Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ

Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ


Doğu Türkistan için ne yapılabilir?

01 Şubat 2020 - 13:31

Doğu Türkistan için ne yapılabilir?

Doğu Türkistan; Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan Cumhuriyetleriyle Pakistan, Hindistan, Keşmir, Tibet, Moğolistan ve Çin ülkelerine komşudur.

Kaşgar, Hoten, Yarkent, Aksu, Kuça ve Turfan şehirleri tarihi öneme sahiptir.

İslam kumandanı Kuteybe b. Müslim 715’te Fergana bölgesine kadar ilerledi ve Kaşgar’ı Çinliler’den aldı. Kaşgar’da hüküm süren ilk müslüman Türk hükümdarı Karahanlılardan Abdülkerim Satuk Buğra Han’dır. Aynı isimdeki Türk destanına göre Satuk Buğra Han ilahi bir destekle Müslüman oldu. Karahanlılar (840-1212) İslamiyet’ten sonra önemli bölümü Doğu Türkistan’da olan ilk büyük Türk devletidir.

Kaşgar, İlkçağ’dan beri bölgenin ekonomik merkezidir. Eski dönemlerde el sanatlarında, özellikle kilim, tekstil ve seramik dallarında meşhurdu. 1950’lerden bu yana pamuk endüstrisi başta olmak üzere kurulan çeşitli modern endüstriler şehrin ekonomik önemini arttırmıştır. Diğer taraftan ipek yolundaki ve Çin’le Orta Asya arasındaki transit taşımacılıktaki rolü, eski çağlardan beri Kaşgar’ın bir ticaret merkezi olarak önem kazanmasını sağlamıştır.

Türk kültür tarihinin çok önemli iki eserinin yazarları Kaşgarlıdır. Yusuf Has Hacib ünlü eseri Kutadgu Bilig’i burada yazmıştır. Divanü lugati’t-Türk’ün müellifi Mahmud da Kaşgarlı idi. Uygur sanatının çok gelişmiş örnekleri de zamanımıza ulaşmıştır. Medeniyet yerine kullanılan “uygarlık” kelimesi Uygurlardan esinlenerek konuldu.

ÇİN İŞGALİ

Çin’le sınırdaş olan Doğu Türkistan, çok eski çağlardan beri bu ülke ile kavgalıdır. Çinliler 1759’dan itibaren yavaş yavaş Doğu Türkistan’ı işgal ettiler.

Direniş hareketleri olduysa da Çin bunları bastırdı. Çin-Rus rekabetine maruz kalan ülke perişan oldu. Çin hükümeti 1884’te Doğu Türkistan’ın adını değiştirip Sinkiang/Sincan yaptı. Doğu Türkistan 1 Ekim 1955’ten beri Çin Halk Cumhuriyeti’ne bağlı olarak Sinkiang/Sincan Uygur Özerk Bölgesi adıyla anılmakta ve günümüzdeki geniş Çin topraklarının altıda birini kaplamaktadır.

Doğu Türkistan’da Çin zulmü 250 senedir vardı fakat 1949 yılında Mao önderliğindeki komünistlerin Çin yönetimini ele geçirmesinin ardından bölgedeki baskılar eskiye oranla daha da arttı. Komünist yönetim asimile olmayı reddeden Müslümanların imhasına yöneldi. Bu dönemlerdeki insan kaybı milyonları buldu.

KİMLİĞİ BELİRLEYEN DİN

Doğu Türkistan’da İslam dini milli kimliği korumada en önemli etkendir.

Bu yüzden Çin baskısı en çok dini alana yönelik olmaktadır. Çin yönetimi tarafından camiler yıkıldı, toplu ibadet yasaklandı, Kur’an kursları kapatıldı, okullarda dinsizlik propagandası yapıldı. Bunların yanında dini ilimlerin öğrenilmesi ve dini bilgilere sahip şeyh, hoca, müderris gibi öncü kişilerin halkı eğitmeleri ise tamamen yasaklandı. En büyük suçları Müslüman olmaktır. Ama bunca şeye rağmen halk dini kimliğinden hiçbir şey kaybetmedi ve aksine daha da güçlendi.

Çin istilası ve zulmü dolayısıyla ülkesini terk etmek zorunda kalan Doğu Türkistanlılardan bin bir zorlukla Türkiye’ye gelebilen bazı önemli zevat vardır. Bunlardan İsa Yusuf Alptekin ülkesinde verdiği bağımsızlık mücadelesi sonunda, güçlerinin Kızıl Çin kuvvetlerine karşı koymaya yeterli olmadığı görerek göç etmeye mecbur kaldı. 1949’da tarihinde kalabalık bir grupla Doğu Türkistan’dan ayrıldı, 1954’te Türkiye’ye gelebildi.

Mehmet Emin Buğra Doğu Türkistan’ın Hoten şehrinde doğdu, dini ilimler tahsili yaptı. İlmi ve hitabeti ile sivrildi. Verdiği milli mücadele Çin’i kızdırdı. O da 1953’te ülkemize gelerek Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığına geçti.

Şirzat Doğru doğu Türkistan kazaklarındandır. Evvelce bu köşede onun hakkında yazmıştım. 1949’da doğudan Çinliler, batıdan Ruslar Doğu Türkistan’ı işgale başlayınca Kazaklar batıya doğru yola çıktılar. Kaçan 100 bini aşkın insan arasında on binlercesi Taklamakan Çölü’nde hayatını kaybetti. Göç kafilesindekilerden biri 1935 doğumlu Şirzat Doğru ve ailesidir. Himalayalar’ı aştıktan sonra Hindistan’da iki yıl kalan Şirzat Bey ve onlarla hareket edenler, bin bir sıkıntı çekerek 1954’te Türkiye’ye geldi, izmir Kemalpaşa’da Alaş kazak Çiftliğini kurdu.

KANAYAN YARA

Doğu Türkistan her zaman kanayan bir yaradır. Son günlerde oradaki Çin zulmüne dair çok üzücü haberler gelmektedir. Bir dezenformasyon kirliliği de vardır. ABD-Çin rekabeti dolayısıyla Amerikan menşeli haber kaynaklarının meseleyi köpürttüğü söylenebilir. Ama dayanılmaz eziyetlerin varlığı bir gerçektir. Çin’in uyguladığı modern asimilasyon yöntemleri Doğu Türkistan halkını perişan ediyor.

Çin günümüzde en büyük güç haline gelme yarışında. Teoride Marksist iken pratikte ve ekonomide vahşi kapitalizmi benimseyen bu devlet gittikçe güçleniyor.

Türkiye olarak Çin’le iyi ilişkiler içindeyiz. Ekonomik zaruretler böyle gerektiriyor. Bu şartlar altında Doğu Türkistanlı soydaş ve dindaşlarımız için ne yapabiliriz?

DİPLOMASİ

Devlet olarak Çin’e savaş açacak halimiz yok. Ama ekonomik ve kültürel ilişkilerimiz geliştikçe ve elimiz güçlendikçe, diplomasi yoluyla soydaşlarımızın daha rahat yaşamaları için girişimde bulunabiliriz. Üst yöneticilerimizin bu bilince sahip olduklarını sanıyorum.

Burada asıl görev sivil toplum kuruluşlarına düşer. Sağlıklı bilgilerle kamuoyu aydınlatılıp bu konu hep canlı tutulmalı. Bütün zor şartlara rağmen medyamız, yabancı ajans haberleriyle yetinmek yerine, Doğu Türkistan’a bir şekilde uzanmalı ve sağlıklı bilgiler vermelidir.

Doğu Türkistan bizim için en az Filistin ve Gazze kadar önemlidir.

Prof. Dr. Mehmet DEMİRCİ

 

Kaynak: http://www.mehmetdemirci.org/?p=2532

Bu yazı 349 defa okunmuştur.