Birinci Türkoloji Kongresi'nin 100. yıldönümüyle aynı zamana denk gelecek şekilde Bakü'de düzenlenen Türk Dünyası Haftası, bilimsel ve kültürel gündeminin çok ötesine uzanan bir öneme sahip bir etkinliktir. 20 ülkeden 215 konuğun katıldığı bir dizi etkinlikten çok daha fazlasıdır. Türk dünyasının sadece geçmişini hatırlamakla kalmayıp, geleceğini de güvenle şekillendirdiğinin güçlü bir siyasi, tarihi ve medeniyet sinyalidir.
Bu girişimin Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev'in 22 Ekim 2025 tarihli kararnamesine uygun olarak hayata geçiriliyor olması dikkat çekicidir. Bu gerçek tek başına, Türk kimliği, entegrasyon ve küresel konumlanma konularına yönelik stratejik devlet yaklaşımının altını çizmektedir.
Günümüzde Türk dünyası ülkeleri, küresel jeopolitik sahnede giderek daha bağımsız ve önemli güçler olarak kendilerini ortaya koyuyorlar. Sesleri daha güvenli, çıkarları daha görünür ve etkileri daha somut hale geliyor. Ve Bakü bu süreçte belirleyici olmasa da kilit bir rol oynuyor.
Azerbaycan, uzun zamandır sadece fikirler üretmekle kalmayıp, bunları somut sonuçlara dönüştürebilen bir devlet olarak kendini kanıtlamıştır. Ülkemiz her zaman Türk dünyası için birleştirici bir merkez olarak hareket etmiş ve etmeye devam etmektedir.
Birliği güçlendirmeyi, iş birliğini genişletmeyi ve karşılıklı güveni derinleştirmeyi amaçlayan girişimler Bakü'de geliştiriliyor. Bu liderlik tesadüfen ortaya çıkmadı. Tutarlı politikalara, müttefik yükümlülüklerine bağlılığa ve ortak çıkarları savunma isteğine dayanıyor.
Azerbaycan, sözde "Ermeni soykırımı" etrafındaki siyasi spekülasyon girişimlerine karşı koymak da dahil olmak üzere, geniş bir yelpazedeki konularda her zaman kardeş Türkiye'yi desteklemiştir. Pozisyonumuz her zaman açık olmuştur ve olmaya devam etmektedir: tarihi meseleler baskı ve manipülasyon aracı haline gelmemelidir.
Kuzey Kıbrıs sorunu da dahil olmak üzere diğer hassas konularda da destek ifade edildi. Biz sadece açıklamalarla yetinmiyoruz, harekete geçiyoruz. Azerbaycan'ın Türk dünyasında özel bir yer edinmesini sağlayan da tam olarak bu ilkeli, tutarlı ve proaktif yaklaşımdır.
Şüphesiz ki, son yıllardaki askeri ve siyasi zaferlerimiz, hem Azerbaycan'ın hem de tüm Türk bölgesinin yeni algısının şekillenmesinde çok önemli bir faktör olmuştur. Ülkenin toprak bütünlüğünün ve egemenliğinin yeniden sağlanması, sadece ulusal bir zafer değil, aynı zamanda bölgenin jeopolitik gerçekliğini dönüştüren bir olaydır.
Bu zaferler, Türk dünyasının kendi çıkarlarını savunma, adaleti sağlama ve hedeflerine ulaşma yeteneğine sahip olduğunu göstermiştir. Bugün bu artık soyut bir kavram değil, hesaba katmamız gereken bir gerçektir.
Bakü'de Türk Dünyası Haftası'nın düzenlenmesi de bu sürecin mantıklı bir devamıdır. Bu, Azerbaycan'ın bir çekim merkezi, bir diyalog platformu, bir fikir üreticisi ve bir bütünleşme itici gücü olmaya devam ettiğini teyit etmektedir.
Bunun sadece kültürel veya bilimsel bir gündem olmadığını anlamak önemlidir. Bu, stratejik bir gelecek meselesidir. Türk dünyası yavaş yavaş kendi etkileşim mimarisini oluşturuyor; bu mimari siyasi, ekonomik ve insani alanları kapsıyor. Ve Azerbaycan'ın bu mimarideki rolü çok önemlidir.
Bakü bugün bir buluşma noktası, Türk birliğinin yeni içeriğinin şekillendiği bir yerdir. Bu nedenle mevcut Türk Dünyası Haftası sadece geçmişe bir saygı duruşu değil, aynı zamanda geleceğe yapılan bir yatırımdır.
Türk devletlerinin daha da birleşik, daha da etkili ve küresel sahnede daha da önemli olacağı bir gelecek. Ve Azerbaycan'ın lider rolünü sürdüreceği bir gelecek.
Milli Meclis üyesi Javanshir Feyziyev, Pazl.az'a özel
Yorumlar
Kalan Karakter: