İsmail Can Yılmaz: Fatih'in Bilime ve Eğitime Verdiği Önem

İsmail Can Yılmaz: Fatih'in Bilime ve Eğitime Verdiği Önem
26 Temmuz 2021 - 17:44

Öncelikle sizlere Fatih Sultan Mehmet’in  hayatını kısaca özet geçmek isterim. Batı dünyası Fatih Sultan Mehmet’i  Grand Turko (Büyük Türk) olarak anmıştır. Fatih Sultan Mehmet 30 Mart 1432 Edirne’de dünyaya gelir. Tarihe adını İstanbul’u fetheden ve Peygamber Efendimiz tarafından müjdelenen kumandan olmayı başarır. Birçok tarihçiye göre Orta Çağın bitişi ve Yeni Çağın başlangıcına sebebiyet veren İstanbul’un fethi ile çağ açan hükümdar olarak anılmıştır. Fatih Sultan Mehmet’in tahta ilk çıkması Sultan II. Murat çok sevdiği oğlu Alaaddin’in ölmesi ve vezirleri ile uç beyllerinin kendi aralarında çekişmeden bunalan II. Murat, Karaman oğlu İbrahim’in Hamidili topraklarını işgal etmesi sonucu Şehzade Mehmet’i Edirne’de Sadrazam Çandarlı Halil Paşanın  denetiminde kaymakam atayıp Karaman oğlu İbrahim’in üzerine sefere çıkmıştır. Zaferle dönen II. Murat Karamanoğulları ile Yenişehir’de anlaşma sağlamış ordunun Edirne intikali sırasında Bursa’da kalarak resmen tahttan elini çekmiş ve kendini din işlerine vermiştir. II. Murat 3 Şubat 1451’de vefat ettiğinde  Halil Paşa’nın gönderdiği ulakla aldığı haber üzerine ‘’Beni seven arkamdan gelsin’’ diyerek Edirne’ye hareket etmiştir. 19 Şubat 1451 ikinci kez tahta çıkmıştır. İstanbul seferi öncesi Fatih Sultan Mehmet, Karaman oğlu İbrahim üzerine yürümüş  ve İbrahim’in hiçbir karşılığı olmadan teslim olmuş, Devlet-i Aliye’ye tabi olduğunu  belirtmiştir.

İstanbul’un Fethi eğitimle sizce ne ilgisi olabilir mesela olaya şöyle bakalım; Fatih Sultan Mehmet bildiği diller Türkçe, Arapça, Farsça, Sırpça, Yunanca etkileyici değil mi? Dolayısıyla  ‘’Biz şehirleri değil gönülleri feth etmeye gidiyoruz’’ söylemiştir. Yunan Mitolojisi ilgi duyması  ve en büyük kazanımı insanların mezheplerini ayırmadan özgürce dinini yaşayabilmeleri imkanını vermesi,  Fatih’in tam anlamıyla entelektüel yönünü bizlere göstermiştir.  Sultan Mehmet Gayrımüslim insanların kültürlerini benimsemesi onlar gibi olmak değil, gönülleri feth etmek için kullandığı araçtan ibarettir. Grandük Notaras’ın dediği gibi ‘’Kardinal külahı görmektense Osmanlı sarığı görmeyi arzu ederiz.’’ Sizce bunlar tesadüfmü? Tabiki de hayır.

Fatih’in meşhur kütüphanesine din kitaplarını toplamış ve dönemin en yeni  eserlerini elde etmeye gayret göstermiştir. Bunlar İncil pasajları içeren dinsel tören eserleri, iki tane Zebur tevsiri gibi eserlerden oluşuyordu. Din kitaplarla ilgilenmesinin sebebi en az Hristiyan, Yahudi kadar dinlerine yabancı kalmaması, ayrıca gayrımüslim tebaasına yakınlaşmak istemesiydi.

İstanbul bilim ve zeka sayesinde feth edilmiştir. Surları bu denli güçsüz toplarla geçilemeyeceğini anlamış ve  Usta Urban’a şahi topunu döktürmüştür. Ayrıca Lağamcı birlikleri kurdurmuş ve savaşın seyrini değiştirebilmiştir. Askeri alanda Çağın ilerisinde bir staretejisine sahipti. Lakin İstanbul seferinin askeri başarı olduğunu söyleyemeyiz. Sultan Mehmet’e vezirleri ve askerlerinin  inanmamaları sebebiyle 53 gün sürmüştür. Askeri dehası gemileri karadan yürüterek Halice indirip bizanslıların çektiği zinciri saf dışı bırakarak surların zayıf noktasını aşmayı başarmıştır.

Fatih Sultan Mehmet sanata ve sanatçıya değer veren, Yeni çağın en büyük Rönesans Sanatçısıydı. Genitte belliniye(İtalyan bir ressam)döneminde portresini çizdirmişti. tabi bilime verdiği önemi şöyle de anlayabiliriz; Urban ustaya döktürdüğü topların mühendisliği bizzat Fatih’e aittir. Ayrıca şehzadeleği sırasında  başta Matematik, Fizik, Astronomi ve Coğrafya olmak üzere bir çok farklı alanda eğitim görmüştü.  Bunların yanı sıra  siyaset bilimi derslerinide hiç aksatmamıştır. 7 dil bilen Devlet-i Aliyye’nin 7. Padişahı dünya tarihinin en eski ve köklü kurumu olarak kabul edilen Sahn-ı semânı  kurmuştur ve dönemin en iyi Astronomu, Dil Bilimcisi ve Matematikçisi olan Ali Kuşcu’yu kurumda  görevlendirmişti. Fatih’in İstanbul’u fethi sade bir bakış acısıyla incelenmemelidir altında bir çok neden barındırır onun üstün zekası ve kuvettiyle İstanbul yüzyıllarca sürücek olan bir saltanatında müjdecisi ve her  hrıstiyan çocuğun ise kalbinde yara olmuştur.

İsmail Can Yılmaz Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü 2. Sınıf Öğrencisi


Bu haber 960 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum