Tamer BÜKÜLEN (Emre Hanzade)

Tamer BÜKÜLEN (Emre Hanzade)

[email protected]

ERENLER MECLİSİNDE BİR MECNUN NİŞANESİ

16 Ocak 2021 - 13:41 - Güncelleme: 16 Ocak 2021 - 20:37

ERENLER MECLİSİNDE BİR MECNUN NİŞANESİ
 
Kalpler hayata minnettar aşka tapınmakla meşgul
Gözler sadece insanlara aşkı sunan ermişin gözlerinde hiçliğe sevdalı
(Gözler sadece insanlara aşkı sunan ermişin gözlerinde hiçliğe sevdalı sevdalı bakarken kalpler hayata minnettar aşka tapınmakla meşguldü.)

Merhametle dolu ışıklar hiç sönmeyecekmiş gibi coşkulu saçsın alevlerini
Güçsüzlük teslimiyete daldı derin sulardaki balıklar gibi
Her davranışın anlamı insanın benliğinde aslandan kaçan ceylanın korkusu kadar umutlu
(Her davranışın anlamı insanın benliğinde aslandan kaçan ceylanın korkusu kadar umutlu oldukça, güçsüzlük derin sulardaki balıklar gibi teslimiyete dalar ve merhametle dolu ışıklar hiç sönmeyecekmiş gibi coşkulu saçsın alevlerini diyen yalvarmalar ayyuka çıkar.)

Her rüyadan sonra uyanmaya alışkın insan beceremiyorsa sabaha ulaşmayı
Ölüme uçmuş demektir
(Her ki neden uyanamıyorsan ve hatta rüya bile olsa ayrılmak istemiyorsan ondan o her ne hâl ise onda yok oldun demektir.)

Ser veririm sır vermem diyen insanın sahte heyecanına aldanan arkadaş onun hıyaneti önünde şeytanın mutlu mutlu gülüşlerini görünce ağlayan ana babasını sabırla teskine çalışıp durdu
Suskun puskun bir köşecikte yazgısının ışıklarla parlamasını bekler durur umut kumkuması
Yazgıya boyun eğen güvercinler asırlardır bilirler ki ayaklarına bağlı sevda mektupları nice canları aşk ateşiyle yoğurur
Karamsarlık çakalların ağzından ortaya çıktığından beri umut fillerin ayakları altında eziliyor
(Karamsarlığın çakalların ağzından ortaya döküldüğünden beri ümitlerin fillerin ayakları altında ezildiğini görünce, suskun puskun bir köşecikte yazgısının ışıklarla parlamasını bekleyip duran umut kumkuması şöyle düşündü “yazgıya boyun eğen güvercinler asırlardır bilirlermiş ki ayaklarına bağlı sevda mektupları nice canları aşk ateşiyle yoğururmuş, ben niye aşkı devşirmeyeyim, niye umutsuzlara umut, dertlilere derman, teskin olmak isteyenlere sakinliği tavsiye etmeyeyim.” İşte bu güzel kararın arkasında durup güzelliklerin ve güzel duyguların peşinden gidip bir tutam demet yaptı onlardan ve  ser veririm sır vermem diyen insanın sahte heyecanına aldanan arkadaş, sahtekârın hıyaneti önünde şeytanın mutlu mutlu gülüşlerini görünce dayanamayıp ağlayan ana babasını sabırla teskine çalışıp dururken iyiliği yazgıya dönüştüren melekler yanıbaşında onu seyrediyorlardı.)

Şüphesiz şüphe duyan şaşırmış kullar terazinin küfesinde dengeyi göremediğinden beri dünya yan yatmış uzayda sallanıyor
Nihayet ağaç kavuğundan çıkıp seninle sen kendiyle kendi olmaya namzet mecnun kalp gözüyle gördüklerini kendine saklayıp herkese kendisinin kabı kadar konuşmaya başlayınca mecnunluğundan sıyrıldı ama ermişler tahtına oturdu
Bir aşk eri gibi aşkın içinde yok olmadan ama aşığıyla kol kola ermiş ruhuyla halkın içinde eriterek gerçekleri her cana yudum yudum verdi
(Şüphesiz şüphe duyan şaşırmış kulların terazinin küfesinde dengeyi bir türlü tutturamadıklarından dolayı dünyayı yan yatmış uzayda sallanıyor görünce ilâhi emir gereği kararını verdi. Nihayet yaşadığı ağaç kavuğundan çıkıp seninle sen, kendiyle kendi olmaya namzet mecnun kalp gözüyle gördüklerini kendine saklayıp herkese kendi kabı kadar konuşmaya başlayınca mecnunluğundan sıyrıldı ama ermişler tahtına oturdu. Bir aşk eri olarak, sevgi hamurunu saça saça, aşkın içinde yok olmadan ama aşığıyla kol kola, ermiş ruhuyla halkın içinde gerçekleri eriterek her cana yudum yudum verdi.)

Onu dünyada tanıyanlar dediler ki;
“Göğe yükselirken gördük onu, heybesi bizlerin dertleriyle doluydu, çok ağır olduğu belliydi ama onun hiç umurunda değildi.
Bize sevgisini bıraktı birde eşyanın hakikatine giden yoldaki nişaneleri.”
Ama o şöyle seslenerek dünya gözü ile görünmez oluyordu “size miras olarak bırakacağım en kıymetli şey inanın yine kendinizsiniz, kendinize inanın dayanın güvenin. İnanın ki O size sizden daha yakındır”.  
Bizlerde ona canı gönülden inanarak bildik ki tek mirasımız “Tertemiz olarak kendimizi kendimize bıraktığıdır”.

Onu erenler meclisinde mütevazı bir mecnun hüviyetinde düşünürken, bu düşüncenin hissettirdikleriyle dudaklardan şöyle bir duanın döküldüğünü duyduk:
“Allahım ruhumuzu yeni doğan bir bebek gibi kutsal bir ana babaya emanet etmeni niyaz ederiz.”

Ve her zaman dediğin gibi mecnunum;
“Doğruyu ancak O ve sadece O’nun bildirdikleri ve bilmesini istedikleri bilir”

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum