Prof. Dr. Kürşad ZORLU

Prof. Dr. Kürşad ZORLU

[email protected]

Karadeniz ısınıyor! Kriz nereye doğru gidiyor?

11 Nisan 2021 - 11:50

Ukrayna’da durum giderek kötüleşiyor. Moskova, Doğu Ukrayna’da ve Kırım’da askeri gücünü artırmaya devam ederken, Kiev, batı desteğini arkasına alarak bu süreci avantaja çevirebilmeyi hedefliyor. Zelenski’nin iş başına geldiği ilk dönemde Rusya ile belirli düzeyde bir müzakere mümkün görülse de bugün için bu masanın kurulması çok daha büyük bir riskle iç içe seyrediyor.

Genel gidişata bakılırsa Rusya şu an için kendi talepleriyle ilgili Ukrayna’yı baskılamak ve yeni ABD yönetimini test etme hedefini öne çıkarıyor. Bir yandan da Avrupa’ya diplomasi mesajı veriyor. Dün Dışişleri Bakanı Lavrov "Avrupa ülkelerinin Ukrayna’dan Minsk anlaşmalarına uymasını talep edeceğini umuyorum." ifadesini kullandı. Elbette ana mesaj Almanya ve Fransa’ya…

Bugünlerde gerek Rusya gerekse ABD kamuoyunda irdelenen temel husus, diplomasi ve yaptırım yönteminin sonuç vermeyip, gerginliğin çatışmaya doğru yönelmesi halinde Batı’dan Ukrayna’ya askeri desteğin nasıl ve hangi ölçülerde gelebileceği...

ABD tarafında savaş gemileri göndermek dahil pek çok farklı detay seslendirilse de bunun ne ölçüde mümkün olabileceği sorgulanıyor. Montrö'nün önemi bir kez daha anlaşılıyor!

Kiev'in Donbass Temas Grubu Sözcüsü Alexei Arestovich, “Ukrayna'nın NATO ile birlikte Karadeniz bölgesinde savaşa hazırlandığını” söyledi. Bu kapsamda Mayıs-Haziran aylarında son yılların en büyük NATO tatbikatı olan Defender Europe 2021'de olası senaryolar test edilecek. Buna karşın Kremlin sözcüsü, "Rusya Federasyonu, sınırlarının güvenliğini sağlamak için gerekli önlemleri alıyor." diyerek askeri tahkimatın gerekçesini oluşturur gibiydi.

Doğrusu Ukrayna’da savaş seçeneği, Rusya açısından 2008’de Gürcistan’daki süreç gibi sonuçlanmayabilir. Suriye, Karabağ, Libya derken Rusya’nın da böyle geniş kapsamlı bir savaşta kayıpları farklı sahalardaki mücadele alanlarına yansıyabilir. Rusya’da güvenlik analisti olan Mikhail Khodarenok, bir savaş durumunda Moskova’nın Çin ve Türkiye dahil, müttefikler kazanma konusunda riskli bir pozisyonda durduğunu vurguluyor.

Yine de Putin askeri bir harekatı önceleyebilir mi? Eylül ayında gerçekleşecek parlamento seçimlerinin Putin için önemli bir sebep olabileceği dikkatten kaçmamalı. Bu ihtimalin yoğunlaşması halinde batı yaptırımlarının ekonomik ve psikolojik açıdan halk üzerindeki etkisi irdelenecek hususlar arasında olacaktır.

Atlantik Konseyi Avrasya Direktörü John Herbst ise ABD’nin test edildiği bu süreçte Rusya’ya yönelik yaptırımları bir üst aşamaya geçirmesi gerektiğini ifade ediyor. Bazı analistler Moskova’ya Donbas’tan çekilmesi için 6 ay süre verilmesi öneriyor. Herbst iki seçeneği birden öneriyor. Rusya’nın büyük bir bankasına ve en çok da Kuzey Akımı 2 projesine ambargo konulmalı. Son yansıyan bilgilere göre Almanya kıyılarına entegre olan Kuzey Akımı 2’nin %95’i tamamlanmış durumda. Birkaç gün önce Putin’in Almanya ve Fransa liderleri ile Ukrayna’yı dışarda tutarak görüşmesi biraz da bu projenin Washington-Moskova gerginliğinden ayrıştırma gayretiyle açıklanabilir. Zira Ukrayna, Kuzey Akım 2’den en çok etkilenecek ülke olarak öne çıkıyor. Hatta bazı uzmanlar Rusya’nın bu hat üzerindeki ısrarında Ukrayna’yı daha da sıkıştırmak olduğunu ileri sürüyorlar. Baltık Denizi’nin altına döşenen bu ikinci kısım faaliyete geçtiğinde Ukrayna ve Polonya gaz boru hatları bypass ediliyor.

Sürecin ilerleyişi bir tür uçurumun kenarı oyununa benziyor ve oyunun bizim yanı başımızda şekillendiği göz önüne alınırsa safları sıklaştırmanın önemi bir kez daha ortaya çıkıyor.

Bu yazı 456 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum