Reklam
Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN

Prof. Dr. Ahmet Bican ERCİLASUN

[email protected]

Kültöbe Yazıtı üzerine

20 Ocak 2026 - 10:26

Kültöbe Yazıtı hakkında Ercilasun Hoca da yazdı.
Türk Kültürü dergisinin 2025/2 sayısında çıkan yazıyı paylaşıyoruz.

Hayrettin İhsan Erkoç ile Alparslan Kavaklı’nın Yazıt Kültür Bilimleri Dergisi, 2025, 5(2)’de yayınladıkları “Kültöbe Yazıtı: Erken Oğuzlarda Yazı Kullanımına İlişkin Yeni Bir Buluntu” başlıklı araştırma makalesi önemlidir. Kültöbe adı verilen yazıt, Kazakistan’ın Türkistan şehrine 15 kilometre mesafedeki Oraŋğay köyündeki bir ortaokulun müze binasındadır. Yazıt, kare biçimindeki bir kireç taşı üzerinde Türk (Runik) alfabesiyle yazılmış yedi harften oluşan tek satırlık bir metinciktir.[1]

Yazarlar, konuyu enine boyuna araştırıp incelemişler, yazının muhtemel okunuşlarını tartışmışlar, makalenin sonuna da yazıtın net fotoğraflarını koymuşlardır.

Erkoç – Kavaklı metni kazar kan kul olarak okumuşlardır. Daha zayıf bir ihtimalle de metnin kaz er kan kul olabileceğini düşünmüşlerdir.

Makalenin sonunda yer alan fotoğraflarda ilk beş harf (ķ, z, ince r, ķ, kalın n) açık olarak seçilmektedir. Yazarların ok olarak tespit ettiği altıncı harf çok net değildir. Son harf kalın l olarak okunmuştur ancak yazarların da belirttiği gibi bu harfin altındaki çizgi “Türk yazısının çeşitli varyantlarında her zaman yukarı doğru” yazıldığı hâlde bu yazıtta “düz” yazılmıştır (Erkoç – Kavaklı 2025: 241).

Sorun, son iki harfin sadece biçiminde değildir. Bu iki harfin kul okunmasında da sorun vardır çünkü “Türk yazıtlarında kul kelimesi istisnasız bir biçimde” o/u “harfiyle birlikte yazılmaktadır.” (Erkoç – Kavaklı 2025: 243).

Bu kısa yazıyı yazmamın iki sebebi var. Birinci sebep kan kul tamlamasıyla ilgilidir.

Harflerin belirsizliğine ve ķ ile kalın l arasında u harfi yazılmamış olmasına rağmen son kelimeyi kul okumak mümkündür. Böyle okununca kan kul tamlamasına “han kulu” kazar ile birlikte “Hazar Hanı’nın kulu” anlamı verilebilir. Erkoç – Kavaklı da bu anlamı veriyorlar fakat bir tereddütleri var: “… böyle bir çeviri yapılabilmesi için kul kelimesinin sonunda bir de  eki olması, yani kelimenin kulı biçiminde olması gerekmektedir. Dolayısıyla, kelimenin sonunda  eki olmadığı için bu şekilde bir okuma önermek zordur.” (Erkoç – Kavaklı 2025: 243).[2]

Bence bu tereddüde gerek yoktur. Çünkü Türk Kağanlığı ve eski Uygur dönemlerinde iyeliksiz tamlamalar vardır.

Bengü taşlardan: Ötüken yış “Ötüken dağları / yaylası” (KT G 3), Yinçü ögüz “Sırderya ırmağı” (KT G 3), Tabgaç bodun “Çin milleti” (KT G 4), Türk bodun “Türk milleti / halkı” (KT ve BK anıtlarının birçok yerinde), Türk begler “Türk beyleri” (KT G 10), Kögmen yir sub “Kögmen yeri suyu” (KT D 20).

Uygur metinleri için de Wilkens’in sözlüğünün a harfinden birkaç örnek verebiliriz (Wilkens 2021): al altag bilig “hile bilgisi” (al altag “hile”), aranyadan kısıl “manastır geçidi”, arkag yip “dokuma tezgâhındaki argaç ipi”, artuç sögüt “ardıç ağacı”, arvış bitig “büyü metni”, aş toy “şölen yemeği”, at bitig “(eser) başlığı dizini, ad listesi”, at yıl “at yılı”.

Türk yazısıyla yazılmış ünlü bir kitabımız da var: ırk bitig “fal kitabı”.[3]

İsim tamlamaları başlangıçta muhtemelen iyelik eksiz yapılıyordu. Türk Kağanlığı ve eski Uygurlar döneminde isim tamlamaları çoğunlukla iyelik eklidir. Ancak yukarıda verdiğim örneklerde görüldüğü gibi iyeliksiz tamlamalar da vardır. İyeliksiz tamlamalar bugünkü bazı yazı dillerine bile sarkmıştır. Mesela Karaçay Malkar Türkçesinde iyeliksiz tamlamaları görebiliriz: terek salkın “ağaç gölgesi”, at arba “at arabası”, köget terek “meyve ağacı” (Tavkul 2007: 924).[4]

Tereddüde gerek yoktur, Eski Türkçe döneminde kan kul biçiminde iyeliksiz bir tamlama mümkündür.

Bu kısa yazıyı yazmamın ikinci sebebi, Erkoç ile Kavaklı’nın makalesindeki son cümledir:

“Ayrıca Kültöbe Yazıtı ve Oğuz topraklarında bulunan diğer yazıtlar, Oğuzların 10. yüzyılda İslamlaşmaları ve 13. yüzyılda Arap Yazısı’nı benimsemelerinden önce bile Oğuzcanın 9.-10. yüzyıllarda bir yazı dili olduğunu göstermektedir.” (Erkoç – Kavaklı 2025: 247).

Bence bir iki satırlık dört beş küçük yazıt, “yazı dili”nin varlığı için yeterli değildir. Yazı dili için Türk Kağanlığı (Türk bengü taşları) ve Uygur Kağanlığı’nda (Bayan Çor bitigleri) olduğu gibi hacimli metinlere ihtiyaç vardır. 10. yüzyıl için yazılı kitap da mümkündür. Nitekim Göktürk harfli Irk Bitig küçük boylu bir kitapçıktır ve 930 yılında yazıldığı tahmin edilmektedir.

Aslında Türk yazısı (runik yazı), 8.-10. yüzyıllar arasında Güney Sibirya ve Moğolistan içlerinden bugünkü Bulgaristan’a kadar uzanan coğrafyada yaygın olarak kullanılmıştır. Kırgızistan’da da birçok yazıt vardır ve 8. yüzyılda bugünkü Kırgızistan coğrafyasında Oğuzların ataları olan Türgişler / On Oklar yaşamaktaydı.

Kırgızistan yazıtlarını toplu olarak yayınlayan Risbek Alimov şöyle diyor: “Kırgızistan sınırları içindeki yazıtlar S. Klyaştornıy, L. Bazin ve bu satırların yazarının yaptığı araştırmalara göre VIII. yüzyılın ilk yarısına, diğer bir tabirle Türgişlerin hüküm sürdüğü zamanla tarihlendirilir.” (Alimov 2013: 283).

Kırgızistan’ın Isık Göl’e yakın Koçkor bölgesinde bulunan, bir süvarinin göz hizasındaki kaya yazıtları genellikle er atım kelimeleriyle başlayan tek satırlık yazıtlardır: Er atım adıg on ok, er atım on ok : kutlug, er atım bilge, er atı kesik (Alimov 2013: 303-316).

Acaba diyorum, Kültöbe yazıtının başında da er atım kelimeleri var mıydı? Çünkü yazıtta kazar veya kaz er kelimelerinden önce iki nokta vardır. Bilindiği gibi Türk harfli anıt ve yazıtlarda iki nokta kelimeler veya kelime grupları arasında kullanılan bir işarettir. Dolayısıyla Kültöbe yazıtındaki iki noktadan önce bir kelime veya kelime grubu beklenir. Ancak bu tahmin için, üzerinde yazı bulunan kireç taşının daha büyükçe bir taştan kopup kopmadığının teknik olarak incelenmesi gerekir.

Eğer yedi harfli küçük yazıttan önce bir de er atım ibaresi varsa o zaman metni şöyle kurmak mümkündür: Er atım Kaz Er. Kan kul. “Erlik (yiğitlik) adım Kaz Er’dir, han kuluyum.”

 

KAYNAKLAR

Alimov, Risbek (2013), “Kırgızistan Yazıtları”, Fikret Yıldırım, Erhan Aydın, Risbek Alimov, Yenisey-Kırgızistan Yazıtları ve Irk Bitig, Ankara, BilgeSu Yayınları.

Erkoç, Hayrettin İhsan – Kavaklı, Alparslan (2025), “Kültöbe Yazıtı: Erken Oğuzlarda Yazı Kullanımına İlişkin Yeni Bir Buluntu”, Yazıt Kültür Bilimleri Dergisi, 2025, 5(2).

Tavkul, Ufuk (2007), “Karaçay-Malkar Türkçesi”, Türk Lehçeleri Grameri (Editör: Ahmet B. Ercilasun), Ankara, Akçağ Yayınları.

Wilkens, Jens (2021), Handwörterbuch des Altuigurischen – Altuigurisch-Deutsch-Türkisch / Eski Uygurcanın El Sözlüğü – Eski Uygurca- Almanca-Türkçe, Akademie der Wissenschaften zu Göttingen.

 

[1] Yazıtın bulunuşu, taşın ve yazıtın özellikleri için bk. Erkoç – Kavaklı 2025: 237-240.

[2] Makalede ek ve kelimenin Türk harfleriyle yazılışları da gösterilmiştir.

[3] İstanbul Üniversitesince düzenlenen Türkoloji kongrelerinden birinde Eski Uygurcadaki iyeliksiz tamlamalar hakkında Klaus Röhrborn’un bir bildirisini dinlemiştim. Orada birçok örnek vardı. Maalesef bu bildirinin metnine ulaşamadım.

[4] Türk Kağanlığı ve eski Uygurcadaki iyeliksiz tamlamalarla bugünkü Türkiye Türkçesinde görülen Saray Sokak, Günaydın Otel, Cevat Restoran, biber dolma, yaprak sarma, patlıcan kebap vb. tamlamaları birbirine karıştırmamak gerekir. Türkiye Türkçesinde görülen bugünkü örnekler, iyelik eklerinin düşürülmesiyle sonradan ortaya çıkmış, gramere aykırı yapılardır. İyelik eklerinin düşürülmesinde Batı dillerinin etkisi olduğu gibi kısaltma ihtiyacının da etkisi vardır.
Kaynak:https://millidusunce.com/misak/kultobe-yaziti-uzerine/

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum