R. Rüveyda OKUMUŞ Yazdı: "Ne söylerler ne bir haber verirler"

“Ne söylerler ne bir haber verirler” Eski eser uzmanı Fazıl İsmail Ayanoğlu’nun kaleme aldığı Tarihi Mezar Taşları külliyatı okurla buluştu. Prof. Dr. Nurhan Atasoy ve Dr. Seyit Ali Kahraman’ın büyük bir özveri ve titizlikle yayına hazırladığı eser, zamanın tahribine uğrayan tarihi mezar taşlarını kayıt altına alıyor.

R. Rüveyda OKUMUŞ Yazdı: "Ne söylerler ne bir haber verirler"
22 Ocak 2023 - 20:18 - Güncelleme: 22 Ocak 2023 - 20:29
Ne söylerler ne bir haber verirler
R. Rüveyda OKUMUŞ

İstanbul tarihiyle, mimarisiyle, kültürüyle ve sanatıyla binlerce yıllık bir birikime sahiptir. İstanbul’un geçmişi ve tarihi dokusunun oluşmasında en etkili unsurlardan biri olan tarihi mezar taşlarının da korunması ve kayıt altına alınması kuşkusuz önem taşımaktadır.

Şehrin hafızasının korunmasına katkı sunan eski eser uzmanı Fazıl İsmail Ayanoğlu’nun kaleme aldığı Tarihi Mezar Taşları külliyatı, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Yayınları’ndan okuyucuya sunuldu. Prof. Dr. Nurhan Atasoy ve Dr. Seyit Ali Kahraman’ın büyük bir özveri ve titizlikle yayına hazırladığı eser, zamanın tahribine uğrayan tarihi mezar taşlarının kayıt altın alındığı bir baş yapıt olmasıyla dikkate değerdir.

Fazıl Ayanoğlu’nun Tarihi Mezar Taşları isimli 4 ciltlik eseri fotoğraflar ve eski mezar taşlarındaki ibrelerin yer aldığı der kenar notlardan oluşuyor. Bu devasa eserde İstanbul, Bursa ve Edirne’deki devlet adamlarından şairlere, yeniçerilerden tarikat erbabına kadar yaklaşık 2500 mezar taşına dair bilgiler bulunuyor.

KÜLTÜR MİRASI KORUNUYOR

Ömrünü Vakıflara hizmete adamış olması hasebiyle fazıl-ı fena fi’l-evkaf olarak nitelendirilen İsmail Fazıl Ayanoğlu (1893-1975) nice eserlerin yok olup gitmesine mâni olmuş yaptığı çalışmalar ile şehir tarihi ve kültürel mirasın korunmasını sağlamıştır.

1958’de Vakıflar Dergisi’nde yer alan “Fatih Devri Ricali Mezar taşları ve Kitabeleri” isimli makalesinde Ayanoğlu, “Dünyaya gelip göçen milletlerin hiç birisinin sahip olmadığı bu Türk mezarlıkları hakkında diyebiliriz ki: Ortada mevcut yüksek san’at âbidelerimiz -faraza- olmasaydı bile, mezarlıklarımızda bulunan nihayetsiz eserler, bu milleti medeniyet göklerine çıkarmağa kâfi gelirdi” diyor.

Ayanoğlu, Vakıflar İdaresi’nde eski eser tespit ve tescilinde memuru olarak uzun yıllar çalışmıştır. Bu esnada tahminen 1935 yılında başladığı mezar taşlarını konu alan çalışmasını 1946’da bitirmiştir. Türk Tarih Kurumu’nun o yıllarda basmak istemediği bu önemli çalışma Ayanoğlu’nun 1975’te ölümünün ardından Milli Kütüphane koleksiyonunda muhafaza edilmiştir.

Belgesel niteliğe sahip eserin ilk üç cildi İstanbul’daki cami ve türbe çevresinde bulunan mezarlıkları incelenmiş buradaki mezar taşları mesleklere göre (hattat, mimar, musikişinas, kuyumcu, şair, alim, devlet adamı, yeniçeri gibi) derlenmiştir. Karacaahmet, Eyüp, Edirnekapı, Merkezefendi, Yahya Efendi, Fatih, Süleymaniye başta olmak üzere İstanbul’un hemen her köşesindeki hazirelerde bulunan mezar taşları kaydedilmiştir.

Ayanoğlu, Bursa’da Emir Sultan Haziresi, Yeşil Türbe, Zeyniler Camii Haziresi, Demirtaş Paşa Camii Haziresi ve Pınarbaşı Mezarlığı gibi şehrin kadim mezarlıklarında devlet adamı, kadı, şeyh ve hattatların yanı sıra halktan kimselerin mezar taşlarını incelemiştir. Bursa’nın mimari eserlerinde ve mezar taşlarında Selçuklu izleri görülmekle beraber Osmanlı-Türk sanatının kendine has ve seçkin bir üslubunun oluştuğunu ifade etmektedir. Bursa’da tesadüf ettiği mezar taşları içinde dikkatini celbeden mezar taşı müzede korunan 1373 (h.774) senesine ait Emir Üveys bin Emir Muhammed’e ait kavuklu mezar taşıdır. Türkçe, Farsça ve Arapça olarak yazılmış üç kitabe bulunan mezar taşı rumi ve hatailerle bezelidir. Ayanoğlu’na göre bu mezar taşı dikili ve kavuklu mezar taşlarının en eskilerindedir.

Edirne’deki mezar taşlarının Bursa’da inkişafa başlayan güzel sanatlardan etkilediğini belirten Ayanoğlu, Kazım Dirik’in davetiyle iki defa Edirne’ye gelerek eski mezar taşlarını tespit etmiş ve 11 Ekim 1945 tarihinde Edirne Mezarlıkları ile ilgili ayrıntılı bir çalışma yapmıştır.

Şehrin en büyük mezarlığı olan Nazır Çeşme (İstanbul Yolu) Mezarlığı ve Tatarhanîler Mezarlığı’nın yeni imar çalışmaları, yol açma gibi nedenlerle tahrip edildiğine, kalanlarının da Selimiye Camii Meydanı’na yığıldığına şahit olduğunu belirtmiş ve harap haldeki mezarlığı fotoğraflamıştır. Mezar taşlarına ek olarak Edirne’de gördüğü bazı çeşme ve sebillerin resimleri çekmiş ve kitabelerini yazarak kayıt altına almıştır. Nazlıçeşme ve Tatarhanîler’de tahrip edilen mezarlıklarla ilgili yazdıkları ise son derece düşündürücüdür: “Bu mezarlıkların evvelce sanat ve tarihi meşheri iken şimdi felaket meşheri olduğunu görüp de kan ağlamamak bir insan için mümkün değildir. Mezarlıklar yalnız din bakımından değil tarih ilmi nokta-i nazarından da bir milletin tazim ile dindarâne bir huşu ile bakmağa ve korumaya mecbur bulunduğu yerlerdir.”

  • Ayanoğlu’nun objektifinden Edirne’de tahrip edilen Nazır Çeşme (İstanbul Yolu) Mezarlığı’ndan

Aradan geçen yıllar içinde birçoğu kaybolan ve tahribata uğrayan tarihi mezar taşları üzerine Fazıl Ayanoğlu’nun bin bir emekle hazırladığı bu çalışma sanat tarihi, şehir tarihi, askeri tarih, toplumsal tarih gibi pek çok farklı alanda araştırma yapacak kişilere ışık tutacak tarihi belge niteliğindedir.
İLK YAYIN YERİ: https://www.yenisafak.com/hayat/ne-soylerler-ne-bir-haber-verirler-4501495


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum