Medeniyeti ve Uygurlar – s. 138 – Selenge yayınları - 2020 )

 

  • 1976 yılında, Doğu Türkistan / Keplin ilçesinde, içinde ölü külü saklanan üç tane çömlek bulunmuştur. (Ahmet Süleyman Kutluk - Doğu Türkistan Medeniyeti ve Uygurlar – s. 138 – Selenge yayınları - 2020 )

 

  • 1987 yılında, Kaşgar’ın Konişeher ilçesinin Kogan köyündeki Yavuluk Mezarlığı’nda bir ölüye ait kül sandığı bulunmuştur. Bu sandık, Yavuluk Mezarlığı’nın miladi 3. – 4. yüzyıllara ait olduğunu göstermektedir. Bu bilgiye dayanarak; Eski Kaşgar (Sule) Beyliği’nde de ölülerini yakarak gömme âdetinin olduğu öne sürülebilir. (Ahmet Süleyman Kutluk - Doğu Türkistan Medeniyeti ve Uygurlar – s. 138 – Selenge yayınları - 2020 )


   Bahsi geçen arkeolojik veriler ve Çin kaynaklarındaki kayıtlardan elde edilen bilgiler, Türk kültüründe ölü yakma geleneğinin var olduğunu ispatladığı gibi aynı zamanda (bir fal kitabı olduğu söylenen) IRAQ BİTİG el yazmasının bir fal kitabı değil, tarihi konuları içeren bir kitap olduğunu da ispatlamaktadır.


ESKİ HALKLARIN ÖLÜ YAKMA ÂDETİNİN KÖKENİ

   Eski halklarda ölü yakma geleneği inançla alakalıdır. Bu geleneğin kökeni hakkında bağlantı kurabileceğimiz konular da dolayısıyla dini kaynaklardır. Genel kanı Budizm ve Hinduizm kökenli olduğu yönünde olsa da çok daha eskilere dayanan bir âdet olduğu anlaşılmaktadır. “Peygamberler Tarihi” ile ilgili kitaplarda geçen konularda, “kabul edilen adakları yakıp kül eden bir ateş”ten bahsedilmektedir.
Örneğin;

  • Hz. Âdem, Habil ile Kabil’in anlaşmazlığa düştüğü konuya çözüm getirebilmek için oğullarına şöyle bir tavsiyede bulunmaktadır. “Oğullarım, ben bir konuda kararsız kaldığımda yukarıdaki kayanın üzerine bir adak bırakırım. Eğer Tanrı adağımı kabul ederse, gökten kırmızı ışıklı bir ateş inerek adağı yakıp küle çevirir… Siz de birer adak koyup ertesi gün gidip bakın. Hanginizin adağı yanıp kül olursa onun istediği doğru olandır” demiştir.  (Abdullah Aydın – Tam Peygamberler Tarihi – s. 39 – Mehdi Yayınevi – 1988 – 8. Baskı)

 

  • Hz. İbrahim’i ateşe attıran Firavun, Hz. İbrahim’in yanmadığını görünce, “senin Tanrın da güçlüymüş ben ona da tapacağım” diyerek adaklar kesmiş. O sırada adakların kesildiği yönde bir şimşek çakmış. Firavunun sevindiğini gören Hz. İbrahim, adakların yanına gidip bakmış ve adakların yanmadığını görerek Firavuna, “Adakların kabul olmamış” diye seslenmiş. (Abdullah Aydın – Tam Peygamberler Tarihi – s. 198 – Mehdi Yayınevi – 1988 – 8. Baskı)

 

  • Hz. Adnan, evlenmek istediği eşinin hayırlı olup olmadığını anlamak için adaklar kesmiş. Ertesi gün kestiği adakların yanına geldiğinde hepsinin yanıp kül olduğunu görmüş. (Abdullah Aydın – Tam Peygamberler Tarihi – s. 810 – Mehdi Yayınevi – 1988 – 8. Baskı)


   Ayrıca; Kur’ân-ı Kerîm’de de ateşin yediği kurban bahsi geçmektedir.

Âl-i İmran Suresi – 183. ayet : Onlar ki “Allah, bize şöyle and verdi: Bize ateşin yiyeceği bir kurban getirinceye kadar hiçbir resule iman etmeyeceğiz” dediler. De ki: “Size benden evvel birtakım resuller açık delillerle gelmiş ve o dediğinizi de getirmiş idi. Ya onları niçin öldürdünüz eğer doğru iseniz.”

   Yukarıda bahsi geçen ayet ve dini rivayetlerden de anlaşıldığı gibi eski dönemlerde adak olarak sunulan sunaklar eğer gökten inen bir ateşle yanıp kül oluyorsa o adağın Tanrı tarafından kabul edildiği anlaşılmaktadır. Eski dönem insanları da bu olaydan etkilenerek, Tanrının yaktığı adakların Tanrıya kesin ulaştığını ve kabul ettiğini düşünmüş, yaptıkları oylama sonucunda iyi bir insan olduğuna şahitlik ettikleri ve memnun oldukları Kağanlarını (ölülerini) yakarak, “biz de Kağanımızdan (ölümüzden) memnun olduğumuz için onu yakarak Tanrıya gönderdik” demiş olmalılar…

Tanrı (Tengri) adının da köken olarak ateşle alakası olduğunu düşünmekteyiz:

   Örneğin;
   TANDIR (TENGİR), ateşin olduğu/yandığı yerdir.  TAN YERİ, ateşin/güneşin çıktığı yere denir. Dolayısıyla TANRI (TENGRİ) adı da ateşin sahibi ya da ateşin olduğu/geldiği yer anlamına geliyor olabilir.
   OD, ateş demektir. Ateş yaktığımız malzeme olan ODUN bu isim (OD) kökünden gelmektedir. Dolayısıyla; İskandinav halklarının tanrısı olarak bilinen ODİN ismi yine bu kökten geliyor olabilir. Ayrıca; Mısır’ın putperest inancını tek tanrılı dine çevirmek isteyen Akhenaton’un resmi din ilan ettiği ATEN/ATON DİNİ’nin ismi de köken olarak ODUN’un Mısır dil yapısı nedeniyle ATON’a dönüşmüş hâli olabilir…

    Günümüzde ölü yakma geleneği Hindistan’da devam etmektedir. Eski dönemlerde ise (Türklerin haricinde) Vikinglerin ölülerini yaktığı bilinmektedir… Vikingler cenaze törenlerini, ölülerini tahtadan ve içi odunla doldurulmuş bir kayığa koyup yakarak gerçekleştirirlerdi. Vikinglerin ölü yakma geleneği haricinde Türklerle benzeşen birçok özelliği vardır. Vikinglerde de Türklerde olduğu gibi kadın savaşçılar vardır. Çift boynuzlu Viking başlıkları, Oğuz Kağan’ın temsili resimlerindeki başlığında da görülmektedir. Ayrıca; Vikinglerin örmeli (belikli) saç bırakma âdetleri, Uygur Türklerinde görülmektedir. Uygurlarda örme saç bırakma âdeti hakkında detaylı bilgiler, kendisi de bir Uygur Türkü olan Ahmet Süleyman Kutluk’un “Doğu Türkistan Medeniyeti ve Uygurlar” adlı eserinin 163. sayfasında detaylarıyla anlatılmıştır.

Araştırmacı Yazar
Veli Metin Türkoğlu
Ocak 2021





 
Bu haber 560 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum