Av. Cemil ALTINBİLEK

Av. Cemil ALTINBİLEK

[email protected]

MÛSİKÎ MEŞK VE MECLİSLERİ-5 HOCA İLE TALEBELER VE SONUÇ

16 Şubat 2022 - 21:33
Reklam

 

MÛSİKÎ MEŞK VE MECLİSLERİ-5
HOCA İLE TALEBELER VE SONUÇ
“Cemil Altınbilek’ ile mûsikî üzerine bir mülâkat”
Hoca Câhit Gözkân’ın diğer talebeleri hakkında da malumat verebilir misiniz?
     Hocam Câhit Gözkân’a çok kişi talebe olarak gelmiştir. Birçok mûsikîşinas da kendisinden istifade etmiştir. Sohbetimiz içinde geçen mûsikî erbabının isimlerinden bu husus zaten anlaşılmaktadır. Biz hocamıza; Ben Cemil Altınbilek, Dilek Ömürlü, Güner Aygün ve Ali Fırtına ile birlikte, 4 arkadaş olarak meşke başladık, geçen 40 yıl içinde her birimiz hocamızı gerek içimizde gerek çevremizde yaşıyor ve yaşatıyoruz. Bizden önceki nesil içinde de bir 4 kişilik arkadaş gurubu vardır. Üçü rahmetli oldu, bunlardan Fahrettin Çimenli hakkında kaleme aldığım bir yazı içinde bahsetmiştim. Şimdi bu vesile ile Fahrettin Çimenli Ağabeyimiz hakkındaki beyanlarımızı tekrar ile onları da anmış olalım;
     “Fahrettin Çimenli’yi 1979 yılında talebesi olduğum ve ilk seneden itibaren, yirmi yıl süreyle, hususi ve umumi mûsikî meşklerine katıldığım, hocam Câhit Gözkan’ın (1909-1999) önceleri Salı, sonraları cuma akşamları icra edilen mûsikî toplantılarında tanıdım.
     Bizden önceki kuşak talebelerden, Udî ve Kemanî Ş. Ünal Ensari (1937-2016), Kemanî Oktay Özkanç (d.1937), Kanunî Artemiz Biricik (d.1938) ve Tanburî Fahrettin Çimenli (d.1933), dört arkadaş olarak 1956-1959 arası yıllarda Cahit Hoca’ya devam etmeye başlamışlar ve Hoca’nın 1999 yılındaki vefatına kadar, kırk yılı aşkın süre de bu hoca-talebe ilişkisi, adeta baba-oğul ve dost halkası halinde devam etmiştir.
     Bu vesile ile benim de mûsikîde ağabeylerim olan Fahrettin Çimenli ve arkadaşları hakkında otuz yılı aşan dostluk içinde kulağımda kalan hatıralardan birkaçını aktarmak isterim. Şöyle ki; Ünal, Oktay ve Artemiz’den oluşan bu üçlü, önceleri üniversite öğrencisi olarak Fatih Camiinin avlusunda bulunan bir kamu yurdunda kalıyorlar, bir taraftan da İstanbul Üniversitesi Korosu’na devam ediyorlar. Bu sırada bağlama çalmakta olan Fahrettin ile tanıştırılıyorlar. Bağlama ile kendilerine kusursuz refakat eden Fahrettin Çimenli’yi önce yadırgıyorlar, sonrada senin tanbur çalman gerekir diye düşünerek, Kumkapı Nişanca’da ney ve diğer enstrümanlar icra ve imal eden, Neyzen Salih Dede’nin torunu olan Agâh Dede’nin dükkânına götürüyorlar. Fahrettin’i dinleyen Agâh Dede, yüksek bir rafta duran tozlu bir tanburu Fahrettin’e indirtiyor, bakımını yaparak, çaldırıyor. İlk defa eline aldığı tanburu çalışından hayrete düşen Ağâh Dede, para-pul lafı bile etmeden, “al bu tanbur senin, götür” diye Fahrettin’e veriyor.
     Bilahare Yenikapı civarında bir fırının üst katındaki Fahrettin’in yaşadığı küçük bir daire, üniversite ve koro dışındaki zamanlarında, bilhassa cumartesi ve pazar günlerinin tamamında, bu dörtlünün müzik icra ettikleri mekân oluyor.
    İlk önce Cerahpaşa Camii İmamı Hafız İsmail Karaçam Ünal Ensari’yi, kabiliyetli bir genç diye Cahit Hoca’nın evinde yapılan fasıllara götürüyor ve kendisi ile tanıştırıyor. Sonrasında da Ünal Ensari, mûsikî arkadaşları olan, Artemiz, Oktay ve Fahrettin’i, Hoca Câhit Gözkan’ın evinde yapılan fasıl akşamlarına götürüp, tanıştırıyor. İlk gittiklerine gençler hazırladıkları Neveser peşrev ve saz semaisi icra ediyorlar. Hazır olan misafirler kendilerini dinliyor ve tebrik ediyorlar, üzerine Cahit Hoca bir Neveser Taksim ediyor. Ki, bu defa gençler hayranlıklarından şaşırıp kalıyor ve mahcubiyetten ne yapacaklarını bilemiyorlar, nasıl biz böyle bir ortamda saz çaldık diye utanıyorlar. Böylece kırk yılı aşacak bir hoca-talebe münasebeti başlıyor, Üniversite Korosu, Agâh Dede’nin dükkânı, Fahrettin’in odası ve Cahit Hoca’nın mûsikî toplantıları içinde yetişiyorlar. Hatta önceleri Etiler semtinde ikamet eden Fahrettin Çimenli’nin mûsikî arkadaşlarına ve Cahit Hoca’ya yakın olmak için, son yıllarında da ikamet ettiği Göztepe’ye taşındığını, Ünal Ensari Ağabeyimiz ifade etmektedir.
     Hoca Câhit Gözkân’ın evinde yapılan mûsikî meşkleri, ananeye uygun olarak, geçilen eserler içinde, form, usul, makam ve taksim kritikleri ve uygulamaları şeklinde cereyan eder. Sohbet bahsinde ise, eslafa dair mûsikî hatıraları nakillerinden, gündelik meşgalelerin paylaşımına kadar uzanırdı. Talebelerin dışında misafirlerin de katıldığı, umumi fasıl akşamlarında ise, daha önceden hazırlanmış takımlar geçilir, taksimler edilir, sololar dinlenirdi.
     İşte böyle meşk günlerinden birinde sazlarında ilerlemiş olan dört arkadaş Radyo kadrosuna girmek isteklerini aşikâr ederler ve hocalarından destek isterler. Bu dönemde Radyoda saz eserleri programları yapan ve mûsikî muhitinde, Radyonun kurucusu Mesut Cemil’den, Türk Müziği bölümünün başına getirilen Ulvi Ergüner’e yakın arkadaşlıkları bulunan, Câhit Gözkân ve Yekta Akıncı Hocalar, üniversiteli olan Ünal, Artemis ve Oktay’a yüksek tahsil yaptıkları mesleklerini ifa etmeleri, mûsikîyi amatörce yapmaları gerektiğini ifade etmişler. Sadece Fahrettin Çimenli’nin o sıralarda “singer” markalı dikiş makinaları firmasında çalışıyor olması sebebiyle, profesyonel mûsikî hayatına geçmesini uygun görmüşlerdir. Zira büyük hocaları Ahmet Mükerrem Akıncı ve Kanunî Mehmet Bey’in, “mûsikînin ticari bir iş olarak görülmemesi” yönünde vasiyetlerine, hep uymuşlardır.
     Fahrettin Çimenli Ağabeyimiz, İstanbul Radyosundaki ve Devlet Korosundaki görevleri yanında piyasanın da aranan sazendesi olması sebebiyle, çok yoğun bir mûsikî hayatı içinde bulunmasına rağmen, Hoca Cahit Gözkân’ın evinde icra edilen geleneksel ev fasıllarına iştirak eder ve mutlaka ara taksimlerinden birini de icra ederdi. Fahrettin Ağabeyin taksim ettiği sırada Ünal Ensari Ağabeyimizin yanında oturduğu Cahit Hoca’nın kulağına eğilip, “Hocam Fahrettin Taksim etmede ne kadar ilerledi, değil mi?” sualine, Hocanın da “evet çok iyi oldu.” cevabını, yanlarında olduğumdan duyanlardanım. Sonralarında Fahrettin Çimenli ve Ş. Ünal Ensari’nin ikili icralarını, hafızasında ve arşivinde en güzel kayıtlar olarak taşıyacak olanlar arasındayım.
     Nitekim “Fahrettin Çimenli ismi, Taksim Meydanına verilse yeridir.” diye, hakkında makale yazılması boşuna değildir. Kendisi önemsemese de Hüzzam ve Saba makamında iki saz semaisi ve Hicaz ve Nihavent makamında iki şarkı bestesi olan Fahrettin Çimenli’nin asıl eserleri, tamamına yakını Radyo neşriyatı içinde olup, elimizde de bulunan ve sayıları bini aşan taksim kayıtlarıdır.
     Altı bin civarında eseri ezberinde taşıyan, bilhassa günümüzde icrası çok azalmış saz eserlerini, eksiksiz icra edebilen, baskıları kusursuz, mızrabı ve yayı çok temiz ve güçlü olan Fahrettin Çimenli bulunduğu saz heyetlerinde, hep baş sazende olarak görülmüştür.
     Fahrettin Çimenli bir sohbet sırasında, mûsikî aşk ve tutkusunu; “yoğun mûsikî hayatı içinde olan birçok mûsikîşinasın zaman zaman mûsikîden bıktıklarını, ancak kendisinin 70 yılı aşan mûsikî yaşantısı içinde böyle bir bıkkınlığı hiç yaşamadığını” ifade ederken, “bazen Radyo kayıtlarında iptaller olur, genç müzisyenler sevinerek Radyodan ayrılırlarken, ben müzik yapamadığımız için üzülürdüm.” diye anlatmıştır.
     Ayrıca mûsikî muhitlerinde vakur ve beyefendi tarzını hep korumuş olan Fahrettin Çimenli’nin, etrafında daima bir saygı ve sevgi çemberi oluşturduğunu kırk yıla yaklaşan dostluk ve abi-kardeş münasebeti içinde bizzat müşahede edenlerdenim."
Udî, Rebâbî Hoca Cahit Gözkân size özel nasihatleri var mıydı?
     Hocam Cahit Gözkân’ın, kelimeler ile nasihatte bulunma gibi bir huyu olmadığı gibi buna ihtiyaç da bulunmamaktadır. Zira: Hoca’nın hali, yaşam tarzı, hadiseler karşısındaki tavrı; tam bir örnek insan tipidir. Bütün talebeleri ve yakınlarına numune teşkil etmiştir. Cahit Hoca’ya talebe olmak demek, zaten iyi ve faydalı ve de aynı zamanda her yönden donanımlı insan olmayı öğrenmeye talip olmak demektir. Vesselam…
Bu vesile ile, Hoca Câhit Gözkân’ı vefatında söylediğimiz bir dörtlük ile ve de minnet ve rahmet ile yad ederek söyleşimizi tamamlayalım.
Açtı kucak yetmiş sene mûsikî ve semâya
Etti taksim hem fâkire hem pir u evliyâya
En nihâyet gezdi ûdu bir dönülmez meyanda
Geçti Câhit Gözkân Hoca Bu dünyâdan ukbâya  (07.05.1999)
Cemil Altınbilek
13.02.2022
 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum