Türkiye, hem Batı ile iş birliğini güçlendirmeye hem de Ukrayna savaşı ve Orta Doğu krizi gibi karmaşık çatışmalarda siyasi-diplomatik arabulucu rolünü sürdürmeye çalışıyor... Bu durum, Türkiye'nin yakın gelecekte Euro-Atlantik güvenlik sisteminde en etkili siyasi ve askeri aktörlerden biri olarak konumunu daha da güçlendirebileceğini gösteriyor...
NATO'nun Ankara zirvesi, küresel askeri-siyasi süreçlere yeni bir ivme kazandırabilecek önemli sonuçlarla sona erdi. NATO, Rusya'yı "ebedi düşmanı" ilan etti ve Ukrayna'ya geniş çaplı askeri-siyasi destek verme kararı aldı. Aynı zamanda ittifak, transatlantik alanda hızlı ve geniş çaplı bir silahlanma sürecinin başlangıcını açıkça duyurdu. Ve en önemlisi, NATO'nun bundan böyle küresel çatışma bölgelerine daha aktif bir şekilde müdahale edeceği yönünde önemli askeri-siyasi mesajlar verildi.
Ayrıca belirtmek gerekir ki, NATO Ankara zirvesi, bu ittifakın öncü üyelerinden biri olan Türkiye'nin küresel konumunu daha da güçlendirmesinin yolunu açmıştır. Bundan böyle, Türkiye'nin hem NATO'yu yönlendirmede hem de küresel jeopolitik süreçleri yönetmede ana siyasi irade sahiplerinden biri olacağından şüphe yoktur. Bu bağlamda, Türkiye-ABD ilişkilerinin uzun yıllardan sonra ilk kez sadece olumlu bir içerik taşımakla kalmayıp, yükseliş trendinde gelişmesi de, resmi Ankara'nın uluslararası süreçlerdeki öncü rolünü güçlendirmesi için elverişli koşullar yaratmaktadır.

Mesele şu ki, Türkiye Batı'nın savunma stratejisinin yeni bir aşamasında vazgeçilmez bir güç faktörü olmaya çoktan başladı. Çünkü Türkiye artık NATO'nun başlıca askeri-sanayi merkezlerinden biri olarak da ön plana çıkıyor. Öte yandan ABD, Türkiye'nin yükselişinden tamamen memnun görünüyor ve Trump yönetimi resmi Ankara'ya geniş çaplı destek vermeye hazır olduğunu işaret ediyor. NATO Ankara zirvesi çerçevesinde gerçekleşen Erdoğan-Trump görüşmesinin sonuçları da Türkiye için büyük bir siyasi-diplomatik başarı olarak değerlendirilebilir.
İlginç bir şekilde, şu anda yaşananlar, Biden yönetimi tarafından başlatılan ABD ve Türkiye arasındaki gerginlik döneminin yavaş yavaş ortadan kalkmaya başladığını gösteriyor. Örneğin, ABD Başkanı Donald Trump, uzun yıllardır çatışmanın ana faktörü olan Türkiye'ye yönelik CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıkladı. Aynı zamanda Beyaz Saray, Türkiye'nin F-35 programına geri dönme olasılığına dolaylı olarak işaret etti. Ayrıca, Türk tersanelerinin ABD Donanması için kapasitesinin tartışılması, Büyük Britanya ile yeni bir savunma anlaşmasının hazırlanması, resmi Ankara'nın Batı güvenlik sisteminde stratejik bir konum kazandığını gösteren önemli faktörlerdir.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO zirvesi sırasında yaptığı açıklamada, F-35 programının Türkiye için yeni bir konu olmadığını ve bu konunun uzun zamandır ABD ile kapsamlı bir şekilde görüşüldüğünü vurguladı. Resmi Ankara'nın daha önce ABD'den Türkiye'ye beş adet F-35 savaş uçağı verilmesi sözü aldığını belirtti, NATO zirvesinden sonra bu konuda olumlu bir karar alınmasını umduğunu söyledi. Türk liderin bu açıklaması, resmi Ankara ile Beyaz Saray arasında askeri iş birliğini yeniden tesis etme konusunda gerçek bir siyasi iradenin oluştuğunu gösteriyor.

Öte yandan, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Beyaz Saray Başkanı Donald Trump ile Türkiye'nin beşinci nesil milli savaş uçağı KAAN projesi için motorlar konusunu da görüştü. Bu, Türkiye'nin sadece silah alıcısı olmakla kalmayıp aynı zamanda yüksek teknoloji savunma ürünleri üreten bölgesel bir güç olma stratejisinin devam ettiğini teyit ediyor. Ayrıca, Ortadoğu krizi, Ukrayna savaşının gidişatı ve olası siyasi ve diplomatik çözümler de Beyaz Saray ile yapılan görüşmelerin ana konuları arasındaydı. Bu da resmi Ankara'nın sadece bölgesel değil, küresel diplomaside de aktif arabulucu rolünü sürdürmeye çalıştığını gösteriyor.
Ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump'ın konuşmasında Türkiye ve liderine son derece yüksek bir siyasi değerlendirme yaptığını da belirtmek gerekir. Beyaz Saray ev sahibi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı bir kez daha "dünyanın her yerinde saygı duyulan bir lider" olarak nitelendirdi ve Türkiye'nin onun liderliğinde çok güçlü bir askeri devlet haline geldiğini belirtti. Başkan Donald Trump, NATO zirvesi Türkiye'de düzenlenmemiş olsaydı, büyük olasılıkla etkinliğe katılmayacağını söyledi. Bu açıklaması, Beyaz Saray'ın Ankara'ya karşı tutumunda ciddi bir değişiklik yaptığının doğrudan bir işareti olarak görülebilir.
Ancak resmi Ankara için en önemli an, ABD Başkanı'nın CAATSA yaptırımlarının kaldırılacağını açıklamasıydı. Beyaz Saray Başkanı Donald Trump'ın "Bunun zamanı geldi" açıklaması, sadece Türkiye-ABD ilişkilerinde değil, NATO genelinde de yeni bir siyasi aşamanın başlangıcını işaret eden önemli bir mesaj olarak değerlendiriliyor. Bu durum Türkiye için de büyük stratejik öneme sahip. Çünkü Türkiye, Akdeniz, Karadeniz ve Orta Doğu arasındaki jeopolitik konumu nedeniyle NATO için en önemli lojistik merkezlerinden biri olarak kabul ediliyor.

Türkiye'nin Batı ile yakınlaşmasının bir diğer önemli yönü de Büyük Britanya ile ilişkilerin hızla gelişmesidir. Bazı haberlere göre, İngiliz Başbakanı Keir Starmer ve Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, NATO zirvesi çerçevesinde güvenlik ve savunma alanında yeni bir ortaklık anlaşması imzaladı. Anlaşmanın siber güvenlik, terörle mücadele ve savunma sanayinde iş birliğinin genişletilmesini öngördüğü belirtiliyor. Daha önce resmi Ankara, Büyük Britanya'dan 20 adet Eurofighter Typhoon savaş uçağı satın alma konusunda anlaşmaya varmıştı.
Tüm bunlar, Türkiye'nin Batı savunma mimarisinin ana sütunlarından biri olmaya yeniden başladığını da gösteriyor. Beyaz Saray'ın Türkiye'ye yönelik askeri ticaret yaptırımlarını kaldırmaya hazır olması, F-35 programına geri dönüş olasılığı, ABD Donanması ile gemi inşa işbirliği ve Büyük Britanya ile savunma ittifakının genişletilmesi, resmi Ankara'nın NATO içindeki stratejik ağırlığının önemli ölçüde arttığını teyit ediyor.
Aynı zamanda Türkiye, hem Batı ile iş birliğini güçlendirmeye hem de Ukrayna savaşı ve Orta Doğu krizi gibi karmaşık çatışmalarda siyasi-diplomatik arabulucu rolünü sürdürmeye çalışıyor. Bu durum, Türkiye'nin yakın gelecekte Euro-Atlantik güvenlik sistemindeki en etkili siyasi ve askeri aktörlerden biri olarak konumunu daha da güçlendirebileceğini gösteriyor.
Elçin XALIDBEYLİ,
Siyaset uzmanı,
“Yeni Musavat” Medya Grubu

Yorumlar
Kalan Karakter: