Sevda GASİMOVA

Sevda GASİMOVA


Azerbaycanda iki bayraklı şehit mezarları

26 Eylül 2011 - 21:54

               

Azerbaycanda ikibayraklı şehit mezarları

 

                             Azerbaycan halkı dünyanın en dahşetli katliamlarına maruz kalmış halklarındandır.Rusiya-İran savaşları (1804-13;1826-28) sonucunda bağlanmış Gülüstan(1816) ve Türkmençay(1828) bağlaşmalarına asasen, Kuzey Azerbaycan hanlıkları Rusiyaya ihlak edildikden sonra Azerbaycan topraklarının parçalanmasının,bölüşdürülməsinin asası koyuldu,ona karşı soykırımları   başlandı.             

                           1905-07. yıllarda menfur niyetlerine nail ola bilmeyen ermeniler Birinci dünya savaşından (1914-1918), Rusiyada baş vermiş Fevral (Şubat) ingilabını (1917) fırsat bilerek sərsəm “Böyük Ermenistan “ ideyalarını bolşevik bayrağı altında gerçekleştirmeye ciddi çaba gösterdiler.                             

                           1918. yılın martından ermeni-daşnak S.Şaumyanın başçılık etdiyi Bakı Kommunası “aksingilabi ünsürlerle mübarize”şüarı altında Bakı guberniyası Azerbaycanlılardan temizlemek amaciyla katliam planını gercekleşdirmeye başladı.Neticede,1918-. yıl martın 31-den nisanın 2-dek tekce Bakı şeherinde 12 binden çok Azerbaycanlı ermeniler tarafından soykırımına maruz kaldı.60 bin insan kaçkın halinde yaşamağa sevk edildi.                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                                   1917-18.yıllarda ermeniler Zengezurda 115, Karabağda 157, Gubada 122, İrevan guberniyasında 211, Gence etrafında 272, Ağsu, Kürdemir və Lenkeranda 130 yaşayış mantakasının ehalisini vahşicesine katl etmiş, köyleri talan ederek yakmışdılar.Tekce 1918. yılda Şamahı şehirinde 2 bin, Zengezurda 3 bindən çok, İrevan guberniyasında 135 bin, Güney Azerbaycanın Hoy ve Salmas şehirlirinde 130 bin Azerbaycanlı, Urmiya şehirinde bir gecedee 500 Azerbaycanlı ailesi (12 bin) katle edilmişdir.1919-21. yıllarda Nahçıvanın 100 binden bir kadar artık ahalisinin   sayı azalaraq, 1922-ci ildə 70 bine inmişdi.

                           Müsavat Partiyasının liderlerinden  Nesib bey Yusifbeyli Azerbaycan Milli Şurasına okuduğu bir raportda böylə diyordu: “Yalnız Azerbaycanı deyil, bütün Zakafqaziyanı istila eden büyük, dahşetli anarhiyanı  biz kendi küvvemizle sakinleştiremeyiz.

Doğu tarafdan bolşeviklerin bizim asrlık düşmanımızla birleşerek saldırması durumu daha da ağırlaşdırarak türk milletinə çok büyük müsibet ve felaket gətirir.Durum böyleyken bize haricten başka çare kalmıyor.İstiklalimizin kızkın terəftarı olmakla beraber, ben bu mesələ hakkında birinci olarak meslehetleşmek mecburiyyetindəyim.Felaketin yüzüne cesaretle  bakarak, biz sevinmeliyiz ki, hoş bir tale eseri olarak müdahile edecek harici küvve  bizimle dost ve kardeş olan Türkiyedir.Belki bu bizim komşularımızın hoşuna çok gtlmeyecektir.Lakin başka çaremiz yoktur.

            Müthiş anarhiya karşısında onlar da bizim kimi gücsüzdürler...Kimin hatirine ise hasta yatağında yata bilmeyiz.Bizim heyetin Batuma gederek Doğu Zakafkaziya türkleri adından Osmanlı dövletinden yardım istenilmesinin zamanı gəlmişdir...Bununla birlikde Azerbaycan istiklal üsuli-idaresini de hiç bir vakt unutmamalıyık...”

             Azerbaycanın facieli durumunun haberi Türkiyeye de gelib ulaşmış ve yayılmışdı.Halilbeyin Türkiyenin Batum Konfransında  sülh heyeti reisine gönderdiyi bir memorandumda denilir ki, “...Zati-alilerine malum olduğu üzre Kafkasın durumu çox kritik ve karışıktır, çözülmeye mühtactır.Bakü ve etrafında yüz binlerle müsulmanlar kendilerine inkilapçı deyen vicdansız haydutların kanlı pencesinde inliyor.Bu   zavallıları tehdit eden düzelmesi imkansız felaket günden-güne artmaktadır.Saysız müteşekkil kuldur destelerinin tecavüzüne maruz kalan  Kafkasın başka bölgelerindeki türk ve müselman halkının durumu hiç tür ümitverici değildir.

                Reis hazretleri, kabul edərsiniz ki, bu adı daşımağa layik olan hiç bir hökumet komşu olduğu bir arazide böyle cinayetlerin cezasız olarak kalmasına dayanamaz ve yene kabul edersiniz ki,Kafkası mahv eden bu anarhiya münasibeti ile Dövləti-aliyeyi-vəziyyəti çox nazikdir.Çünki, bu anarxiya Dövləti-Aliyeyi-Osmaniye  ahalisi ile ayni ırk ve dine sahip bir ahalinin  asayişine  dehi alakası vardı.Diger taraftan, umumi harbın gereyi olarak devleti-aliye kendi ordusunu diger cephelerdə Kafkas yolu ile göndermek mecburiyeti karşısındadır.Bu da   şimdiki belli olmayan duruma gecikmeden son koymağı telep edir.”Bu memorandum verildiyi gün (mayısın 11-de)Zakafkasiya Seymi bırakıldığını ilan etmişdi.

                     Batum bağlaşmaları (1918) - Osmanlı devleti ile Güney Kafkas Cümhuruyetleri arasında müqavilələr 1918-ci il martın 14-den nisanın 14-dek   Trabzon ve mayısın 11-den haziranın 4-dek geçirilmiş Batum Konfranslarındakı   konuşmalar neticesinde haziranın 4-de imzalanmıştır.

                          Mügavileni Osmanlı hökumeti taraftan Edliye Nazirive Devlet Şurasının sedri Halil  Paşa Menteşe,Kafkas cephesinin komandanı Mehmet Vehip Paşa Azerbaycan Halk Cumhuriyeti tarafindan ise Milli Şuranın sedri Mehemmed Emin Resulzade ve Harici İşler Naziri Mehemmet Hesen Hacınski imzalanmışdılar.    Batum mügavilesi - Azerbaycan Halk Cumhuriytinin harici devletlerle imzaladiğı bu ilk bağlaşma  on bir maddeden ibaret idi.

                      Bağlaşmanın dördüncü maddəsi Azərbaycan üçün daha önemli idi. Osmanlı hökümeti sülh ve emin- amanlığı,ölkenin tehlükesizliyini sağlamak için ihtiyac olarsa Azerbaycan Cumhuruyetine askeri yardım etmeyi üzerine götürüyordu.

                      M.E.Resulzade “Azerbaycan Cumhuriyeti” eserinde yazırdı:”Bu suretle hayatımızı tehdit eden bir tehlikeye karşı hakimiyetini kabul etmiş Tiflis hökumetinden itinasızlık gören Azerbaycan efkari-ümumuyyesinde pək təbii olarak bir iman doğuyordu. Bu müşkül veziyetden milleti kurtaracak yegane bir çare vardı:

                     - TÜRKİYƏ!Ümidlər həp oraya metuf idi.” 

Böyle de oldu...

***

Azerbaycanda şehit mazarları oldukca çokdur.Bu mazarliklar yalnız yeni tarihimizle ilgili değil.Mesela bugünkü Baküdeki büyük Şehitler Hiyabanı gecen yüzyılın öncelerinde -1918. yılda şehitlik olmuş,ermeni, rus koşunlarının töretdiyi katliamlarda öldürülmüş binlerle günahsız insanların gömüldüyü bu mazarlık sovetler birliyi zamanı dağıtılmış, tamamen silinerek yerinde park salınmışdı.Böyle mazarlıklar ölkenin her yerinde vardır.

Bunun dışında aynı tarihi olayların şahidi olan “tek kabir”,ya da “türk kabri” adı ile el içerisinde ünlü olan,bu gün üzerinde iki bayrak asılan anıt kabirleri de vardır ki,Mehmet Emin Resulzade (müslüman ve türk dünyasında ilk halk cümhuriyetinin /Azerbaycan Halk Cumhuriyeti/ yaratıcısı ve rehberi) bu hüsusda böyle yazmıştır: “...Sonra menhus bir ihtilal neticesinde  münsi kalan  Anadolu  Mehmetcikleri  Bakıdakı şehadetleri ile  türklüye yeni bir  siyasi vücud  eta ediyorlardı.Maddətən münsi , fakat menen  bütün kalplerde medfun  bulunan bu kahraman  şehitler yalnız Bakı’da mıdırlar? Nahçıvan’dan,Garabağ’dan, Şamahı’dan, Gence’den ta Bakı’ya kadar bir yer varmı ki, orada böyle bir fedakar yatmasın? Evet, Azerbaycan’ın her cehetinde şairin təsvir etdiyi “ Sarmaşıklı bir mezar”  bulursunuz ki, “ kızlar , gelinler” tarafindan ziyaretgah halına konulan bu mezar kardeş imdadına koşan  “TÜRK” mazarıdır.”

 

Bu mazarlıklardan bazılarına dair: 

 

Acıdere acıları.Şamahı ile Mereze arasında,Acıdere adlanan arazide yol kənarında iki derenin kovuşağında küçük tepenin üstünde tenha bir mezar var.Şu mezarda 93 yıl önce ermeni vahşeti ile yüz-yüze kalmış kardeşlerinin imdadına koşarak şehit olmuş kahraman bir türk askeri uyuyor.Sovyet hakimiyetinin “türk” sözünü yasak etdiği zamanlarda bile şu mezar ziyaretgah olub.Kabri geçen asrın 30. yıllerının asıb–kesen çağlarında Melikmemmed Tağıyev adlı bir adam canı pahasına yaptırmıştır.Bu nedenle de 1937. yılda ermeni donosu ile türküçülükde suçlandırılarak haps olunup, halk düşmanı gibi öldürülmüşdür.Sel-sudan uçup dağılmak tehlikesi karşısında kalmış kabrı 1954. yılda Babahan Babahanov adlı bir sürücü düzeltdirmiştir.2000.yılda ise Gobustan rayon İcra Hakimiyeti  kabrı yeniden tamir etdirip ve yakınlıkta - yolunun üstünde 1918.yılda savaşlarda şehit olmuş türk askerlerinin hatirasına abides yaptırmıştır.Bu gün insanlar bura ziyarete gelirler,mezarın üstüne ter çiçekler koyarlar.Yoldan geçenler arabalarının hızını azaltaran  hilaskar şehitlere Allahdan min rahmet dilerler.     

 

 Hacıhetemlide   Türk şehitliyi.Mollaisaklı köyünün (İsmayıllı İli) yakınlığında “İreme” denilen yerde ermeni topunun darbesinden bir türk çavuşu halak olur, yerindece defn olunur.Sonralar köyün aksakalı Hemid Ağayev türk çavuşunun kabrini abatlaşdırmış, koyün ahalisi onlara ehsan verib ruhuna dualar okumuşlar. 60.yılların ortalarında ona Baküye gelen Türkiyenin o vaktkı baş bakanı S.Demirelin yardımıyla Türkiyeye getmək için vize verilmişdi).Şimdi şu yerde Türkiye hökümetinin desteyi ile Musatafa Çavuş şehidlik abidesi, habele Hacıhetemli köy kabirstanlığında bu yerler uğruna savaş vermiş ve həlak olmuş türk asgerlerinin şerefine abide ucaltılmlştır ve bu abideler ziyarət yeridir, tarihi gerçekleri anlatmak, derk etmək için ...Abidənin üstünde yazılmışdır: “Bu kabirde 1918 yılında Türk Kafkaz Ordusuyla Vatanın bu topraklarına gelmiş, savaşmış, şehit düşmüş Türk askerleri yatmaktadır.”               

  

Garameryam savaşı Göyçay ve Garameryam  savaşlarında şehit olmuş 13 zabit ve 235 çavuşun hatirasına ucaltılmış  abide bu toprakların tarihini korumaktadır.Abide  Garameryamla Göyçay arasında  yolun kenarında  Bığır başı denilen yerdedir.Abide  hem  de çok önemli statistik bilgileri yansıtır.

 

Anıt üzerinde  “ 1918. yılda  rus-bolşevik ve ingilizlerin yardımı ilə silahlanmış ermenilerin kütlevi olarak ihtiyar, kadın ve cocuklarılara acımadan bir günde 40 bin Azerbaycan türkünü katle yetirmiştir “ bilgisi vardır.Bunun yanısıra abidenin  üzerinde türk şairi Mehmet Akif Ersoyun“İstiklal marşı”ndan bir kıta ve  şehitler abidesi için yazdığı  bir bent şiir  yazılmışdır.   

 

Türk dağı-Türk zirvesi. Bığır köyünün içerisine getdikce dağın başında uca bir zirvenin  üstünde  Azerbaycan ve   Türkiye bayraklarının dalğalandığı  şehit kabri görünür.Böyük bir maraqla zirvəyə kalkıyoruz. O andaca düşüncelerimden gecen bu oldu:BU ƏN UCA ZİRVƏDİR – ŞƏHİDLİK ZİRVƏSİ !

 Zirveye kalkmış türk şehitliyinin şerefine  bu dağa  TÜRK DAĞI  denilmektedir.                                                                              

                                                                                        

 Ervan dağının  yamacında tenha  türk qəbri.Beletçimiz bizi Göyçay  rayonunda  şeherden bir az kenarda Ervan  dağının  yamacında yerleşen   1918. yıl savaşlarında şehit olmuş daha bir türk eskerinin mermer taştan yapılmış abidesini gösterdi.Bu mazar taşı yeniyenmemiş, üzərində arap  alfabesi ile yazılmış   yazılar hala kalmakta idi.

         

 Minke kendinin yolüstü mezarlığında üzerində ay və beşguşeli yılduz olan bir türk kabri daha dikkatımızı çekti.Burada Ramiz adlı bir insan defn olunmuşdu.Köy camaatının dediyine göre o,burada ermenilere karşı savaşta iştirak etmiş,memleketine dönmemiş,bir az burda yaşadiktan sonra Özbekistana getmiş ve uzun zaman orada yaşamıştır.Ömrünün ihtiyar çağında yene bu köye dönmüş,gencliyindeki hadiseleri hatırlamıştır.O,burada vefat etmiş ve defn olunmuştur.

 

Azerbaycanın bütün bölgelerinde Türk kabirleri kutsal bir ocak gibi korunmuş ve korunmaktadır.Türk kabirlerinin taşlarının kaybolduğu yerleri bile insanlar hafizalarında koruyarak nesillerden nesillere emanet etmektedirler.

Bu yazı 3527 defa okunmuştur.