Naci YENGİN

Naci YENGİN

Genel Yayın Yönetmeni
[email protected]

Şordaki şehir Demirci

03 Ağustos 2021 - 09:53 - Güncelleme: 03 Ağustos 2021 - 16:33

Şordaki şehir Demirci
 

Bir şehre yıllar sonra tekrar gittiğinizde farklı duyguları da beraberinizde götürüyorsunuz. Yıllarca içinizde özlemle büyüyen şehre ilk adımlarınızı attığınızda tanıdık çehreler, tanıdık mekânlar arar gözlerimiz.
Yaklaşık yarım asır önce çocukluğunuzun altı ayının geçtiği bir şehre tekrar gitmek birazda cesaret ister. Yıllardır sizinle, çocukluğunuzla birlikte yaşayıp büyüyen şehri yerinde bulamama endişe vardır.
Eski mahalleler, esnaf, simitçi fırını, lokantacı... Meşhur Arnavut kaldırımlı yollar, dik yokuşlu sokaklar, çarşının her zaman gülen sımsıcak insanları...
Saruhan Beyliğinin son temsilcisi Yakup Çelebi, İstiklâl Mücadelesinin öncülerinden Demirci Kaymakamı İbrahim Etem,  Akıncı beyleri, derelerinden gürül gürül sular akan şehri yerinde bulup bulamayacağınızın verdiği endişeyle birlikte artan merak!
Yıllar sonra aynı ruhla gittiğimiz şehirlerin yıllar önce bıraktığımız ruhla, iştiyakla karşılamasını beklemek,  hayal etmek, ummak beklentilerimizi yükseltse de hayatın gerçeklerinden bir hayli uzaktır.
İnsanlar değişir, hayat akar,  zihinler körelir, hatıralar sararmış fotoğraflarda kalır.  Şehirler değişir!
Siyah beyaz fotoğrafların gülen gözleri, samimi bakışları dolaşır belki şehrin yarım asır önceki sokaklarında… Şehirler tenhalaşır. Şehir konuşur insanlarıyla, tarihin koynunda yatar, soğuğu içine çeke çeke türküler söyler, gecenin sabahı karşılayan ay ışında. Aynı sokakları, aynı ikilimi, aynı sıcaklığı, aynı selamı bulamayız gittiğimiz şehirlerde! Bilinmezlik, yoksunluk bizde midir yoksa yılların eskittiği eski fotoğraf karelerinde bizimle birlikte yaşayan ancak şimdilerde yerinde yeller esen mekânlarda, şehirlerde mi?
Gittiğimiz şehirlerde birkaç tanıdık sima görmeyi geçtim birkaç aşina mekân görmeye,  onlarla konuşmaya, selam vermeye bile razıyızdır.
Yıllar tahmin ettiğimizden daha çabuk geçer, devran çabuk döner.
Şehri bıraktığınız ve her dem hatıralarda yaşattığınız zamanlar bıyıklarımızın yeni terlemeye başladığı zamanlardır.
Soğuktan tir tir titrediğimiz okul yurtlarında, yemekhane kuyruklarında; ısınmak için sığındığımız mekânlardan donarak çıktığımız yıllarda çareyi yürümekte bulur, şehrin kıvrım kıvrım, inişli yokuşlu sokaklarını dolaşır ha dolaşırdık.
Ceplerimizde bir iki bozukluk, kuruşları saydığımız zamanlar. Çay ocaklarından içtiğimiz üzerindeki dumanıyla ısındığımız bir bardak çay ve bitmesin diye küçük ısırıklarla yiyip paylaştığımız simitlerin zamanlarıdır o zamanlar.
Lokantaların önünden geçemediğimiz yıllar. Yamalı pantolonlarla, ütüsüz entarilerle dolaştığımız, atlet yetine göynek giydiğimiz yıllar. Lastik ayakkabılarımız, yün çoraplarımız, örme şapkalarımız... Kış boyunca çıkarmadığımız eşyalarımız...
Gecenin kör karanlıklardan birkaç köpek havlaması yükseliyor... Saat: 04.49
Demirci'de saba makamında okunan ezanlar bereket dağıtıyor. Saruhan Beyden selam getiriyorum, az ileride yatan torunu Yakup Çelebi’nin sandukası ebedi istirahatgahına gidip selam vermeliyim.
13 Temmuz.
Şehre dair aklımda kalan soğuk bir şehre dair hatıralar demeti. Anca yaz ayına dair bir hatıram yok şehre dair.  Şehir merkezi bu saatte bile sıcak. Eski serinlikler şehirden ormana ve dağlara, yaylalara kaçmış olmalı.

Sessiz kaldırımlarda bir ben bir de birkaç köpek... Kediler çöp karıştırıyor. Geçtiğim sokakları tanımıyorum. Hislerime güvenerek evden çıkıyorum. Yakup Çelebi'ye uğramayalı, hasbihal etmeyeli epey bir zaman oldu.  Merhaba şordaki şehrin güzel insanları.

 


 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum