Fuat YILMAZER

Fuat YILMAZER


 DEĞİŞİM VE GELİŞİM BİR ZARURETTİR

13 Temmuz 2020 - 09:56

                                             DEĞİŞİM VE GELİŞİM BİR ZARURETTİR
                Dünya da pek çok şeyin değişimine, gelişimine ve zincirleme olarak insanların değişimine ve gelişimine şahit oluyoruz.
                Gelişim ve değişim bir zarurettir, engellemek de mümkün değildir. Her zaman iyi yönde de olmayabilir.
                İnsanlar duman yöntemiyle haberleşiyordu. Sonra dumanın yerini kuşlar aldı. İnsanlar bunu keşfetti ve alıştı. Sonra mektup devreye girdi, telgraf ve telefon. İnsan bu değişime ve gelişime de alıştı mutlu da oldu. Manyetolu telefonların yerini ceplere giren akıllı telefonlar aldı ve haberleşme aygıtı olarak cebimize girdi. Bu gelişmeye de alıştık hatta mutlu olduk. İletişim hızı bizi öyle bir noktaya getirdi ki artık dünyanın bir ucundaki iyi veya kötü haberi bir dakika bile dolmadan duyabiliyor görebiliyoruz.
İlk çağlarda taşımacılık ve ulaşım aracı ayaklardı. Bir yerleşim yerinden bir başka yerleşim yerine günlerce hatta aylarca yürüyerek gidilirdi. Sonra binek hayvanları kullanılmaya başlandı. At ilk dönemler binek hayvanıydı, onunla yük taşınabilirdi. Sonra atların başka özellikleri keşfedildi ve çok iyi bir savaş aracı olarak kullanılmaya başlandı. Savaşın en popüler silahı oldu.
Zaman ilerledi bunların yerini motorlu araç ve gereçler aldı. Tüfek icat oldu, şimdi uzun menzilli tüfekler metrelerce öteden karşıdakini yok edebiliyor.
Şimdi teknolojinin geldiği üst seviyede yeni silahlar yapıldı kullanılıyor. Uçak, roket, füze, Siha, İha, savunma sistemleri ve daha neler neler…
Şimdilerde atla tarım yapalım, savaşta atı kullanalım veya at sanayinin vazgeçilmezidir denilebiliyor mu? Hayır. 
Değişim ve gelişime direnmek, karşı çıkmak mümkün müdür?
Tıp Bilimi gelişmemişti. İnsan hastalığına da hayvan hastalığına da tecrübe kazanmış becerikli şifacı veya eski Türklerde “otacı” adı verilen kişiler bakardı. O günün bilgisi ile günün şartlarına göre şifa dağıtırdı. Hastane yoktu, doktor, hemşire, ebe, laboratuvar yoktu. Laboratuvarcı yoktu. Tahlil de yapılmıyordu.
Daha sonra gelişmeler oldu, tıp fakülteleri açıldı, doktor ve sağlık personelleri yetişmeye başladı.
Tıp bilimi layık olduğu değeri kazandı. Önceleri kalp damar hastalıklarına cerrahi müdahale yapılamıyordu, sonradan Baypas yöntemi ortaya çıktı.  Önce bu yöntemle kalp ameliyatı veya damar değişikliği yapmak için göğüs kafesi önden açılıyor, kalbe veya damara oradan müdahale ediliyordu. Şimdi artık o yöntemin yanın da sol göğüs altında küçük bir kesi açarak kalbe ve damara müdahale yapılabiliyor.
Tıp alanında değişim ve gelişim yaşandı. Uymak gerekliydi çünkü gelişmiş medeniyet bunu gerektiriyordu.  
Dünkü yöntemleri isteyen kimse var mı? Yok, olmaz da. Yaraya, bıçağı kor ateşte ısıtarak dağlamak bugün uygulanabilir bir yol olabilir mi?
Kısaca hayatın her kesiminde gelişme ve değişmeler oldu.
Bu değişim insanların yaşam kültüründe, medeniyetlerinde ve fikirlerinde de oldu. Hayattaki, düşünce ve fikirlerdeki değişime kimse dur diyemedi diyemezdi de. Dolaysıyla yeni evetler, yeni kabuller ortaya çıktı. Yeni düşüncelerin ışığında planlar, programlar, projeler gelişti.
600 yıllık Osmanlı İmparatorluğu, son yüzyılında dünyadaki gelişmeleri ve değişmeleri kaçırdığı için acı sonla muhatap oldu.
                Medeniyette ve teknikte olan gelişmelerden ve yabancı devletlerin kendilerine olan bakışlarının farkına varamadılar. Harp sanayiinden, idari reformlardan habersiz kaldılar, yenilikler fark edilmedi. Fark edildiğinde de özde değil sadece ayak uydurma görüntüsü vermek amacıyla çalışmalar yapıldı ve bu hataların sonucu altı yüz yıllık koca imparatorluk siyasi ömrünü tamamladı.  93 Harbinde, Balkan Harbinde, Ortadoğu’da ve son olarak 1.Cihan Harbinde korkunç acılar ve kayıplar yaşandı.
Gelişme ve değişme bir zarurettir. İnsanoğlu her zaman bir arayış içindedir. Bu arayış bazen iyi yönde bazen de zararlı yöndedir. Ama ikisi de gerçekleşmektedir. İnsanlar, düşünceler, şehir yapıları, teknoloji, sanayi, idari yöntemler ve uygulamalar değişmektedir.
Bu değişime sebep olacakların maceraperest değil Aklını, gönlündeki canlı sevgisini yitirmemişlerden olması önemlidir. Temennimiz atom bombası, hidrojen bombası, nükleer silah üretme gibi insanlığa çok acı verecek hatta insanlığın sonunu getirecek yanlış ve tehlikeli kulvarda daha fazla gelişmez..
Daima dikkatli olmak dileği ile…

 
 
 

Bu yazı 486 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum