Geleceğe miras İstanbul yazıları

Taner Ay’ın Ötüken Neşriyat tarafından okura sunulan ‘Vaktinden Evvel Bir Zemherir’ romanını KARAR okurları için inceleyen yazar Adnan İslamoğulları: “Bir elinde spatula diğer elinde fırça ile bir arkeolog titizliğiyle çalışan Taner Ay İstanbul’un yitirilen hafızasının dehlizlerinden hazineler bulup çıkarıyor. Bugün Ahmet Rasim’i okurken nasıl büyük bir haz alıyorsak, gelecek nesiller de Taner Ay’ın İstanbul yazılarını okurken aynı büyük hazzı alacaklar.

Geleceğe miras İstanbul yazıları
06 Nisan 2024 - 09:56

Geleceğe miras İstanbul yazıları

ADNAN İSLAMOĞULLARI

Bir elinde spatula diğer elinde fırça ile bir arkeolog titizliğiyle çalışıyor ve İstanbul’un yitirilen hafızasının dehlizlerinden hazineler bulup çıkarıyor Taner Ay.

Hemen her yazısında İstanbul’un yitirdiğimiz bir sokağında dolaştırıyor okuyucusunu, birbirinin üzerine abanır gibi eğilmiş hâlde ikişer üçer katlı ahşaplarıyla Sinekli Bakkal’da bir sokağın sakinleriyle tanıştırıyor, Seref Efendi sokağındaki fukara ahşaplarının kırık döküklüğüne inat, pencerelerinde yan yana dizilmiş sardunyalar, katmerli şair karanfilleri ve fesleğenlerin rengârenk, rengâhenk cümbüşlerine ortak ediyor, kokularını saçıyor okuyucunun odasına.

taneray.jpg

Son kitabı ‘Vaktinden Evvel Bir Zemherir’de İstanbul’u sadece yazmakla kalmıyor Taner Ay, güçlü desenler ve ustaca fırça vuruşlarıyla izlenimci bir peyzaj ressamı gibi her sayfada bir başka tablo yapıyor adeta ve biz okurken aynı zamanda bir sergiyi geziyormuş gibi İstanbul’u temâşa ediyoruz. Üstelik temâşa etmekle kalmıyor İstanbûl’un lezzet mekânlarına da konuk oluyor, Ali Efendi Lokantası’nın köftesinin, Eyüp’ün kaymağının, Beykoz’un paçasının, Şemsi Paşa’nın hıyar turşusunun, Tahtakale’de Şamlı Hacı Kâmil’in baklavasının, Şehzâdebaşı’nda Ahmed Ağa’nın aşuresinin tadına bakıp telezzüz ediyoruz.

‘Vaktinden Evvel Bir Zemherir’, sokak sokak, meyhane meyhane, cadde cadde İstanbul’u ve İstanbulluları anlatırken, arka planda usulca, sessizce ve tevâzu ile akıp giden Tanbûrî Cemil Bey’in hazin hikâyesi, İstanbul’a dair yitirdiğimiz tüm güzelliklerin, lezzetlerin, insan hikâyelerinin ve İstanbul’un tüm coşkusunun üzerini hüzünlü bir sis perdesi ile kaplıyor. O sis perdesinin arkasında mutsuz, adeta gamdan ibaret ve kendi yalnızlığında devlet kurmuş bir sanatkârın, mûsikîyi ihyâ edişinin hikâyesi saklanıyor. O kadar güzel saklanıyor ki, hikâye aktıkça arkadan Tanbûrî Cemil’in nihâvend taksimi akıyor. Enderûnî Vâsıf Bey’in, ‘Dil hârâb-ı Aşkınım Sensin Sebep Berbâdıma’ güftesine sadece beşerin sesini veren Tanbûrî Ali Bey’den sonra Cemil Bey saza bir de bülbülleri konduruyor.

kitap.jpg

‘Vaktinden Evvel Bir Zemherir’, insana dair hikâyelerle akıp giderken insan hayatında, şehrin hayatında, sokaklarda ve tabii Tanbûrî Cemil Bey’in evinde, bahçesinde ve kucağında yaşayan kedileriyle ve özellikle Tanbûrî Cemil Bey’in ‘kedi cinsinin en ziyâde izzet-i nefs-i cibillisi’ olduklarını düşündüğü ve onları diğer sokak kedilerinden ayırmak için ‘bakkal kedisi’ dediği tekirleriyle zenginleşiyor. Mutsuz evliliğini bile, ‘istenmediği kendisine hissettirilmiş bir kedi kadar yalnız’ canın dünyada bulunmadığına inanmakla tarif ediyor. Taner Ay, İstanbul yazılarıyla günümüz şehir mektuplarını biriktiriyor.

Bugün Ahmet Rasim’i okurken nasıl büyük bir haz alıyorsak, gelecek nesiller de Taner Ay’ın İstanbul yazılarını okurken aynı büyük hazzı alacaklar. Tiryakilikle okuyoruz, yazmaya devam et Taner Ay.
Not. yazı ilk olarak 6 Nisan 2024 tarihinde Karar gazetesinde yayınlanmıştır.


FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum