Önder GÜRCAN

Önder GÜRCAN

[email protected]

GÖRGÜ KURALLARI 

10 Ocak 2021 - 16:16

GÖRGÜ KURALLARI  (ADABIMUAŞERET)

Hukuk, toplum hayatını düzenleyen yazılı ve yazısız kurallardan oluşur. Görgü kuralları da, hukuk kapsamında yer alır, bu nedenle insanlara görev, sorumluluk  ve yaptırım yükler.

Görgü, “içinde yaşanılan aile, çevre ve toplum içinde var olan ve karşılıklı olarak uyulması gereken incelik taşıyan davranışlar” olarak tanımlanıyor.

Günlük toplum yaşamında; insanlar arasındaki selamlaşma, hitap, oturup kalkma, yürüme, diyalog, sohbet, konuşma, tartışma, beden dili, öncelik, giyim kuşam, davet, alışveriş, arkadaşlık, komşuluk, yemek, ziyaret, diplomasi, yolculuk, çalışma, trafik, spor, eğlence, hediye, mektup, telefon, elektronik posta vb. çok sayıda sosyal ilişkilerde uyulması gereken görgü  kuralları belirli usul ve esaslara  bağlanmıştır.

Bu usul ve esaslar; insanları örnek  ve saygın kılar; onlara özel bir konum kazandırır; manevi, etik, ahlaki ve mesleki değerleri yükseltir; bireyler ve milletler arasında  olumlu köprüler kurar; yeryüzündeki barış ve refahı destekler.

*

Görgü kuralları, bir toplumda; kültür, insani gelişmişlik düzeyi ile huzur ve mutluluğun somut bir göstergesi olarak kabul ediliyor ve günün  koşullarına göre  yeniden şekillenebiliyor.

*

Dünya toplumları; tarihsel süreç içinde töre, gelenek, görenek, adet, teamül gibi kavramlarla kazanılmış kadim kültür birikimileri doğrultusunda  kendilerine özgü görgü kurallarını oluşturmuşlardır. Bu kuralların bazıları, bilim, teknoloji ve bilişim çağında evrensel görgü kurallarına dönüşmüştür.

Kültür tarihinde: toplumların karşı karşıya olduğu sorunlar karşısında:  1762'de Rousseau tarafından dile getirilen  Toplumsal Sözleşme; 1945’de kurulan Birleşmiş Milletler Teşkilatı ve  1948’de yayımlanan İnsan Hakları  Evrensel  Beyannamesi,   görgü anlayışını uluslararası platforma taşımıştır.

*

Görgü kuralları;  insanlığa, hayvanlara, ormanlara, bitkilere, böceklere, doğadaki canlı ya da cansız her türlü varlığa saygı duymakla başlar; güzel düşünmek, güzel davranmak ve güzel konuşmakla güçlenir.

Bu bağlamdaki duygu ve düşünceler; sanat, edebiyat ve felsefe yoluyla  farklı yapıdaki toplumlara yansıtılır; paylaşılır; böylece dünya uygarlığına ve kültür zenginliğine özgün katkılarda bulunulur.

*

Eski Manisalıların bilgece iki özdeyişi ile bitirelim:

“İnsanlığın mektebi yoktur!”

“İnsanın,  tatlı dilinden başka nesi var ki?”

Bu yazı 690 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Zeynep Süslü
    8 ay önce
    Keske okullarda ders olarak okutulsa ... daha naif ve saygili bir toplum oluruz belki