İRAN’DA OLASI REJİM DEĞİŞİKLİĞİ SONRASI YENİ YÖNETİM NASIL OLMALIDIR?
Naci YENGİN*
Türkiye ile 700 KM, Azerbaycan'la 600 KM sınırı olan çoğunlukla Türklerin yaşadığı Güney Azerbaycan-Kuzey İran coğrafyası Türkiye ve Azerbaycan'ın emniyet ve güvenliğini sağlayan geçiş bölgesidir.
İran'da yaşanan olaylarda ABD, İsrail ve Batı'nın dayatmaya çalıştığı Pehlevi Hanedanlığı ve Şahlık Rejimine karşı Türkiye, Azerbaycan ve Türklerin ortaklaşa desteklediği, desteklemesi gereken Türk liderler, çevreler de vardır ve olmalıdır.
İran'da olası ani bir rejim değişikliğine karşı Selçuklulardan itibaren 1925 yılına kadar İran'ı yöneten Türkler tekrar İran yönetimine talip ve sahip olmalıdır.
Çoğunluğu Azerbaycan Türkleri ve Türkmenler olmak üzere 45 Milyon Türk'ün yaşadığı 90 milyonluk İran Türk coğrafyasında Fars kökenli nüfus azınlıktadır. İran Türk coğrafyası batının dayattığı ve oldu bittiye getirme ihtimali bulunan Şahlık idaresine terk edilemecek kadar önemlidir.
İran'ın istikrarı ve toprak bütünlüğü Türkiye ve bölge Türk devlet ve halkları için önemlidir. Mesele İran'ı parçalamak değil bir bütün olarak İran topraklarını Türklerden oluşan yen bir yönetime devretmektir.
İran'da meydana gelebilecek olağanüstü gelişmeler Türkiye, Azerbaycan, Türkmenistan, Irak, Afganistan gibi bölge ülkelerini derinden etkileyecek güçtedir.
Türkiye ve Azerbaycan’ın bir an önce İranlı yetkililerle olağanüstü koşul ve şartlarda görüşüp daha fazla kan dökülmeden ve ülkenin parçalanmanın önüne geçmeleri ve yönetimin Türklerden oluşacak, gerekirse demokratik yeni rejimin kurulması için girişimlerde bulunmaları gerekmektedir.
İran yönetimi bir başka seçeneğe göre Türk-Fars ittifakından oluşan bir hükümete bırakılmalıdır. Aksi halde Şah, PKK terör örgütünün İran kolu olan PJAK ve arılıkçı çevreleri yanına alan ABD, İsrail ve Batı İran rejimini yıkmakla kalmayacak İran topraklarını parçalayacak, hatta işgal edecektir. İran’ın parçalanması ve İran’da ABD, İsrail Batı yanlısı rejim ve devletçiklerin kurulması Türkiye, Azerbaycan, Rusya ve bölge ülkelerini derinden etkilecektir.
İran topraklarında Büyük Selçuklu Devleti, Akkoyunlu Devleti, Karakoyunlu Devleti, Safevi Devleti, Afşar Devleti, Kaçar hanedanlığı gibi Türk devletleri kurulmuştur. İran’da Kaçar Hanedanlığına bağlı Türk yönetimi İngilizler tarafından 1925’te Farslılara bırakılmıştır.
İran’da olası yönetim ve rejim değişikliği de göz önünde bulundurularak güçlü bir Türk-Fars idaresinin kurulması İran’ın toprak bütünlüğünü tekrar sağlayabilir. İran nüfusunun çoğunluğu Türk kökenli ikinci sırada ise Fars kökenliler gelmektedir.
İranda ani ve radikal yönetim ve gerekirse rejim değişikliğine gidilmezse önü alınamaz dramatik sonuçlarla kaşılaşılması muhtemeldir.
İran coğrafyasında yaşayan Türklerin harekete geçmesi halinde bile İran kısa zamanda parçalanma riskiyle karşı karşıyadır. Ancak İran Türkleri sağduyulu, devletli ve köklü devlet ve kültür geleneğine sahiptir.
Hali hazırda Azerbaycan Türklerinden oluşan Kuzey İran- Güney Azerbaycan'ın kendisine ait bayrağı, sınırları ve fiili özerkliği toplum nazarında vardır ve yaşanmaktadır. Türklerin çoğunlukta olduğu şehirlerde fiili bölünmeyi şimdiden gözlemlemek mümkündür. Ancak böyle bir tablo arzu edilmeyen tablodur. Amaç İran’ın toprak bütünlüğünü koruyarak İran’ı bir bütün olarak yönetmek ve elde tutabilmektir.
İran’da istikrarın sağlanması için yapılması gerekenler şunlardır:
a.İran'ın ciddi reformlar yapması ve İslam kanunları olarak lanse edilen ancak daha çok mollaların saltanatını Fars milliyetçiliğini koruyan yasaları hafifletmeleri,
b. Yönetim ve orduda önemli noktaların Türklere bırakılması,
c.Türkçenin resmi dil ilan edilmesi,
d.İçişleri ve Dış işleri, Kültür bakanlıkları, İstihbarat ve Genel Kurmay Başkanlıklarının Türklere bırakılması,
e.Türkçe, Türk Kültürü ve tarihinin okullarda resmi ders olarak okutulması,
f. 60 yıldır yasaklanan Türklere ait her türlü engellerin kaldırılması gibi ciddi ve kalıcı adımları bir an önce atılıp hayata geçirilmesi gerekmektedir.
Ayrıca İran’ın başta Türkiye ve Azerbaycan olmak üzere Türk Devletleri Teşkilatı üye ülkeleriye ortak savunma paktı imzalamaları, yönetimin geçici bir Türk hükümetine bırakması, toprak bütünlüğünü korumak ve ve olası bir dış müdahaleye gerek kalmadan atılabilecek en akılcı adımlar olarak görülmektedir.
Naci Yengin, TARSAM (Türk Dünyası Tarih Stratejik Araştırmalar Merkezi) https://www.tarihistan.org/, [email protected]




FACEBOOK YORUMLAR