Reklam
Reklam
Prof. Dr. Ahmet SEVGİ

Prof. Dr. Ahmet SEVGİ

[email protected]

VİCDANIN DİJİTALLEŞMESİ

06 Ocak 2026 - 09:11

VİCDANIN DİJİTALLEŞMESİ

 

Prof. Dr. Ahmet SEVGİ

Türk Dil Kurumu öncülüğünde yapılan halk oylaması sonucunda 2025 yılının kelimesi “dijital vicdan” olarak belirlenmiş. “Dijital vicdan” ne demektir? “Sanal vicdan” demek değil mi? Peki, “sanal” ne demek? Sözlüklere bakıyorum… Sanal:“Gerçekte var olmayan, var olduğu sanılan, farz edilen mevhum.” O zaman “dijital vicdan”, gerçekte olmayan, var olduğu sanılan vidan demek olmuyor mu?

Eskiden “vicdanı kurumak”, “vicdanı körelmek” gibi tabirler vardı. Birinin vicdanı körelmiş yahut kurumuşsa ondan olumlu bir şey beklenmez, mümkün mertebe ondan uzak durulmaya çalışılırdı. Ve bu tip insanlar da toplumda istisna olarak bulunurdu. Var olan vicdandan, var olduğu sanılan vicdana (dijital vicdan) geçileli, görünüşte kalabalıklar haksızlığa karşı çıkıyor, hâlbuki hakikatte haksızlığa karşı çıkan filan yok, sadece karşı çıkıyormuş gibi görünerek sanal vicdanlarını tatmin edenler var, o kadar.

Lokantada yemek yiyen iki masum gencin elinden -İsrail malı diye- içeceğini alıp yere dökerek çocukları darp edenler dijital vicdanlarını tatmin ederler. Sanal değil de, gerçek vicdan sahibi olsalardı o masum çocukları pataklamak yerine, kim ithal ediyor bu içecekleri diye isyan etmeleri gerekirdi. 

Her yılın ilk günü, sabah namazından sonra Galata Köprüsü’nde yüz binler Filistin’e destek yürüyüşü yapıyor. “Haydi, Filistin’e gidiyoruz, hücum!” deseniz kaç kişi yola çıkar? Emin olun en başta, orada bağırıp çağıranlar kaçar. Çünkü bu nümayişler dijital vicdanın tatmini için yapılmış, dostlar alış verişte görsün kabilinden protestolardır.

Tarihten Bir Örnek

Biliyorsunuz, 15. yüzyıl başlarında Seyyid Nesîmî canlı canlı derisi yüzülerek öldürülür. Nesîmî’ni katline fetva veren kişi, Nesîmî için; “Kendisi ve kanı murdardır, onun kanından bir damlası bir uzva dokunursa o uzvun da kesilmesi gerekir” der. Bu arada ellerini sallayarak durumu açıklamaya çalışırken derisi yüzülmekte olan Nesîmî’nin kanı bu kişinin parmağına sıçrar. Bunun üzerine yaşlı bir sûfî, fetvayı veren kişiye:“Müftü Efendi, bu durumda sizin de parmağınızı kesmek gerekiyor” deyince müftü, ben temsil verirken isabet etti. Şer‘an bir şey gerekmez, cevabını verir.

Nesîmî, bu acı durum karşısında şu beyti söyler:

“Zâhidin bir parmağın kessen döner Hak’tan çıkar,

 Âşık-ı   miskîni   gör   serpâ   soyarlar   ağlamaz.”

(Bkz. Maktul Şairler, Hazırlayan: Cemil Çiftçi, Kitabevi Yayınları, İst. 1997, s. 25.)

İnsanın sözü özüne uymuyor, dediği başka, yediği başka ise biliniz ki -dün de olsa bugün de olsa- sanal vicdana sahiptir. 

Gerçek Vicdan

Gerçek vicdan nedir? Kaynaklara bakıyoruz:“İyiliği kötülükten ayırmaya yarayan bir vasıta.”, “İnsanda hazır olan bir Allah.” (Victor Hugo), “İnsanda Allah’ı temsil eden bir elçi…”, “Mukaddes bir kitap” gibi ifadeler çıkıyor karşımıza.

Sosyal hayatta bu kadar önemli bir yere sahip olan “vicdan”ın dijitalleşmesinden daha tehlikeli ne olabilir?

Demem o ki vicdanın körelmesi, vicdanın kuruması elbette kötülüklerin anasıdır. Lakin topluma dijital vicdanın hâkim olması, haksızlığın hukuksuzluğun hem anasıdır hem babası. Bugünkü hâl-i pür-melâlimizin temelinde yatan acı gerçek de budur, vesselam…

 

ACZİMİN GİRYESİ:

Öyle veya böyle vicdan susturulmadan kötülük yapılmaz,

Dijital vicdana sahip olmadan da makam-mevki kapılmaz.

                                                                     (Li-müellifihî)

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum