Bugun...


BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI MİLLÎ VİCDANIMIZDA YAŞIYOR. - Nurullah Çetin

BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI MİLLÎ VİCDANIMIZDA YAŞIYOR. - Nurullah Çetin
+ -

BOĞAZLIYAN KAYMAKAMI MİLLÎ VİCDANIMIZDA YAŞIYOR.
Nurullah Çetin

Bugün 10 Nisan, Millî şehidimiz Kemal Beyi hatırlama günü. 10 Nisan 1919 günü Kemal Beyimiz, İtilaf Devletleri adlanan Haçlı Siyonist işgalcilerin zağar köpeği olan Nemrut Mustafa’nın kararıyla idam edilmişti.

Milletler kahramanlarıyla yaşarlar, kahramanlarını hatırlayarak, yeni yeni kahramanlar üreterek millet varlıklarını korurlar. Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey, Türk milletinin istiklalci, milliyetçi Türk beylerinden biri idi. 

Kemal Bey, 1915’te Yozgat Boğazlıyan Kaymakamı oldu. O aralar Yozgat bölgesindeki Hınçak Komitesine bağlı Ermeniler silahlanıp çeteler kurmuşlardı. Bu çeteler, Türklerin hem mallarını soyup talan ediyorlar, hem de canlarını alıp, kitleler halinde öldürüyorlardı. 

Osmanlı Devleti de rahat durmayan, düşmanla işbirliği yaparak Türkleri kitleler halinde canice öldüren Ermenileri, Devletinin başka yerlerine göç ettirme kararı aldı. Çıkarılan bu tehcir kanununa uymayan Ermeniler, 2 Eylül 1915′te Yozgat’ın Boğazlıyan ilçesine bağlı köyleri ateşe verdiler. 

Türkleri kurtarmaya gelen Jandarmalara da ateş açtılar. Bunun üzerine Osmanlı Devleti, eşkıyalık yapan bu Ermenilerin 24 saat içinde Suriye’ye göç ettirilmesini emretti. Kemal Bey de kaymakam olarak bu emri en insanî şekilde yerine getirdi.

Birinci Dünya Paylaşım Savaşı sonunda 30 Ekim 1918 Mondros Mütarekesi gereğince ülkemiz İtilaf Devletleri denilen Haçlı emperyalist devletler tarafından işgal edildi. İşgalcilerin amaçlarından biri de Türklerin Ermenilere soykırım uyguladığı yalanıyla milliyetçi ve istiklalci Türk aydınlarını temizlemekti. İktidarda istedikleri her şeyi yapan İşbirlikçi Hürriyet ve İtilaf Partisi ve Sadrazam Damat Ferit Paşa vardır.

Ermeniler, mağdur rolüne bürünerek İşgalci İngilizlerden kendilerini sürgüne gönderenlerin cezalandırılmasını istediler. Vahdettin ve Damat Ferit idaresi, bu isteği uygun buldu. Aranan suçlulardan biri de dönemin Boğazlıyan Kaymakamı Kemal Bey idi. 

Harp Divanı Mahkemesi kuruldu. Başkanı da daha sonra Kürt Nemrut Mustafa Paşa oldu. Tehcir sırasında ihmali bulunduğu, Ermenilere kötü davrandığı, kış gününde vatandaşları can ve mal kaybına uğrattığı, ayaklarına süngüler bağlayarak ölüme terk ettiği iddialarıyla suçlandı. Yalancı şahitler tabii Ermenidir ve parmaktan çıkmayan yüzüğü almak için kol kesmek gibi aslı astarı olmayan iftiralar atarlar.

Kemal Bey ise, “Ben aldığım emri yerine getirdim. Sürgün edilenlere insanî şekilde davrandım. Süngü bağlamadım. Vicdan azabı duymuyorum. Kimsenin ölümü için emir vermedim.” Der.

Tam Nemrut olan bu adam, 8 Nisan 1919′da Kemal Bey’i idama mahkum eder. İşgalci İngiliz baskısıyla Padişah Vahdettin, Sadrazam Damat Ferit Paşa, Şeyhülislam Mustafa Sabri fetvasıyla idam gerçekleşir.

Cezası infaz edilmek üzere İstanbul Beyazıt Meydanı’na getirilir. Bunu duyan bütün Müslüman Türkler Beyazıt Meydanı’nda toplanırlar. Kemal Bey’e idam sehpasının önünde son sözünün ne olduğu sorulur o da halka şöyle der:

“Sevgili vatandaşlarım, Ben bir Türk memuruyum. Aldığım emri yerine getirdim. Vazifemi yaptığıma vicdanım emindir. Sizlere yemin ederim ki, ben masumum. Son sözüm bugün de budur, yarın da budur. Ecnebi devletlere yaranmak için beni asıyorlar. Eğer adalet buna diyorlarsa, kahrolsun adalet. Benim sevgili kardeşlerim, asil Türk Milletine çocuklarımı emanet ediyorum. Bu kahraman millet, elbette onlara bakacaktır. Allah, vatan ve milletimize zeval vermesin. Âmin. Borcum var, servetim yok. Üç çocuğumu, millet uğruna yetim bırakıyorum. Yaşasın Millet…”

35 yaşındaki genç kaymakam, iskemleyi kendi ayağıyla iter. Vasiyetinde şu cümleler yazılıdır: “Türk Milleti ebediyyen yaşayacak, Müslümanlık asla zeval bulmayacaktır. Allah, millet ve memlekete zeval vermesin. Fertler ölür, millet yaşar. İnşallah Türk Milleti ebediyete kadar yaşayacaktır.”
TBMM, 14 Ekim 1922′de çıkardığı özel bir kanunla Kemal Beyi “Millî Şehit” olarak kabul etti.

Boğazlıyan kaymakamını anmak ve hatırlamak demek, onun istiklalci, milliyetçi duruşunu bugünkü şartlarda korumak ve geliştirmek demektir. Kemal Beyin hayat hikâyesi bize göstermiştir ki, Türkler devletlerini Türk olmadığı gibi, Türk düşmanlıklarıyla ünlü kinci yaratıklara teslim ettiği zaman, bu mahlukat yabancı emperyalist güçlerle işbirliği yaparak, onlara yaranmak için insanlıklarından da çıkarak istiklalci, milliyetçi Türk beylerini ve giderek bütün Türk milletini acımadan yok ederler. 

Unutmayalım ki Damat Ferit Paşa da, Nemrut Mustafa Paşa da hem Türk değildi, hem de Türk düşmanıydı. Vahdettin Türk’tü ama zavallının, kuklanın tekiydi. O halde bugün Türkler, yaşamak, var olmak istiyorlarsa devletlerine, bağımsız ve millî siyasi iradelerine sahip çıkmak zorundadır.






YORUMLAR

Henüz Yorum Eklenmemiştir.Bu Haber'e ilk yorum yapan siz olun.

YORUM YAZ



FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER HABERLER
ÇOK OKUNAN HABERLER
VİDEO GALERİ
YUKARI