Reklam
Reklam
Naci YENGİN

Naci YENGİN

Genel Yayın Yönetmeni
[email protected]

TÜRKİSTAN-TURAN YOLCULUĞU:I

13 Ocak 2026 - 09:33 - Güncelleme: 13 Ocak 2026 - 09:43

TÜRKİSTAN-TURAN YOLCULUĞU

Naci Yengin*



Çocukluk ve ilk gençlik yıllarımda kulağımda çınlayan maniler, ağıtlar, türküler, yaslar, cenk havaları, zeybek, hoyratlar... kimliğimiz, kişiliğimiz ve benliğimizi oluştururlar. Bundan uzak durmak mümkün değilidir. Aynı coğrafyanın, aynı kültür hamurunun yoğurduğu milletin adına Türk Milleti demişiz. Nerede yaşıyor ve yaşatılıyorsa bizdir, bizdendir, bizimdir.
Uzun yıllarca uzak ülkelerde yaşayan Türklerle irtibatımız yoktu. Ya da bilmezdik. Türkiye dışında yaşayan, çile çeken, Türkçe konuşan Kırım Türklerinin milli lideri Mustafa Cemil Kırımoğlu’nu tanıdığımda çok şaşırdığımı itiraf etmeliyim. Türk eğitim sistemi o yıllarda Türkiye dışındaki Türklerden bahsetmezdi. Hatta bırakın Türkiye’nin tarihi geçmişi ve kökenlerine karşı da zaman zaman olumsuz tablolar çizilirdi.
Türkiye dışında yaşayan Türklerle ilgili çalışmalar yapanlar ötekileştirilir “ Turancı-ırkçı- faşist” damgası yerdi. Ancak Cemiloğlu’nu Sultanahmette Türk Edebiyatı Vakfında görüp tanımış ve konuşma imkanı bulabilmiştim. Bu olay zihnimde yeni dünyalar açtı.
Türkiye dışında yaşayan milyonlarca Türkün yaşadığını öğrenmek için çok çabaladım. Kırım, Kerkük, Balkanlar, Azerbaycan, Güney Kore ve Uygur Türk yurtlarından arkadaşlarım oldu. 1990 sonrası Özbek, Kazak, Tatar, Kırgız, Macar, Türkmen Türk coğrafyalarındaki insanlarla tanıştım, kaynaştım.
Sonra Sovyetler Birliğinin dağılmasına karşı mutluluk sevinciyle, gözyaşlarımızla karşıladık. Türkiye gibi bağımsız yeni Türk devletleri kurulmuş ve Türk coğrafyalarında özgürce bayraklarını dalgalandırabiliyorlardı. Bizim için bu bir Kızılelmanın ete kemiğe bürünmüş haliydi.
Ancak yetmezdi.
Kırım, Kerkük Türkmeneli, Doğu Türkistan, Tataristan, Balkan, Afrika Türk coğrafyalarında yaşayan milyonlarca Türk hala esaret hayatı yaşıyordu.
Kızılelma Dünya Türklüğü, Kızılelma Turan’dı.


Hayatıma şekil veren, zihnime, gönlüme yön veren Türk coğrafyaları, Türk Kültürü ve Türk insanıyla kardeşliğim bilinçli olarak üniversite yıllarında başladı diyebilirim. Gönlüme düşen kor Yesili Hoca Ahmet’in Türkistan’dan Anadolu’ya gönderdiği eysi ateşi gibi o gün bu gündür için için yanmaya ve beni de yakmaya devam ediyor.

Aynı coğrafyalarda yetişmesekte Türkistan Türkleriyle binlerce yıldır aynı dili konuşur, aynı yası tutar, aynı ağıtı yakar, aynı fıkraya güleriz. Dedem Korkut, Koca Yunus, Hoca Nasreddin... Orhun, Kök Börü, Buhara, Semerkant, Taşkent, Selenga, Volga, Yesi, Urumçi, Bakü, Gence, Bahçesaray... her nerede yaşıyorlarsa aynı kandan, aynı candandır.
1986 yılında üniversite yıllarımda yayınlanan rahmetli Yavuz Bülen Bakiler’in “Üsküpten Kosova’ya” kitabından sonra “Türkistan Türkistan” kitabıyla içimde alevlenen kor sönmek bir yana beni ve etrafımdakileri de yakmaya devam etti.
Türk kültür coğrafyalarıyla ilgili nerede bir yayın görsem okudum, takip ettim. Türkistan’a inandım iman ettim. O öyle bir ateşti ki Ahmet Yesevi’nin hikmetleri gibi bazen arkadaşım, bazen de can yoldaşım oldu.
O günden sonra Türkistan ve Türk yurtları dendi mi kulak kesildim, heyecanlandım, duygulandım, sevinçten ağladım.
Son günlerde Süleyman Sami İlker'in “Turan Yolculuğu1” kitabı üzerine okumalarım devam ediyorum.

Bir coğrafyayı, bir kültürü ve coğrafyanın meydana getirdiği kültür unsurlarını tanımada seyahat notlarının verdiği bilgilerin büyük önemi vardır. O yüzden Marco Polo (1254-1324), İbn-i Battuta (1304-1369), Evliya Çelebi (1611-1682) gibi seyyahların yazmış olduğu çalışmaların değeri hala çok büyüktür.

*Naci Yengin, TARSAM (Türk Dünyası Tarih Stratejik Araştırmalar Merkezi); https://www.tarihistan.org/

Not: Yazımızın devamı “Turan Yolculuğu” başlığı ile yayınlanacaktır.


1Süleyman Sami İlker, Turan Yolculuğu İran - Güney Sibirya (Altay-Hakasya-Tuva) - Türkmenistan Seyahat Notları, Post Yayınevi, İstanbul 2025.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum