Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ

Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ

[email protected]

“Hünkar”

20 Kasım 2019 - 00:08 - Güncelleme: 20 Kasım 2019 - 00:18

“Hünkar” kelimesi “sultan, hükümdar” anlamında olup Osmanlı padişahları için kullanılırdı. Ayrıca bazı din büyükleri için de kullanılmıştır. Mesela “Molla Hünkar” deyince Hz. Mevlana hatıra gelir. “Hünkar Hacı Bektaş Veli” ise yaygın kullanışlardandır. Bunlar manevi sahanın, gönül dünyamızın sultanları sayılır.

Süleyman Demirel Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin çalışkan Din Sosyolojisi hocası Doç. Dr. Yılmaz Soyyer’in “Hünkar” isimli bir kitabı çıktı. Alt başlığı şöyle: “Ansiklopedik Bektaşilik Sözlüğü“. Çift sütunlu büyük boy, 480 sayfalık bir eser. (Post yayınevi, Kasım 2019)

Bu sözlük, Bektaşilikle ilgili bir kavramlar, şahıslar, kullanılan malzeme ve dergahlar hakkında güvenilir bilgiler ihtiva ediyor. Eser, Bektaşiliği merak edip öğrenmek isteyenlere ilk elden bilgiler sunar. Terimlerin çoğu ortak olduğundan, Tasavvuf alanı için de bir el kitabı sayılır.

BEKTAŞİ KÜLTÜRÜ

Kitapta “Bektaşilik” mefhumuyla neyin anlaşılması gerektiği ortaya konmaya çalışılmış. Yazara göre eser en azından Türk kültürünü kuran ve yayan bir ocağı bir antropolog bakışıyla ele almaktadır. Soyyer’in 30 yıllık kariyer hayatı Bektaşilik’i araştırmak ve bu yapıyı anlamaya çalışmakla geçti.

Şöyle der: “Bektaşiliğin tarihi sürecini, özellikle de yasaklanıp kapatıldığı 19. yüzyılı, el yazması kütüphanelerinde, Osmanlı Arşivinde ve İstanbul’daki mezarlıklarda bulunan mezar taşlarındaki bilgilere odaklanarak uzun seneler boyu öğrenmeye gayret gösterdim. Bu konuda bir İlmi kitap (19. Yüzyılda Bektaşilik), iki roman (Çerağlar Uyanırken, Semah Aşka Doğrudur) ve çok sayıda makale yazdım.” (Yılmaz Soyyer aynı zamanda şairdir. Şiirleri “Çifte Vav’ın İzinde” adıyla kitaplaşmıştır.)

Yazar Bektaşilik’ten Hacı Bektaş Veli dönemindeki yol arkadaşları, takipçileri ve onların geriye bıraktıklarını anlar, bu anlayışın merkezinde Hünkar Hacı Bektaş bulunmaktadır.

İÇERİĞE DAİR;

Sözlükte İbn Arabi temelli tasavvuf anlayışı sıklıkla görülmektedir. Bu durum, İbn Arabi’nin vahdet-i vücud anlayışının bütün bir Anadolu tasavvufuyla birlikte Bektaşiliği de etkilemesinden kaynaklanmaktadır.

Sözlüğün içerisinde Bektaşilik kavramları, Bektaşi olduğu kesin olan şahısların en mühimleri, Bektaşi dergah ve tekkeleri bulunmaktadır. Bu lugatin ana yapısını 1925’te bütün dergahların kapatıldığı döneme kadar var olan kavram ve şahıslar teşkil etmektedir. Geleneğin günümüzdeki bazı çok önemli temsilcileri de sözlüğe alınmışlardır.

Sözlüğü hazırlarken ilkin Bektaşi geleneğinde hazırlanmış el yazmalarındaki bilgilerin -tarih bakımından hatalı olsalar da- alınmasına özen gösterilmiş, sonra çağdaş bilgiler eklenmiştir.

Böyle değerli bir çalışmayı hazırlayan Yılmaz Soyyer’e ve itinalı baskısı için Post yayınevi’ne, kültür ve irfan hayatımız adına teşekkür ederim.

Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ