Mehmet BİLGEHAN: ATATÜRK'ÜN SON EN BÜYÜK ZAFERİ "KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU HATAY"

Mehmet BİLGEHAN: ATATÜRK'ÜN SON EN BÜYÜK ZAFERİ "KIRK ASIRLIK TÜRK YURDU HATAY"
26 Temmuz 2021 - 17:55

Atatürk, yirminci asrın en büyük millî kahramanı ve insanlık âleminin en büyük dehası olarak yaşamıştır. Askerlikte ve politikada hiç şaşmayan bir sağduyuya sahip olduğu da bilinmektedir.

Atatürk’ün, son ömrünün ilk demlerinde, ebedî ölüm ülkesinin eşiğinde, hasta bedeniyle dönülmez bir yolda olduğu biliniyordu. Hasta bedeni ona ıstırap veriyordu; ancak “Hatay”, Atatürk’ün -kendi hastalığından da büyük- ıstırabıydı. O günlerde tıp, Atatürk için zalim teşhisini koymuştu.

Kendisine gerçeği olduğu gibi söylemediler, tam bir perhiz disiplini içine aldılar. Birkaç gün yatak odasında kaldı. Olimpos'un kahramanlarından daha destankâri, altın saçlı, çevik ve kıvrak Atatürk, günden güne soluyordu.

Atatürk rahatsızlığına rağmen, Ankara’daki 19 Mayıs 1938 törenlerinin akabinde kimseye haber vermeden trenle Eskişehir’den gizlice Mersin’e gitmiştir. Hastalığı son aşamada olan Atatürk için başkent telaş içindedir. Sonunda izi bulunur, Atatürk Mersin’dedir. Adana ve Mersin’de büyük bir Askeri tören düzenlenir. Atatürk Mersin’de Hatay’ın hemen yanından, bölgedeki diğer ülkelere gözdağı verir. Amaç, milletvekili seçimlerinin, yapılıp, Hatay Devleti Meclisinin açılmasıdır. Gözdağı etkili olur, seçimler hızla yapılır ve Hatay Meclisi çalışmaya başlar. 4 Temmuz 1938 yılında parafe edilen anlaşma ile Hatay devletinin silahlı gücü Türk ordusu mensuplarından oluşacaktır. Türk ordusu zaten sınırda hazır beklemektedir ve 5 Temmuz’da Türk ordusu iki koldan güneye hareket eder, birinci kol Payas ve İskenderun’a; daha büyük kol Hassa’dan hareket ederek 7 Temmuz 1938 de Antakya’ya girer.

Ancak; Atatürk’ün Hatay davası için Mersin’de saatlerce ayakta dimdik durması, hem Hatay’ın kurutuluş zaferi hem de bir ayrılık çeşmesi vedaı olmuştur.

Hatay davası Atatürk’ü bir daha geri gelinmeyen seferin yolculuk zamanını öne çekmiştir.

Bu nedenle Atatürk’ün son en büyük zaferi “Kırk Asırlık Türk Yurdu Hatay” olmuştur.

Atatürk, “Memleketimin bağımsızlığını, dünyada her sevgiden üstün tutarım. Memleketimi kurtarmak gerekirse canımı da yoluna vermek, dini ve ırkî payemdir.” demiş ve Hatay davasının şehidi olmuştur.

Bir vatan ve bir millet kurtarıcısı Atatürk, Hatay’ın kurtuluş davası için, neticeyi bile bile en hazin bir şekilde Mersin’de ayakta durarak bütün varlığıyla benimsediği Hatay’ın Kurtuluşu” davasına kendi canını feda etmiştir.

O’nu hasret, rahmet ve minnetle anarken Yüce Atatürk’ümüzün aramızdan ayrılışının sebeplerinden biri olan Hatay’ın Atatürk’ün bu son en büyük zaferi için onun şanına layık bir anıt yaptırmasının gerektiğine inandığımı belirtmek isterim. Bu görev, Hataylıların boynunun borcudur.

ATATÜRK, akıp giden zamanın önündeki doğrunun-güzelin-barışın-sevginin-özgürlüğün-uygarlığın, kişi/millet/ devlet haysiyetinin sönmeyen ışığıdır.

Düşünceleri ve hareketleri yaşadığı devri kapatıp yaşanılacak devri hedef almış olanlar içinde izleri silinmeyenler tarihte yeri olanlardır. Bunların kıymeti kapadıkları devrin geçmişi ile orantılıdır. Tarih, varlığı nesiller sürmüş hayat tarzını, bir nesilde kökünden değiştirmiş ve geleceklere yeni ufuk açmış olan böylesine Adamlarla şereflenmiştir."

Mustafa Kemal Atatürk'ün 19 Mayıs 1919'da Samsun'a çıkarak başlattığı Türk'ün Özgürlük, Bağımsızlık Mücadelesi; başından sonuna kadar, millete danışılarak, millete dayanılarak ve milletle birlikte yürütülen Milliyetçi bir Harekettir. Bu hareketin asıl dinamiğini ise, "Ne Mutlu Türk'üm Diyene" sözü oluşturur. Bu nedenle, Yüce Türk Milliyetini yok etmek isteyenlere karşı, yıkılmaz bir kale gibi durabilmek için Türk milletinin millî kahramanı Atatürk’ü hatırlatacak ve onun büyük hatırası ölçeğinde bir anıtın “Hatay” da şekillenmesi önemlidir.

Atatürk, gelmiş geçmiş en büyük Türk Milliyetçisi, milletinin Başöğretmeni, değeri ve büyüklüğü yıllar geçtikçe çok daha iyi anlaşılan, bütün olumsuz şartlara ve imkânsızlıklara rağmen başardıkları ile akıl ve havsalaya sığmayan bir deha... Allah'ın Türk Milletine bir lütfu...

O'nun yol göstericiliğine bugünlerde her zamankinden daha fazla muhtacız...

Şimdi Türk Milletine yine O'nun gibi bir lider daha nasip etmesi için Allah'a yalvarma zamanıdır...

Bu da sondan yani Hatay’dan başlamalıdır! İster “Atatürk”, ister “Başbuğ”, ister “Bozkurt”, ister “Halaskar” deyin, o her türlü övgüye layıktır. “TÜRKLÜK, MÜSLÜMANLIĞIN ÖNCÜSÜ VE KILAVUZUDUR.” diyen aziz ATATÜRK’ÜN hatırasına uygun ve Atatürk'ün ebedi hayata intikalini, O'nun hazarda ve seferde zaferlere sevk ettiği ve gözü gibi sevdiği Şanlı Ordusunu ve kahramanlıklarını hatırlatacak bir anıta Hatay’ın ihtiyacı var.

Bu anıt, bizleri SEVGİLİ BAŞBUG ATATÜRK'ÜN hatırası karşısında, teselli bulmaz derecede büyük acımızı, Hataylı sanatkârların derin ve duygularıyla, samimi şükran ve tazimleriyle meşbu kılacak bir anıta ihtiyacımız var!

Bunun için sanatkârları ve belediye başkanlarını bu hassasiyetle çalışmaları için göreve davet ediyorum. Bu gaye için İnci Heykelciliğin sahibi Necati İnci gibi rahmetli Mehmet İnci’nin yetiştirdiği heykeltıraşlara görev düştüğüne inanıyorum ve inşallah bu yazım Kartal Maltepe’de dalgalanan bayrağın altında duran Mareşal Üniformalı Atatürk Heykelinin bulunduğu kadim müesseseye ulaşır!

KAYNAK: Cemal Kutay, (1994), Bugün Atatürk Olsaydı…, İstanbul.


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum