Mustafa ÖZÇELİK

Mustafa ÖZÇELİK


AHMET YESEVİ

28 Temmuz 2020 - 13:29

AHMET YESEVİ

Oğuz illerinde bir ulu kişi

Adı Ahmet Yesevî namı Hazret-i Pîr-i Türkistan

Aslan Baba'nın Yusuf Hemadanî'nin dervişi

Onların yolunu yol bilip kendine

Türkistan'dan Anadolu'ya Balkanlara

Dört bir yanı aydınlatan Horasan güneşi

 

Bu güneşin hikâyesi daha doğumunda başlar

Zira ki atası Şeyh İbrahim

Ali efendimizin soyundan bilinir

Annesi ise Mûsâ Şeyh'in kızı Ayşe Hatun

Böyle bir maneviyat bahçesinin gülüdür o

Bundan olmalıdır ki

Erken açılır ona hakikatin kapıları

Teccelliden nasîbdar olur çocuk yaşlarında

Mesela yedi yaşında Hızır'la buluşur

 

Zaman geçer tamamlar ilim irfan derslerini

Arık meydandadır hem camide hem dergâhta

Etrafında yerliler göçebe Türkler

Onun dilinden öğrenirler dine dair

Hüküm ve erkan adına ne varsa onca değer

Üstelik Türkçe söylenir Türkçe dinlenir

Diğer yandan göz halktadır ama gönül Hak'tadır

Mesela kendisi el emeği kaşıklar yapıp satar geçimi için

Hep verendir eli almayı bilmeyen kutlu bir el

 

Adına "hikmet" denir söylediği hakikatlerin

Hepsi bir sırdır aslında yaratandan yaratılış adına

Böylece Türk bir başka görmeye başlar neden var olduğunu

Adalet ilim irfan ve muhabbet adına

Kızılelma rüyaları görmeye başlar

Türkçe ise mana denizinde yunup lisan-ı cebrail olur

 

Bundan sonrasında her şey Yesevî dervişleriyle yürüyecektir

Çünkü yeni bir yurtluk gerektir Türk'e

Diyar-ı Rum'dur işaret edilen toprak

Sonra ulu bir ateş yakarak göç vaktinin geldiğini söyler

Ardından her bir kütüğü alıp eline

Bu senindir diyerek birini Geyikli Sultan'a verir

Diğerini Hacı Bektaş'a ve sırayla her birini bir başka dervişe

Ardından onlara dönüp

Haydin der bu kütükler nereye düşmüşse

Orada bir yurt kurup

Hep toprağı yeşillendireceksiniz hem de gönülleri

Son kütüğe fırtlattığında buyruk Sarı Saltuk'a verilir

Sen de Rum diyarından Batı'ya en batıya yürü fermanı duyurulur

Sonra her bir dervişe bir çerağ bir hırka bir elifi tac

Birer seccade birer sancak verip

Gönderir her birini dört bir yana

 

Bundan sonra bu dervişlerle yürür her şey Gittikleri her yerde onlar Öyle bir çerağ yakarlar ki bu ışık Hem zamanı aydınlatır hem mekânı Yeşillenir bozkır duaya durur toprak Çünkü her şey atılan adım söylenen söz Besmele iledir ve Hak rızasını gözetir

 

Rivayet odur ki

Tam doksan dokuz bindir bu dervişlerin sayısı

Ayak basmadıkları yer girmedikleri gönül kalmaz

Diyar-ı Rum Anadolu

Balkanlar Evlad-ı fatihan yurdu olur

Dört bir yanda duyulmaya başlar Hakk'ın sedası

 

Derken vakit tamam olur

Niyazı gerçekleşir Yesevî Sultan'ın

Bu esnada yaşı altmış üçe gelmiştir

Ulu peygamberin göç yaşıdır bu

O'na hürmeten yerin altındaki hücresine çekilir

Böyle hazırlanır göç vaktine

An gelende bir hüma kuşu olup

Göçer sonsuzluk yurduna

Ama unutulmaz bu ulu sultan

Ne hikmetleri susar ne hikâyeleri biter

 

Bugün varsak bu Anadolu toprağında

Hâlâ "ya hu" esması söyleniyorsa hâlâ Balkanlarda

Bu Yesili Ahmet Sultan'ın hürmetinedir

Şad olsun ruh-ı cemili

Eksik olmasın üstümüzden himmet eli

                                                                                                            MUSTAFA ÖZÇELİK

Bu yazı 231 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum