Önder GÜZELARSLAN

Önder GÜZELARSLAN


DARKALE: TARİHİN DERİNLİKLERİNDEKİ ŞEHİR

19 Temmuz 2020 - 13:33

DARKALE: TARİHİN DERİNLİKLERİNDEKİ ŞEHİR
 
Doğup büyüdüğüm, çocukluğumun geçtiği Soma; Manisa'nın kuzeyinde kalan, Yunt Dağı silsilesinin eteklerinde kurulmuş Manisa’nın Kırkağaç ilçesine, İzmir’in Kınık ve Bergama ilçelerine, köyleri dahil ettiğimizde Balıkesir’in İvrindi ve Savaştepe ilçelerine komşu, tahin helva ve lokumu ile meşhur, maden ocakları ve termik santrali ile bir enerji kentidir.

Anlatılan hikâyelere göre Soma isminin Sumak diye bilinen yerleşim yerinden geldiği ifade edilmektedir. Soma’da ilk yerleşim dağın eteklerinde oluşmuş, bugün hala Darkale diye bildiğimiz köyde ve köyün aşağı bölümlerinde yaşayan insanlar  “Sumak” ismi verilen bu bölgede yaşamını devam ettirirken zaman içinde, şiddetli bir deprem sonrasında, şu an şehrin bulunduğu alana doğru taşınmışlar ve buraya da Soma adını vermişlerdir. 

Yine yapılan araştırmalara göre Soma’nın ilk yerleşimi, Darkale (Tarhala) köyü çevresi olduğu bilinmektedir. Yerleşimin zamanla Darkale’den Yassıtepe'ye doğru kaydığı ve zamanla da ilçe merkezi burası olmuştur. Günümüzde ovaya kadar gelen Soma bir yandan İstasyon Mahallesi tarafına bir taraftan Turgutalp tarafından Avdan, Kınık istikametine doğru genişleme göstermektedir. Soma enerji kenti olmakla birlikte maden ocakları ile ekonomimize ciddi katkı sağlamakta ve bu yönüyle istihdam oluşturan bir şehirdir. Diğer yandan şehir bir tarım kentidir. Özellikle Zeytincilik bölge de çok yaygındır. Çocukluğumuzda tütün ve pamuk ekimi ve dikimi ile de ön planda olan Soma, zaman içerisinde böylesi değerli tarım ürünlerinin ekimi ortadan kalkması ile sadece doğal olarak eskilerden beri var olan zeytincilik geliştirilmeye çalışılmaktadır. Burada sanayileşmeye bir adım olarak, kömürün varlığı ile ülkemizin elektrik ihtiyacını karşılama adına yapılan termik santrali başta olmak üzere çevresindeki irili ufaklı sanayinin ortaya çıkarttığı atıklar ile kirlenen Gediz Nehri’nin bir kolu olan Bergama’dan geçerek Ege Denizi’ne dökülen ilçenin tarımsal su ihtiyacını ciddi ölçüde karşılayan Bakırçay’ın kirlenmesi, yer altı sularının çekilmesi tarım faaliyetlerini olumsuz yönde etkilemiştir. Tarım faaliyetleri azalan İlçede, kömür madeni ocaklarının varlığı tarımın yerine geçmiş bulunmaktadır.

Soma bölgesi birçok uygarlığa ev sahipliği yapmıştır. Hititlerin, Akaların, Lidyalıların, İranlıların, Makedonyalıların, Bergama Krallığının, Romalıların, Bizanslıların, Selçukluların, Karasioğullarının ve Osmanlıların bu topraklarda yaşadıkları yapılan incelemelerden anlaşılmaktadır.

Soma bir anlamda kendi kendine yetebilen bir şehir desek yanılmayız. Ancak özellikle kömür madeni işletmeleri nedeniyle dışarıdan bir hayli göç alan bir şehir durumuna gelmiş, zamanla Soma’nın yerlisi olan veya yerlisi konumunda eskiden beri burada yaşayanlar biraz üvey evlat konumuna düşmüşlerdir. Soma’ya gelen göç yerli insanı ikinci plana itmiştir. Soma enerji kenti bunu biliyoruz. Ancak Soma bir yönüyle de işlenebilse ciddi bir turizm kenti olacak. Fakat çocukluğumuzdan bu yana bu yönde yeterli ve ciddi bir çalışma yapıldığına şahit olamıyoruz. Manisa’nın ve özelde Soma’nın yöneticileri bu konuda maalesef çok aktif değiller. Kendilerinden beklenen çabayı yeterli düzeyde gösterememektedirler.

Burada yeri gelmiş iken Soma’nın turizme açılacak önemli noktası olan eski yerleşim yeri Darkale’den biraz söz edelim. Darkale Köyü, Soma ilçe merkezine yaklaşık 2-3 km uzaklıkta bulunan Tuzlutepe sırtında, derin bir vadi içinde kurulmuş bir yerleşim yeridir. Osmanlı döneminde önemli bir merkez olan Darkale, dik bir yamaç üzerine kurulmuş onlarca ahşap ve kerpiç eviyle sanki Ortaçağ Osmanlısı'nı günümüze taşıyan bir bölge gibi görünmektedir. Özellikle köyde bulunan Kırkoluk Camisi ve camiye adını veren şadırvan bunun bir göstergesidir.

Darkale’nin tarihi M.Ö.200’lü yıllarda hüküm süren Bergama Krallığı’na kadar uzanıyor. Bizans döneminde de önemli yerleşim birimlerinden olan Darkale, tarihte deri işleme kültürü sayesinde edindiği zenginliği 1876 yılında Osmanlı’nın ilk linyit ocaklarından birinin açılması sayesinde madencilikle sürdürmüştür.

Köy nüfusunun zaman içinde giderek azaldığı Darkale; Beypazarı, Safranbolu, Kula evleri gibi klasik Osmanlı mimarisinin örneği yapıları, dar sokakları ve tabii güzellikleri bünyesinde barındırmaktadır. Geleneklerini ve ananelerini kurdukları halk oyunları ekibiyle yaşatmaya çalışan yöre halkı, tarihi yapıları korumak ve yaşatmak için mücadele vermektedirler. Turizm açısından aranan hemen hemen bütün özellikleri bünyesinde bulunduran Darkale köyü; yürüyüş, bisiklet, kaya tırmanışı ve fotoğraf meraklılarına birçok güzellikler sunmaktadır. Bergama Krallığı dönemde kralın sayfiye yeri olarak kullandığı Darkale, Cumhuriyet dönemine kadar önemli bir ticaret merkezi olarak bilinmektedir. Darkale’de, Bergama Krallığı’ndan, Roma’dan, Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalma önemli muazzam yapılar, taşlar, mezar taşları bulunmaktadır.

Darkale bugün SİT alanı olarak korunmaya çalışılmaktadır. Ancak burasının hem Manisa açısından hem de Soma açısından turizme açılabilmesi için bölgenin ciddi şekilde tanıtıma ihtiyacı var. Aynı zamanda bölgede yapılabilecek apart konaklama tesisi, buraya gelenleri cezbedecek, yöresel yemekleri tadabileceği, iyi bir şekilde işletilebilecek bir restorana ve çay kahve içilebilecek mekanlara ihtiyaç var. Ayrıca tarihi evlerden bir ikisi restore edilerek müze haline getirilebilir. Gelen ziyaretçiler sadece evleri dışarıdan görmekle kalmaz, evlerin içini de gezerek daha iyi tanıma imkanı bulmuş olurlar. Her ne kadar Soma belediyesi bu konuda çalışmalar yapmaya gayret etse de bu tek başına yeterli değildir. Bölge milletvekilleri ve bölgenin diğer yöneticileri, sivil toplum kuruluşları, işletmeciler, iş adamları ve Soma’yı, Darkale’yi seven herkes taşın altına elini sokmalıdır. Burayı cazip hale getirecek adımlar bir an evvel atılmalıdır. Aslında Soma Belediyesi bünyesinde kurulacak bir şirket ile belediye olarak bölgede yapılacak sosyal tesisler, turistik konaklama tesisleri ve restoranlar, belediye tarafından işletilmek suretiyle hem köye sahip çıkılmış hem de belediyeye bir gelir kapısı sağlanmış olur. Tur operatörleriyle, çeşitli derneklerle görüşülerek, yerli yabancı ziyaretçileri buralara gelip ziyaret etmeleri sağlanabilinir. Aslında bakıldığında Darkale köyü önemli turistik merkezlerin geçiş noktası üzerinde bulunmaktadır.

Eskiden birçok yönüyle adını duyuran Darkale şu anda garip kalmış durumda. Burası cazibe merkezi haline getirilerek turizme kazandırılması halinde, belki eski geleneklerinin de yaşatılması açısından önemli katkı sunmuş olacaktır. Darkale köylüleri bir zamanlar meşhur dondurmaları ile tanınmakta ve köylüler için dondurmacılık ciddi bir geçim kaynağı imiş. Elektrik ve buzdolabının yaygın olmadığı 1970’li yıllardan önce Darkaleli birçok aile geçimini dondurmacılık yaparak sağlamaktaymış. Darkaleli köylüler, yakınlardaki orman içlerinde yaptıkları taş örgü çukurlar içine doldurdukları karları sıkıştırarak buz haline getirir, üzerlerini de çam pürçekleriyle, ağaç dallarıyla örterek Temmuz, Ağustos aylarında dondurma yapımında bunları kullanırlarmış. Meşhur Darkale dondurmasının eşsiz lezzeti köyde yaşayan ve doğal beslenen hayvanların sütüyle yörede bol miktarda yetişen tabii orkidelerden elde edilen salepten gelmekteymiş.

Bugün kaderine terk edilmiş olan tarihin derinliklerinden gelerek ayakta kalmayı başaran, hali hazırda köyde yaşamını sürdürerek burasını tamamen yok olmaktan kurtaran köylüleri geçen haftalarda Manisa Vakfı başkanımız Ercan Oğuz ile birlikte ziyaret ettik. Köylülerin hoş sohbetlerine doyum yoktu. Terk edilmişlik onları da üzüyor. Ümidimiz odur ki, en kısa zaman içinde ciddi şekilde köye el atılır burası turizmcilerin uğrak yeri haline gelir, tıpkı Bursa Cumalıkızık, Safranbolu Evleri gibi. Bu vesile ile belki bölgeye gelen ziyaretçilerden dolayı köyde bir ekonomik hareketlilik başlar.

Türkiye’nin, özelde Manisa’nın ve Somamızın gizli kalmış, gün yüzüne çıkarılarak keşfedilmeyi bekleyen, marka olabilecek önemli bir tarihi, kültürel ve mimari hazinesi olan Darkale’yi hak ettiği turizm değerine kavuşması için yöneticileri, idarecileri ve bu konuda duyarlı olan herkesi özveri ile gayret göstermeye davet ediyorum.     
 

Bu yazı 869 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum