İŞ BİTMEDEN ATEŞKES İŞİ VE ATATÜRK ÖRNEĞİ - Prof. Dr. Nurullah Çetin

İŞ BİTMEDEN ATEŞKES İŞİ VE ATATÜRK ÖRNEĞİ - Prof. Dr. Nurullah Çetin
21 Ekim 2020 - 15:24

İŞ BİTMEDEN ATEŞKES İŞİ VE ATATÜRK ÖRNEĞİ
Prof. Dr. Nurullah Çetin


Biz Türkiye Türkleri, 1920’lerde Millî Mücadele döneminde şöyle bir durum yaşadık. Millî Mücadelemizin tam ortasında 19 Şubat 1920’de başta İngiltere olmak üzere İtilaf Devletleri Anadolu’nun birçok yerini işgal etmişlerdi. O zaman Kuva-yı Milliyemiz bazı Batılı Devletlerden oluşan işgalcileri vatan topraklarından iti kovar gibi kovma harekatı içinde idi. Bu sırada başta İngiltere olmak üzere Fransa, İtalya ve Yunanistan bizim Anadolu’da Ermenileri ve Rumları öldürdüğümüzü bahane ederek Kuva-yı Milliyenin direniş harekatından vazgeçmesini isterler; yani bir bakıma sadece bize ateşkes önerilir.

O zamanlar Ermeni ve Rum terörist grupları Türk çocuklarını, kadınlarını ve yaşlılarını vahşice öldürmektedir. İşte tam bu ortamda işgalci Batılı devletler Kuva-yı Milliyenin silahlarını bırakmasını isterler. Bu durum karşısında o zaman Atatürk’ün verdiği cevap, bütün Türk devletleri yöneticilerine ders niteliğindedir. Atatürk şöyle der:

“Efendiler, vatanımızın işgal altındaki topraklarından düşmanların çekildiklerini görmeden veya hiç olmazsa çekileceklerine tam bir kanaat hasıl olmadan, yalancı, aldatıcı vaadlere gereğinden fazla önem vermek akıl karı mı idi? Tabii memleketin tek dayanak noktası kalmış bulunan Kuva-yı Milliyeyi dağıtmaya yönelik bu gibi teklifler ve teşebbüsleri anlamakta zorluk var mı idi? Geleceğin şüpheliliği ve belirsizliği içinde hemen millî davadan vazgeçmek caiz mi idi? Yalnız İstanbul’un değil, Boğazların, İzmir’in, Adana havalisinin, özetle millî sınırlarımız dahilinde bütün vatan topraklarının egemenliğimiz altına alınması millî gayemiz değil mi idi?

Bunun gibi yalnız İstanbul’un Osmanlı Devletine terk olunacağı vaadi karşısında Osmanlı Devletinin sadrazamı Ali Rıza Paşa memnun olsa da Türk milletinin memnun olacağı ve bununla yetinerek sessiz kalıp bir kenara çekileceği nasıl farz edilebilirdi? Vahdettin’in sadrazamı Kuva-yı Milliyeyi dağıtmaya yönelik bütün bu teşebbüslerin tarihsel sorumluluğunu düşünmek istemiyor mu idi? Efendiler, yabancı devletlerin teklifine ve onu uygulamaya kalkışan hükümetin arzu ve emrine, milletin ve Kuva-yı Milliyenin uymayacağı gayet tabii idi.(…..)

İstanbul’un Osmanlı Devletinde kalması hakkındaki İtilaf Devletleri görüşü ne kadar sevinçle karşılanmış ise, İzmir ve Adana cephelerinde Kuva-yı Milliyenin direnişten vazgeçmesi hususundaki istekleri de o kadar hayret verici oldu. Savunma Bakanına, İzmir ve Adana’nın da Osmanlı Devleti egemenliğinde kalması temin edilinceye kadar silah bırakılamayacağı yani ateşkes olamayacağı, Ermenilere tarafımızdan bir tecavüz olmadığı, Fransızlar tarafından silahlandırılıp teşvik edilen Ermenilerle bazı olaylar olmuşsa bunun sorumluluğunun Ermeni nasyonalistlerine ve onların tahrikçilerine ait olacağı bildirilmiştir.”(Nutuk, C1, s.382-383, 386)

Bu haber 2414 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum