TANER AY: Türk kültürünün korku figürü Gulyabani masada: Bu kitabı uykudan önce okumayın

Evliya Çelebi’den Hüseyin Rahmi’ye, Yeşilçam filmlerinden tiyatroya birçok alanda karşımıza çıkan gulyabani figürü üzerine Seçkin Sarpkaya, Mehmet Berk Yaltırık ve Ömer Faruk Yazıcı’nın incelemelerinin yer aldığı ‘Türk Kültüründe Gulyabani’ kitabı Ötüken Neşriyât’tan çıktı. Editörlüğünü Göktürk Ömer Çakır’ın üslendiği, ‘Gulyabani İllüstrasyonları’ bölümü ile de dikkati çeken eser, özellikle lise ve edebiyat fakültesi öğrencileri için bir kılavuz kitap niteliğinde.

TANER AY: Türk kültürünün korku figürü Gulyabani masada: Bu kitabı uykudan önce okumayın
16 Ekim 2022 - 12:36

Hüseyin Rahmi’nin ‘Gulyabani’ romanını önce ’68 kışında Hilmi’nin 40 kuruşluk ucuz romanlar serisinin 1938 baskısından, ardındansa, ’75 yazında, Sarhoş Süleyman’ın Çatalçeşme Plajı’nda, Atlas Kitabevi’nin 1971 baskısından okumuştum. Ertem Eğilmez’in ‘Süt Kardeşler’ filmini de ’76 yılında, Şenesenevler’deki yazlık Bahçe Sineması’nda seyretmiştim. ‘Süt Kardeşler’, aslında Hüseyin Rahmi’den bir sinema uyarlaması değildi; Sadık Şendil, İsmail Galib Arcan’ın şarkılı hafif güldürüsüne, ‘Gulyabani’deki ‘sahte gulyabani’ temasını de ekleyerek, çok farklı bir senaryo çıkarmıştı. Ama, birkaç nesli roman kadar etkileyen asıl ‘Gulyabani’ uyarlaması ‘Mikrofonda Tiyatro’dan gelmiştir. Raik Alnıaçık’ın radyoya uyarladığı ‘Gulyabani’, Semih Sergen’in, Nermin Sarova’nın, Savaş Başar’ın ve Erol Amaç’ın unutulmaz sesleriyle bir zamanlar ‘radyo çağı’ndaki her evin konuğu olmuştu.

16kr02-man2.jpg

Bunları Ötüken Neşriyât’tan geçtiğimiz ayın son günlerinde çıkan ‘Türk Kültüründe Gulyabani’ araştırmasını okurken anımsadım. Kitapta Seçkin Sarpkaya’nın, Mehmet Berk Yaltırık’ın ve Ömer Faruk Yazıcı’nın çok keyifli incelemeleri bulunuyor. ‘Gulyabani’ ismi Arapça’daki ‘gul’dan Türkçeye ve Farsçaya geçerken, toplumlara göre bazı anlam değişikliğine de uğramıştır. Bizdeki anlamı Şemseddin Sâmi’nin ‘Kamûs-ı Türkî’deki, Ali Nazım ve Reşad’ın ‘Mükemmel Osmanlı Lugati’ndeki gibidir. Aslında onlarınki de İstanbul folklorundaki ‘gulyabani’ tanımıdır. ‘60’ların sonunda Suadiye’de iki ‘deli kadın’ vardı; bunlar 1.50’yi bulmayan boylarıyla bütün gün sokak sokak dolaşıp, semtin ilkokuldan terk saf kızlarını ‘gulyabani’ler ve ‘karakoncolos’lar ile korkuturlardı. Onların ‘gulyabani’ler ile hep Koru Parkı’nda karşılaşmaları bize tuhaf gelirdi ama işin sırrı daha sona anlaşıldı. Çünkü, semtimizin genç kızları aşıklarıyla ancak Koru Parkı’nın gözlerden uzak tenha köşelerinde buluşabiliyorlardı.

Mehmet Berk Yaltırık’ın ‘Türk Tarih ve Edebiyat Kaynakları ile Popüler Kültürde Gulyabani’ incelemesini okurken ise, Evliya Çelebi’nin o iki kadından bile daha ‘deli’ olduğunu fark ettim. Meğerse, Evliya Çelebimiz Hasköy’deki Yahudi Mezarlığı’nda dolaşırken ‘gulyabani bir dev’ ile karşılaşmış. Evliya Çelebi’yi defalarca okumama ve folklorik ayrıntılara pek merâklı olmama karşın, bu nefis ayrıntının aklımda kalmamasına hayret ettim. Acaba, Evliya Çelebi, ‘gulyabani’ ile Yahudi Mezarlığı’nda karşılaştığını belirtirken, Suadiye’nin ‘deli kadınlar’ı gibi bir maksadı var mıydı? Ötüken Neşriyât’tan çıkan ‘Türk Kültüründe Gulyabani’ bana göre bir ‘kılavuz kitap’. Bu kitaptan en fazla da lise ve edebiyat fakültesi öğrencilerinin yararlanacağını düşünüyorum…

İLLÜSTRASYONLAR DA DİKKAT ÇEKİCİ

Editörlüğünü Göktürk Ömer Çakır’ın yaptığı ‘Türk Kültüründe Gulyabani’ kitabının ‘Gulyabani İllüstrasyonları’ bölümü de ilginç. İllüstrasyonlardan Fuat Akdenizli’ninkini ve Murat Baykan Kara’nınkini İstanbul folklorundaki ‘gulyabani’ye daha yakın budum.

16kr02-son.jpg

Meryem Çimen Kıvıcım’ın illüstrasyonunu çok beğenmeme karşın, onunkini, İstanbul folklorlundaki ‘gulyabani’den çok, A. J. Coleman’ın ‘demonik’ varlıklarından birine benzettim. ‘Gulyabani’nin 1328, 1938 ve 1971 baskılarının kapakları da çok güzeldi. 1328 baskısının kapağı kitabın görsellerinden. 1938 baskısının kapağı sanırım Münif Fehim’indi. Atlas Kitabevi’nin kapağıysa sonradan maalesef birkaç yayınevince ‘yağmalandı’...

16kr02-son2.jpg

Türk Kültürü’nde Gulyabani’ kitabında sırasıyla Ahmet Vehbi Doğramacı’nın ‘Kuyusunda Büyüsün’, Bestesu Coşkunlar’ın ‘Khorpos’, Elif Nur İyigören’in ‘Canhıraş’, Fuat Akdenizli’nin 4’Mezarlık Gul’ü’, Hazal Yayalar’ın ‘Gul-i Biyaban’, Meryem Çimen Kıvılcım’ın ‘Ruh Hırsızı’ ve ‘Mezarlık Gezgini’, Metehan Özbilgi’nin ‘Gece Ziyafeti’, Murat Baykan’ın ‘Rüyamdaki Gulyabani’, Murat Çalış’ın ‘Gul-ü Yabânî’, Mustafa Göçmezler’in ‘Ruhuna Feryat’, Necati Janok’un ‘Gulyabani’, Nilüfer Üstüner’in ‘Minare Boylu’, ‘Köpek Suratlı’, ‘Devekuşu’, Orkun Berk Bağcıoğlu’nun ‘Seni Gördü!’ ve Yağmur Candar’ın ‘Gulyabani’ isimli çizimleri ve bu çizimlerin ilham noktalarına değindikleri metinleri yer alıyor.

16kr02-son1.jpg



KAYNAK: KARAR GAZETESİ

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum