Önder GÜZELARSLAN

Önder GÜZELARSLAN


TABİAT İNSAN OLMADAN DA YAŞAR, AMA İNSAN TABİAT OLMADAN YAŞAYAMAZ!

06 Haziran 2020 - 21:10

TABİAT İNSAN OLMADAN DA YAŞAR, AMA İNSAN TABİAT OLMADAN YAŞAYAMAZ!

Haziran ayının ilk haftasına denk gelen 5 haziran günü her yıl dünya çevre günü olarak kutlanmaktadır. Hafta boyunca da bir takım etkinlikler yapılarak çevreye dair beyanatlar verilmektedir.

1972 yılında tabii çevrenin korunması için İsveç’in Stockholm şehrinde Birleşmiş Milletler Çevre Konferansı toplanarak çevre sorununu masaya yatırılmış ve üye ülkeler tarafından, çevre kirliliğinin önüne geçilmesi için çözüm yolları bulmak adına ortak değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu kapsamda Çevre Konferansı’nın bitiminde üye ülkelerin ortak kararıyla 5 Haziran “Dünya Çevre Günü” olarak kutlanılması kabul edilmiştir. O tarihten bu yana da yaşadığımız dünyayı korumak, çevre kirliliğinin önüne geçmek, farkındalık oluşturmak, insanları bilgilendirmek ve gelecek nesillerin  çevre konusunda duyarlılık kazanmaları amaçlayarak 5  haziran dünya çevre günü kutlana gelmektedir. Ülkemizde de 1978 yılında kurulan Türkiye Çevre Sorunları Vakfı daha sonra Çevre Müsteşarlığına dönüşmüş ve müsteşarlığın aldığı karar ile 5-11 Haziran tarihleri arasında çevre koruma haftası olarak kutlanması kabul edilmiş ve o günden bugüne her yıl çevre haftası etkinlikleri yapıla gelmiştir.

Aslında çevre bilinci aşılanması sadece bir haftada yapılacak etkinlikler ile yeterli değildir. Yılın her anında bu konuda duyarlılık sağlayıcı programlar yapılmalıdır.

Çevre konusu geniş kapsamlı bir konudur. Çevre kirliliği bir yönü, çevrenin korunması bir diğer yönü. Çevreyi kirletmeden koruma yönünde adımlar atmamız gerekmektedir. Bunun için yapılması gereken en önemli nokta çevreye zarar verici her türlü maddeleri çevreyi kirletmesine müsaade edilmemesidir. Çevreyi ilgilendiren önemli konulardan biri de atıkların atık olarak görülmemesidir. Geri dönüşüme kazandırılabilecek cam, plastik, kağıt vb. neler varsa bunların geri dönüşüm tesislerinde değerlendirilerek yeniden ekonomiye kazandırılması gerekir. Bu anlamda hem dünya da hem de ülkemizde çok ciddi adımlar atılmıştır. Bugün geri dönüşümde ciddi mesafeler alınmış, hemen hemen bütün belediyeler bir seferberlik halinde geri dönüşebilecek atıkların toplanması doğrultusunda çalışmalar yürütmektedir. Çeşitli kampanyalar yürütülerek toplumda da bilinç oluşturulmaya çalışılmaktadır. Atık yağlar toplanmaya çalışılmakta, kullanılmış piller toplanılarak imha edilmekte, kağıt ve plastik atıklar geri dönüştürülerek ekonomiye tekrar kazandırılmaya çalışılmaktadır. Geri dönüşüm sektörü öyle hale geldi ki, kullandığımız ve çöp olarak nitelendirdiğimiz bir çok şey artık teknolojinin imkanları ile geri tekrar kazanılır hale gelmesi sağlanmaya başlandı. Evsel atıklardan kompost gübre elde edilmesine kadar sektör epeyce gelişti. Hatta öyle noktaya gelindi ki bugün çöpten enerji elde eder hale geldik. Aslında bu yönüyle olaya baktığımız da çöp olarak nitelendirdiğimiz hemen hemen her şeyin çöp olmadığı, atıl bir değer olarak görülmemesi gerektiği anlaşıldı. Geri dönüştürülerek tekrar kullanılabilir hale gelmesi ile de ekonomiye artı bir değer katması sağlanmış oldu. Bir zamanlar batı ülkelerinde gıpta ile baktığımız çöpün değerlendirilmesini, bugün ülkemizde de tam istenilen seviye de olmasa da görebilmek hepimizi mutlu etmektedir.

Çevre, insanların sürekli yaşadıkları yaşam alanıdır. Bu yaşam alanlarımızı korumak hepimizin görevidir. Tabiatın bize ihtiyacı yok. Bizim tabiata ihtiyacımız var. Tabiattan istifade edebilmek için öncelikle onu korumamız gerekmektedir. Çevrenin korunması içinde başlıca şunlar yapılmalıdır.

Su kaynakları, akar veya durgun olsun asla kirletilmemeli, sanayi atıkları su havzalarına salınmamalıdır. Çevreyi kirleten çöp kabul ettiğimiz bütün maddeleri rast gele sağa sola atmamalıyız. Özellikle piknik alanlarında yiyip içtikten sonra çöplerimizi derli toplu toplayarak çöp kutularına atmalıyız. Tabiatın ekolojik dengesini bozucu davranışlardan kaçınmalıyız. Hava kirliliğine sebebiyet veren durumları önlemeliyiz. Zira hava kirliliği tabiatın ekolojik dengesinin bozulmasına sebebiyet vermektedir. Zehirli kimyevi tarımsal ilaçlar ile toprağın kirletilmesinin önüne geçilmelidir. Zira bu kimyevi ilaçlar tarıma elverişli olan toprakların zarar görmesine neden olmaktadır.

Tabii çevre bizim çevremizdir. Biz tabiatı korudukça tabiat da bizleri korur. Havaya, suya ve toprağa karışan kimyevi atıklarda tabiatı kirletmektedir. O nedenle kimyevi atıklar ile tabiatın kirletilmesine müsaade etmemeliyiz.

Çevre konusu ile ilgili yazılacak çok şey var. Zira çevre konusu çok geniş ve hayatımızın her anını etkileyen bir mevzu. 7’den 70’e herkes çevre konusunda duyarlı olmalıdır.

Gelecek nesillere iyi bir çevre bırakmak için el ele vermeliyiz. Yarının tabiatını, bugünden oluşturmalıyız. Bu kapsamda “Çevre Eğitim Platformu” olarak çocuklarımız çevre bilinci edinsinler diye yaptığımız “Çevre Eğitim Seti” çalışmamız yaklaşık 8-10 yıldır devam ediyor. Bugün “Sıfır Atık” kampanyası çerçevesinde eğitim setimize destek veren 100 lerce kamu kurum ve kuruluşlarına (Belediyeler, Valilikler, Kaymakamlıklar ve Sponsor Firmalar) teşekkürlerimizi arz ediyoruz. Çevre Eğitim Platformu olarak hedefimiz 1 milyondan fazla çocuğa ulaşabilmek ve çocuklarımızın okullarda alamadıkları çevre eğitimini almalarını sağlamak arzusundayız. Bu anlamda da ciddi bir mesafe almış bulunmaktayız. Temel gayemiz, çevre eğitimi alan çocuklarımız ile birlikte geleceğe temiz bir çevre bırakabilmek.

Dinimizin ikinci emri de “Temizlik” üzerine olduğuna göre hem bir dini vecibe gereği hem de bir insanlık görevi olarak çevreyi kirletmeyerek tabiatı koruma altına almak hepimizin en kutsal vazifelerinden birisidir. Çevre kirliliği aynı zamanda her anımızı etkileyen bir sağlık problemiyle de karşılaşmamıza sebeptir. O nedenle, kirli bir çevre hem kendi hayatımız hem de sağlığımız için ciddi bir tehdittir.

“Tabiatın temizliği insanın temizliğidir. Elindeki çöpü atma tabiata, geri dönüşüme gönder dünya dönsün saraya.”    

ÖNDER GÜZELARSLAN

Bu yazı 381 defa okunmuştur.