Önder GÜRCAN

Önder GÜRCAN

[email protected]

KİTAPLAR ÜZERİNE BİR KAHVE SOHBETİ

06 Mart 2021 - 10:10 - Güncelleme: 06 Mart 2021 - 16:59

KİTAPLAR ÜZERİNE BİR KAHVE SOHBETİ

Bir zamanlar doğduğum şehrin güney  bölgesindeki mahalle kahvesinde akşamüstleri toplanan bilge insanlar, “Hayat, oku! diye başlar,” derlerdi. “Oku, kendini oku, hayatı oku, dünyayı oku, evreni oku, bilgileri topla, kaleme al, yaz, kitaplaştır ve dağıt...” İnsan; sessiz, ıssız ve sonsuz  kutsal evreni nasıl okur?

*

Yazarlar, önemli ve görünmez kimselerdir... Matbaacılar ve yayıncılar yazarların izinden giderler. Ayrıca : Dilbilim uzmanları ve çevirmenler de önemli kimselerdir. Çünkü dünya dilleri arasındaki kitap ve makale tercümelerine katkı yaparlar: İnsanlar kendi ana dillerinden başka yabancı bir dilde düşünemezler.

*

Yüzyıllar boyu yayımlanmış sayısız kitap vardır : Bilim kitapları, araştırma-inceleme kitapları, sanat kitapları, kültür kitapları, edebiyat kitapları, çocuk kitapları, eğitim kitapları...Dünya üniversitelerinde  akademisyenlerin  yayımladıkları makaleler vardır. Gazete ve   dergilerde çıkan bilimsel yazılar vardır.

Kitapçı dükkanları, şehir kütüphaneleri, kasaba kütüphaneleri, köy kütüphaneleri, kuruluş kütüphaneleri, okul kütüphaneleri ve ev kitaplıkları vardır... Sonuçta bu yeryüzünde sözler uçar, ama yazılı metinler kalır.

*

İnsan, küresel ve evrensel düzenin değerli bir parçasıdır. Bilim olmaksızın, insanlık gemisi, pusulasını güvenli limanlara nasıl çevirebilir? İnsanlık gemisi; kitaplar yoluyla zorlu aydınlanma, keşif, icat, sanayileşme ve bilgi çağlarını  geride bırakmıştır; şimdiyse otantik konumundan çıkarak uzay çağına ve “Kutsal kozmos”a  demir atmaktadır; böylece ufukta ortaya çıkan hayaller adım adım gerçeğe dönüşmektedir.

*

Öyle hissediyorum ki; kitapçılarda, kütüphanelerde ve kitaplıklarda yer alan kitaplar, gün ışığına çıkmak, ışıklarını yaymak ve yeni okuyucularına kavuşmayı özlerler...

Okullarda öğrencilere, “En iyi arkadaşın kitap olduğu,” öğretilir. Nedeni : Bilgi, bir işçiliktir, emek ister... Kitap okumadan nasıl bilgi ve fikir sahibi olunabilir? Entelektüel kültür dedikleri de kitaptır, okumadır,  bilgidir, meraktır, araştırmadır, keşfetmedir, uygulamadır.

Kitap okuyucu sayısı artıkça, entelektüel kültür artar; entelektüel kültür artıkça da  sorunların çözümlenmesi  kolaylaşır.

Ne var ki: Birleşmiş Milletler Teşkilatı (UN) raporlarına göre, “Dünya insanının ortalama gelişmişlik endeksi rakamı” pek iç açıcı değildir.

*

Dünya ülkelerinde kitap okuyan;  kitapçı dükkanlarını ve kütüphaneleri ziyaret eden; evlerinde kitaplık kuran çok sayıda  insan vardır. Benim ev kitaplığımda da yıllar boyunca aldığım, okuyabildiğim ve biriktirdiğim kitapların (Meslek kitapları; bilim kitapları; tarih kitapları; ekonomi kitapları; siyaset bilimi kitapları; hukuk kitapları, felsefe kitapları; sanat, tiyatro, opera ve sinema kitapları; şiir, öykü, roman, deneme türü edebiyat kitapları) sayısı beş bini aştı...

Geçenlerde, sanki kitaplığımdaki bütün kitapların raflarda tozlanıp öylece yapayalnız durmaktan bıkıp usandıklarını  düşündüm; bu yüzden de kitaplarımı isteklilere  bağışlamaya karar verdim.

İlk önce, komşularımı ve arkadaşlarımı aradım; daha sonra da internetten  bazı şehir, köy ve mahalle kütüphaneleri ile kahve-kafe kitaplıklarını...

Ama hiçbirinden yanıt alamadım... Yalnızca bir komşum,  birkaç ingilizce kitap seçti o kadar...

Bu defa, tanıdığım gönüllü kitap dağıtıcısı kuruluşlara telefonla başvurdum.

Sonunda:  Bir gönüllü kitap dağıtıcısından  bir ileti geldi ve kitaplarımı bu kuruluşun gönderdiği araca aynı günde teslim ettim. “Toplanan kitapları, ihtiyaca göre toplu halde Anadolu’daki şehir, kasaba ve köy kütüphanelerine gönderiyoruz,” diye bir açıklamada bulunuldu.

*

Bu durumda ben de rahatladım... Doğruca evin balkonuna gittim...Saksılarda yeni açmış bahar çiçeklerinin ve duvardaki hanımelilerin kokusunu duyarak, kömür mangalındaki cezve ile kısık ateşte Türk kahvesi pişirdim. Morlu-yeşilli kahve fincanından acı ve okkalı kahvemi yudumlarken, kahve tabağına Manisa usulü gül kukulu  fındıklı lokum koymayı ihmal etmedim...

Tam o sırada, lacivert gökyüzünden kopan huzur, umut ve sevgi dolu bir akşam vakti, dingin bir gariplik içinde şehrin sokaklarına iniyordu.

Bu yazı 8318 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum