İsmail UÇAKCI Yazdı: "BATI ANADOLU'NUN İSYANKÂR TÜRKMENLERİ - YÖRÜKLER."

Yörük adı, Osmanoğulları Beyliğinin genişleme sürecinde kendisine itaat etmeyen, kendi güçleriyle çatışan ve takip edildiğinde dağlara kaçarak, kaçak hayatı yaşayan isyankâr, kaçak, dağlı Oğuz Türkmenlerine verdiği bir isimdir.

İsmail UÇAKCI Yazdı: "BATI ANADOLU'NUN İSYANKÂR TÜRKMENLERİ - YÖRÜKLER."
03 Mayıs 2020 - 12:18 - Güncelleme: 03 Mayıs 2020 - 16:41

BATI ANADOLU’NUN İSYANKÂR TÜRKMENLERİ: YÖRÜKLER…!!!

Yörüklerle ilgili günümüze kadar pek çok kitap yazılmış, makale yayınlanmış, sempozyum, kongre ve konferanslarda bildiriler sunulmuştur. Bunların çoğunluğu Osmanlı saray tarihçilerinin aktardığı bilgileri esas almış, Yörük adını çok yürümeye ve yaylak, kışlak hayatı yaşamaya bağlamış, dolayı ile Yörük kültürüne kaynak olan Batı Anadolu Beylikleri ile Osmanoğulları Beyliği arasında geçen hakimiyet savaşlarını görmemişlerdir.

Söz konusu beyliklerin Osmanoğulları’na başlık parası olarak verildiği, satıldığı, ilhak ettiği, kendi isteği ile katıldığı gibi tarih biliminde yeri bulunmayan söylemlerini tezlerinde yer vermişlerdir. Bu nedenle Anadolu’nun batısında kurulmuş Türk tarihi ve kültürüne büyük hizmetlerde bulunmuş devletlerin ahalisi ile sanki alay edilmiş, şanlı tarihleri ve vatan savunmaları görmezden gelinmiştir.

Tarihi kaynaklardan anlaşıldığı üzere Anadolu’nun değişik bölgesinde olduğu gibi Batı Anadolu’da da Oğuz Türkmen Devletleri kurulmuş ve bunların birisi de 1299 yılında Söğüt merkezli kurulmuş Osmanoğulları Beyliği’dir.

Osmanoğulları Beyliği zamanla yayılmacı politika izlemiş ve kuruluşundan daha 46 yıl geçmeden hâkimiyet savaşlarına başlamıştır. Komşu devletlerden Balıkesir merkezli Kara İsaoğulları (Karesi) Beyliği’nin siyasi hâkimiyetine son vermiş ve bunu 1392 yılında Eğridir merkezli Hamitoğulları Beyliği’nin siyasi hâkimiyetine son vererek sürdürmüştür.

Bektaş-î Tarikatı üyeleri öncülüğünde oluşturduğu Yeniçeri Ocakları, bu ocaklarda yetiştirdiği savaşçı güçler, Mevlevi ve Bayram-î Tarikatı üyelerinin desteği ile yaptığı bu hakimiyet savaşları kanlı geçmiştir. Devletlerinin siyasi hâkimiyeti sona erdirilmiş ve topraklarına el konulmuş Batı Anadolu Türkmenleri, şehirlerde baş edemediği Osmanoğulları güçlerine karşı yüksek dağlara kaçarak tepki eylemlerine başlamışlar ve bu eylemleri onlarca yıl sürdürmüşlerdir.

Osmanoğulları yönetimi daha Karesioğulları ve Hamitoğulları Beylikleri ahalisi ile sulh ortamı oluşturup, Yörük adı verdikleri dağlarda kaçak hayatı yaşayan ahalisi ile barışmadan “Manisa merkezli Saruhanoğulları Beyliği, Muğla merkezli Menteşoğulları Beyliği, Antalya merkezli Tekeoğulları Beyliği, Birgi merkezli Aydınoğulları Beyliği, Kütahya merkezli Germiyanoğulları Beyliği, Kastamonu merkezli Çandaroğulları Beyliği’nin” siyasi hakimiyetlerine bir bir son vererek topraklarını kendi egemenliğine almıştır.

Söz konusu beylikleri siyasi hâkimiyetine almasıyla kendisine karşı direnç, diğer bir anlatımla Yörük adı verilen kaçak dağlı Türkmenlerin sayısı ve sorunları da artmıştır. Osmanoğulları yönetimi, devlete karşı kavgalı, asker, vergi gibi zorunlu hizmetlerini vermeyen, şehirlerde ticareti, köylerde üretimi aksatan Yörük adı verdiği bu dağlı kaçak Türkmenlerin sulhu için bir hayli uğraşmasına karşı netice alamamış ve bu nedenle bölgelerde ki otoritesini zaafa uğratmıştır.

Osmanoğulları Beyliği, isyankâr ve kendisine itaat etmeyen Yörükler için kapsamlı bir iskan politikası belirlemiş, bu politika ile bunları bölgelerden uzaklaştırmayı, bu yolla bölgelerde oluşmuş otorite boşluğunu gidermeyi ve Rumeli de kazanılan yeni topraklara bent olmalarını sağlamayı amaç edinmiştir.

Bu meyanda Yörükleri, Rumeli’ne zorunlu iskana (tehcir-sürgün) tabi tutmuş ve bu sürgünde kendi yanlısı Malkoçoğulları, Mihaloğulları, Evrenseloğulları, Turhanoğulları Aşiretlerini kolluk gücü olarak kullanmıştır.

Kara İsalıoğulları, Hamitoğulları, Menteşoğulları, Tekeoğulları, Saruhanoğulları, Aydınoğulları hanedan soylarına bağlı kimi aşiretlerde komşu devletlerden Karamanoğulları ve Dulkadiroğulları Beyliklerine sığınarak kendilerini korumaya almışlardır.

Rumeli’nde “Tanrıdağı Yörükleri, Kocacık Yörükleri, Naldöken Yörükleri, Ofcabolu Yörükleri, Selanik Yörükleri, Gökbilgin Yörükleri, Vize Yörükleri” gibi adlarla anılmış olan Yörüklerin zorunlu iskanı ile Rumeli ve Batı Anadolu Bölgesinde sükunet ortamı oluşturmayı asker, vergi gibi zorunlu hizmetlerini almayı amaç edinmiştir. Ancak Yörükler, Rumeli’nde de itaatsizlik ve isyankârlıklarına devam etmiş Osmanoğullarına karşı zorunlu görevlerini yapmaz olmuşlardır.

Osmanoğulları yönetimi sorunu gidermek, Yörüklerden zorunlu hizmetlerini alabilmek amacıyla çeşitli defa kanunnameler çıkartarak, isyanâr bu ahalinin ıslahı için maddi manevi destekler verilmiştir. Bu bağlamda dini kanaat önderlerin tasarrufuna vakıf-zaviyeler bırakılmış ve Fatih Sultan Mehmet tarafından Evlâd-ı Fatihan, diğer bir ifadeyle Fatih’in Evlatları gibi  motive edici sözler söylenerek Yörükler ıslah edilmeye çalışılmıştır.

Batı Anadolu Devletlerinin siyasi hakimiyetlerine son verip bölgeyi hakimiyetine alan Osmanoğulları, hakimiyet yönünü Orta Anadolu Devletlerinden Kadı Burhanettin ve Karamanoğulu, diğer bir anlatımla Bektaş-î Tarikat üyelerinin yoğun olduğu bölgeye çevirince Bektaş-îler, Osmanoğulları yanından ayrılarak muhalif cephede yer almışlardır.

Osmanoğulları, Kadı Burhanettin Beyliğine karşı savaşacak, savaşçılarını Tunceli ve Erzincan yöresinde getirdiği on binden fazla Şadili (Koçgiri) Aşiret teşekkülü ile sağlamış iken, Orta Anadolu’nun en güçlü devleti olan Karamanoğulları Beyliğine karşı daha kapsamlı çalışma yapmış ve kalabalık savaşçı güç toplamıştır.

Zamanın ünlü tarihçisi Aşıkpaşazade’nin “Hünkâr çok sayıda asker topladı. Rumeli’nin ne kadar Kafir askeri varsa onu dahi sürdü. Konya’ya yağma buyurdu. Karaman İlini öyle vurdular, kimi köylerini ve kentlerini elek elek ettiler. Harap ettiler. Karamanoğlu kaçtı Taşeli’ne girdi. Ve o yıl babası bilinmeyen nice oğlan, kız doğdu…” diye aktarımından anlaşılacağı üzere hakimiyeti içerisinde bulunan Türkmen ve gayrimüslim köylerinden zorunlu savaşçı toplamış, bu savaşçıları Bayburt ve Erzurum yöresinden getirip Karamanoğulları sınırları olan Aksaray yöresine konuşlandırdığı on binlerce Atçeken Aşiret teşekkülü gücü ile çoğaltarak bu devletinde siyasi hayatına son vermiştir.

Osmanoğulları, daha önce topraklarına el koyduğu beyliklerde olduğu gibi Karamanoğlu tebaası da kendisine karşı cephe almış ve bunun neticesi olarak bu beylik ahalisini de, diğer bir anlatımla Yörük Aşiretlerini de kendi yönetiminde bulunan Rumeli ve Anadolu’nun muhtelif yerlerine tehcire tabi tutarak soruna çözüm aramıştır. Ancak, Rumeli’ne tehcire tabi tutulmuş Yörüklerin XV. Yüzyıl ilk çeyreğinde Şeyh Bedrettin öncülüğünde çıkartılmış isyana ve XVI. Yüzyıl ilk çeyreğinde Şah Kulu öncülüğünde İç Eğe merkezli çıkartılmış ve Orta Anadolu yöresini de etkisi altına almış büyük isyanlara engel olamamıştır.

Osmanoğulları, Yörüklere, diğer bir anlatımla hakimiyetlerine son verdiği devletlerin ahalisine bu yaptırımı uygularken, Yörükler kendi aralarında organize olarak İçel Yörükleri, Ankara Yörükleri (Çıtaklar), Eskişehir Yörükleri, Aydın Yörükleri, Haymana Yörükleri, Yeni İl (Sivas) Yörükleri, Ardıç Yörükleri, Zamantı Yörükleri, Ortapare Yörükleri, Şarkipare Yörükleri, Yüzdepare Yörükleri, Şam Yörükleri, Sosun Yörükleri, Bozdoğan Yörükleri, Sarı Keçili Yörükleri, Kara Keçili Yörükleri, Kılcan Yörükleri, Çuğa Yörükleri, Hassa Yörükleri, Çobanlar Yörükleri, Bozğuş Yörükleri” gibi adlarla anılan 35 bölük 586 cemaatle teşekküller oluşturarak güç birliktelikleri yapmışlardır.

Yaptıkları bu güç birliği ile 112.094 nüfuslu Ulu Yörük Konfederasyonu oluşturmuşlar ve Türkmen adıyla adlandırılmış “Safevî, Kadı Burhanettin, Dulkadirli, Ramazanoğulları, Memluklu” diğer bir ifadeyle Orta, Doğu ve Güney Anadolu Türkmenleri tarafından oluşturulmuş “Salmanlı, Danişmentli, Çunkar, Rişvan, Varsak, Boynu İnceli” gibi güçlü teşekküller ile birlikte Osmanlı Devleti’ne karşı yüzlerce yıl tepki eylemlerini sürdürmüşlerdir.

Osmanlı Devleti, kendisine karşı isyan içerisinde olan asker ve vergilerini vermeyen, dağlarda, yaylalarda kaçak yaşayıp, sürekli yer değiştirmelerinden dolayı arandığında bulunamayan Yörük, Türkmenlere yönelik yeni iskân politikaları uygulamış ve bunları Rumeli, Trabzon yöresi, Kıbrıs Adası, Doğu Anadolu yörelerine zorunlu iskana tabi tutarak soruna çözüm aramıştır.

Bu iskân politikasından da netice alamamış, isyankâr Yörük-Türkmen ahali ile sulh ortamı oluşturamamıştır. Osmanlı Devleti, yüzlerce yıl süren bu sorunu kökünden çözmek amacıyla XVII. Yüzyıl sonlarında kapsamlı bir iskân politikası uygulamış ve bir asır boyu sürdürülen bu politika ile 84.000 çadır Türkmen-Yörük ailesini ekseriyeti Rakka (Suriye), bir kısmı da Kıbrıs Adası olmak üzere zorunlu iskana (sürgün) yollamıştır.

Zamanla pek çok Türkmen-Yörük ahalisi Rakka iskanından firar ederek kimisi Suriye sınırlarında kurulmuş illere dağılırken, bir kısmı Anadolu içlerine geri gelmiştir. Anadolu içlerine dağılmış olanları kolluk kuvvetleri yakalayarak bir kısmını geri iskân yerlerine götürmüş, önemli bir kısmını da Batı Anadolu İllerinden Eskişehir, Afyon, Kütahya, Uşak, Aydın, Manisa, İzmir yöresine zorunlu iskana tabi tutmuştur.

Bu zorunlu iskanla Anadolu’da yüzlerce şehir, kasaba, köy boşalmış, on binlerce hektar verimli tarım arazisi ekilip, biçilemez, devlet vergi, asker gibi zorunlu hizmetlerini alamaz olmuştur. Anadolu’da saltanat gurupları oluşmuş, devlet otoritesi iyice bozulmuş ve bu nedenle bu zorunlu iskan Osmanlı Devletini çöküş dönemine geçirmiş, 1699 yılında yapılan Karlofça Antlaşması adı verilen anlaşma ile toprak kayıpları, gerileme ve çöküş dönemini başlatmıştır.

Yukarıda belirtilmeye çalıştığımız gibi Yörüklük günümüzde kullandığımız hayvancılıkla hayatlarını sürdüren köylü Türkmenlerin yaz aylarında zengin bitki örtüsüne sahip, sulak ve otlak yüksek dağlara göç etmesi, kış aylarında kışlakları, yani geri köylerine dönmesi geleneği değildir.

Yörük adı, Osmanoğulları Beyliğinin genişleme sürecinde kendisine itaat etmeyen, kendi güçleriyle çatışan ve takip edildiğinde dağlara kaçarak, kaçak hayatı yaşayan isyankâr, kaçak, dağlı Oğuz Türkmenlerine verdiği bir isimdir.

Ayrıntılı ve Kaynak Bilgi: Bilge Oğuz Yayınları arasında yayınladığımız Oğuz Boyları Aşiret, Oymak Cemaatler adlı kitabımıza bakınız.

Araştırmacı Yazar

İsmail UÇAKCI

Bu haber 3122 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum