Önder GÜZELARSLAN

Önder GÜZELARSLAN


TOPRAKTAN YARATILAN İNSANA TOPRAK ŞİFADIR

17 Nisan 2020 - 15:53

TOPRAKTAN YARATILAN İNSANA TOPRAK ŞİFADIR

Allah’ü Teala insanı topraktan yaratmıştır. Kur’an-ı Kerim’de bir çok ayette ilk insan olan Hz. Adem’in yaratılışına dair bilgiler mevcuttur. Nasıl yaratıldığının evrelerini değişik ayetlerde Rabbimiz bizlere izah etmiştir:

Toprak evresi;

“Allah Âdem’i topraktan yarattı, sonra ona “ol” dedi, o da hemen oluverdi.”

(Al-i İmran / 59. ayet)

Çamur Safhası;

“Allah yarattığı her şeyi en güzel şekilde yaratmış ve insanı yaratmaya da çamurdan başlamıştır.” (Secde / 7.ayet)

Yapışkan Çamur Safhası;

“Şüphesiz Biz onları (Âdem ve neslini) yapışkan bir çamurdan yarattık.” (Saffât / 11.ayet)

Havada Kurumuş Çamur Safhası;

“Andolsun, Biz insanı, (havada) kurumuş bir çamurdan, şekillenmiş bir balçıktan yarattık.” (Hicr / 26.ayet)

Ateşte Pişmiş Çamur Safhası;

“Allah insanı, ateşte pişmiş çamura benzeyen bir balçıktan yarattı.” (Rahmân / 14.ayet)

Bütün bu ayetlerde belirtildiği gibi insanın ilk yaratılışı yani, hammaddesi topraktır. Peki, “toprak nedir ve nelerden oluşmaktadır?” diye bir soru soracak olursak, bu soruya da şu şekilde bir cevap verebiliriz.

Toprak jeolojik olarak “ana materyal” adı verilen çeşitli kayaların, fizikî ve kimyevî ayrışması sonucu oluşan, içinde bakterilerden solucanlara, mantarlardan bitkilere kadar farklı canlı organizmaları barındıran, bitkilere besin sağlayan ve kalınlığı birkaç metre arasında değişen örtüdür. Toprağın % 45’i mineraller, % 5’i organik maddeler, % 25’i boşluk ve % 25’i ise sudur. Neredeyse toprağın yarıya yakını minerallerden oluşmaktadır. İnsanın hayatını devam ettirebilmesi için bu minerallere ihtiyacı vardır. İnsanın hammaddesi toprak olması nedeniyle hayatımızı devam ettirdiğimiz ve minerallere ihtiyacımız olduğu sürece bu mineralleri yine topraktan elde etmemiz gerekmektedir.

Mineralleri vücudumuza alabilmemizin farklı yöntemleri var. Bu yöntemlerden en önemlisi besinler vasıtasıyladır. Tükettiğimiz besinlerin büyük çoğunluğu toprakta yetişmektedir. Toprağın içindeki mineraller besinler büyürken, besinlere geçer. İşte bu besinleri de doğru, düzenli şekilde tükettiğimizde ihtiyaç hissettiğimiz mineralleri vücudumuza alabiliriz.

Bugün önemli sorunlarımızdan biri de besinlerin besin değerlerinin düşmesi ya da kaybolmasıdır. Bunun ana sebebi de toprağın yapısının bozulmasıdır. Toprağın yapısının bozulması birkaç şekilde olmaktadır. Bunlardan birisi besinler yetişmesi safhasında hastalıklardan korumak için, kullanılan kimyevî ilaçlar. Bu kimyevî ilaçlar toprağın yapısını bozmakta, daha ileri boyutta sürekli kullanımı sonrasında toprağın içindeki minerallerin kaybolması ile toprağı kullanılamaz hale getirmektedir. Bundan dolayı da toprakta yetişen besinler bize fayda yerine zarar vermektedir. İhtiyacımız olan mineralleri almamızı da sağlayamamaktadır.

Toprağın yapısını bozan bir diğer olay ise sanayi atıkları ile kirlenmiş sular. Maalesef bugün sanayileşeceğiz, diye toprağı da hoyratça kullanır hale geldik. Sanayi atıklarıyla kirlenen sular toprağımızı da perişan hale getirmekte ve toprağın içindeki minerallerin ölmesine sebebiyet vermektedir. Bu yüzden sanayileşirken toprağa zarar vermemeliyiz. Sanayi atıklarını rastgele salıvermemeliyiz. Gerekli arıtma sistemlerini de kurarak suya ve toprağa zarar vermeyecek hale getirmeliyiz. Zira kirlenen suyu ve toprağı yeniden eski haline dönüştürebilmenin maliyeti çok yüksektir.           

Topraktan yaratılan insanoğlunun topraktaki mineralleri alabilmesinin bir diğer yolu da “Termal Sular yani Mineralli Sular”.

Termal sular 700m-1500m civarında toprağın altından çıkan sıcak sulardır. Termal sular içerisinde bolca mineral barındırmaktadır. Termal sular, yeryüzünde biriken suların yerde oluşan çatlaklardan sızarak yeraltına doğru inişi ve bu hareketi sırasında önünde bulunan mineralleri eriterek, derinlerde ısınmış katmanlara ulaşarak, buradaki sıcaklığın etkisi ile buharlaşıp yoğunlaşması sonucunda oluşmaktadır. Bir başka görüşe göre ise, magmaya yakın katmanlarda bazı mineralleri eritmiş durumda bulunan suların buharlaşıp yoğunlaşarak tektonik olaylar sonucunda yeryüzüne çıkan sular diye de ifade edilmektedir.

Termal suların tamamında en az 20-25 arasında en fazla ise 32-36 arasında mineraller bulunmaktadır. Ülkemiz Allah’ın lütfuyla termal sular konusunda çok zengin. Termal suların miktarı anlamında, yani kaynak sular bakımından dünyada üçüncü sıradayız. Termal suların içerdiği mineral bakımında ise dünyada birinci sıradayız.

Peki termal sulardaki bu minerallerden nasıl istifade edeceğiz. Termal suların farklı farklı kullanım yolu vardır. Çoğunlukla insanların bildiği banyo yöntemidir. Eskilerin kaplıca diye ifade ettikleri termal sulardan banyo yöntemi ile vücudumuza minerallerin kılcal damarların içine kadar girmesi sağlanarak istifade edilir. Bir başka yöntem içme suyu olarak kullanılarak istifade edilir. Ülkemiz mineralli su diye bildiğimiz, bazılarımızın ‘soda’ diye ifade ettiği su kaynakları açısından da oldukça zengindir. Hemen hemen birçok ilimizde mineralli su bulunmaktadır. Bir diğer yöntem Avrupa’nın çokça kullandığı bizim ise bu manada çok geride olduğumuz termal çamurlar. Termal çamurlar ile de hem hastalıklarımıza ciddi şifa bulabileceğimiz gibi, hem güzellik anlamında, özellikle cilt hastalıklarına en kalıcı çözümü sunan bu çamurlar ile çamur banyosu yaparak istifade edebiliriz. Son olarak buhar inhalasyon yöntemi ile yani solunum yoluyla bu termal sulardan istifade ederek vücudumuzun eksilen, ihtiyaç duyduğu mineralleri alabilmemiz mümkündür.

Son olarak şunu belirtebiliriz. Allah topraktan yarattığı insanın şifasını yine toprakta saklı tutmuştur. Yine bitkilerden yapılacak ilaçlar ile de rahatsızlıklarımıza çözüm bulabiliriz. Aynı zamanda vücudumuzda eksilen minerallerimizi bu yöntem ile de tamamlayabiliriz. İnsanın yaşamanı devam ettirebilmesi için ve hastalandığında şifa bulması için toprağa ihtiyacı vardır.     

Önder Güzelarslan

Bu yazı 736 defa okunmuştur.