Bugun...


Ergül ALTAŞ Yazdı: UZAKTA
Uzaktasın. Gurbette. Bir başına bir cenderede. Yaşadığımız çağda uzak neresi deme.

Ergül ALTAŞ Yazdı: UZAKTA
+ -

UZAKTA

Uzaktasın. Gurbette. Bir başına bir cenderede.

Yaşadığımız çağda uzak neresi deme.

Gözünün görmediği, elinin ermediği yer uzaktır. Bu, dağın ardı da olur, başka bir şehir, başka bir ülke de.

İletişim çağında sesine görüntün eşlik etse de yetmez. Sese ve görüntüye sinen makine soğukluğu yüreğine düşen hasret ateşini söndürmez. Dokunmak, sarılmak istersin. Gözün gözüne, dizin dizine değsin istersin sevdiklerinin. Oturup bir çay içmek, zeytinyağının para etmediğinden, armut ağaçlarının kuruduğundan, havadan sudan konuşmak istersin.

Annenin başı ağrır kalkıp gidemezsin. Okul, sıra, oyun arkadaşın oğlunun mürüvvetini görür, sen orada olmazsın. Baharda dağları lale sümbül bürür; kekik kokusu, keklik sesi alıp başını yürür. Mevsimler bütün ihtişamıyla gelir geçer. Sen uzaktan bakarsın.

Gözden ırak olan gönülden de ırak olur. Zamanla onlar seni, sen onları unutursun. Yapayalnız kalırsın koca dünyada. Koca dünyanın yükü ağırdır. Bir başına omuzlayamazsın. Esen yelden, yağan kardan nem kaparsın. Dönüp dönüp içine bakarsın. İçindeki hüzünde boğulursun.

Gurbet zordur. Zorluklar elbirliğiyle aşılır. Sağına soluna bakarsın bir umutla. Gurbette herkes eldir. Neşeden, gönülden, hayattan düşersin, el uzatan olmaz.

Turna katarları dizilir göğe. Pınara keklikler iner düşünde. Bir deli tay dağlar aşar. Bahar gelir. Kabak çiçeği gibi açan güneş içine ışık düşüremez. Kolun kanadın kırıktır. Melül mahzun bakarsın. Oturduğun yerden doğrulamazsın, derdine yanarsın.

Baban gel der, annen özledim. Bacın yüzünü gören cennetlik kardeş. Nelere alışmıyor insan. Sitemlere de alışır gönül. İş güç, sonra para. Yetişemezsin, yetiremezsin. Bayrama dersin. İki bayramdan birinde varırsan şükredersin.

Ölümlü dünya. Sayılı günler hiç beklemediğin bir anda biter. Hesaplar alt üst olur. Ayaklarının altındaki cennetin hasretine daha fazla dayanamaz annen. Sırtını dayamasan da orada, sılada olduğunu, sigarasını tüttürdüğünü, nefes alıp verdiğini bilmenin yüreğine güven verdiği baban terki dünya eyler. Söner baba ocağı. Dayın, amcan, teyzen bir bir göçer. Gök kararır. “Bir tel kopar ahenk ebediyen kesilir.”

Pişmanlıklar kalır sana. İçine dert olan keşkeler. Bir süre ah vah eder, içinin yangınına su serpersin. Zaman her şeyin ilacıdır. Dön baba dönelim. Dönersin dünyaya. Unutursun ölümü, ölen sevdiğini.“Unutmak kolay mı deme / Beni değil kendini de / Unutursun Mihribanım.”

Olan olmuştur. Ölenle ölünmez. Nerede kalmıştık? diyerek hiç ölmeyecekmiş gibi dört elle yeniden sarılırsın dünyaya.

Allah sıralı ölüm versin diye dua etsen de sırayla değil vadeyledir ölüm.Sayılı nefesler bitti, yiyecek lokman kalmadıysa yol görülmüş, göç düzülmüştür. Sana soran olmaz. Yaşını başını almış, ununu eleyip kalburunu asmış birinin ölümü beklenendir. “Ondan geldik ona döneceğiz.” Allah rahmet eylesin, der hayatın akışına kürek çekersin. Zor olan genç ölümdür. “Gök ekini biçmiş gibi.”

Acı haber tez duyulur. Biri ölür. Yarı yaşında bir delikanlı. Gezdiğin dağlarda gezmiş, hayvan gütmüş, zeytin silkmiş. Eğilip pınarlardan su içmiş. Ekmeğini taştan çıkarmış. Senin soluduğun havayı soluyarak boy atmış. Evlenmiş. Baba olmuş. Herkes kadar mutlu. Oturup bir çay içmişliğin yoktur belki. Babasını tanırsın anca. Aynı köyün çocuğu olsanız da yabancısınız. Facebook arkadaşlığı tanışık kılmaz sizi.

Ama acı başka. Acı bu milletin mayasındaki çimentodur. Farklı zamanlarda da olsa aynı yerde doğmuş, büyümüş, yuva kurmuş olmanın ortak paydası sizi biz yapar. Mutluluğunuzu, sevincinizi duymakta zorlansanız da acınızı ta yürekte duyarsınız.

Ateş düştüğü yeri yakar, ne kadar doğru. Yanar içiniz. Şu yeryüzünde bir başına dayanılmaz ne acılar var. Teselli edecek, içinizi dökecek bir dost ararsınız. Dost nerede? Siz gurbettesiniz. Sevgililere, sevinçlere, huzura uzakta.

En kısa zamanda bir yolunu bulup doğduğunuz eve, toprağa dönmeye karar verirsiniz. Üç gün sonra unutursunuz. Yeni bir acıya, sarsıcı ölüme kadar.

İnsanız biz. Unutan, uyku gaflet basan, aldanan, cennetten kovulan. Kovulduğumuz cennettir asıl vatan. Dünyanın kendisi bir gurbet, sürgün yeri. Doğup büyüdüğü toprağın, baba ocağının hasretiyle yananlar gurbet içinde gurbette.

Hakkın rahmetine yürüdüğümüz gün bitecek sürgün hayatı. Bütün gurbetlerden,işte o gün, sılaya döneceğiz.

 

 

 




Bu haber 141 defa okunmuştur.

YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI