Naci YENGİN

Naci YENGİN


ŞEHZÂDE DÎVÂNI DEFTERLERİNDE MANİSA

09 Mayıs 2020 - 09:40 - Güncelleme: 09 Mayıs 2020 - 09:45

ŞEHZÂDE DÎVÂNI DEFTERLERİNDE MANİSA

Feridun M. Emecen’in Manisa’ya dair son çalışması “Osmanlı İdarî Teşkilâtının Kaynakları- Şehzâde Dîvânı Defterleri Manisa Şehzâde Sarayı Dîvânı (1544-1594)[1] adıyla yayımlandı. Esere Zekai Mete ve Arif Bilgin’in de katkı sağladığı anlaşılmaktadır. Saruhan Sancağında görev yapan şehzadeler hakkında detaylı bilgilere sahip olamadığımızdan yakınırdık. Ancak yayımlanmış olan bu önemli çalışma “Önsöz”,Giriş”,Kaynaklar” ve “Neşirle İlgili İzahat “lardan sonra “Şehzade Selim’in (II. Selim) Kazaya Defteri”, “Şehzade Selim’in (II. Selim) Divan Kayıt Defterleri”, “Şehzade Mehmet’in (III) Divan Defteri”, “Dizin”, “Ekler” bölümlerinden oluşmaktadır. Büyük boy hazırlanan kitabın kapağını Şemailname-i Ali Osman’da yer alan Sara-ı Amire minyatürü süslemektedir.

Önsöz yazısında Feridun M. Emecen Saruhan Sancağında görev yapan şehzadelerle ilgili henüz gün yüzüne çıkmamış birçok bilgi ve belgeye rastlandığını vurgulamaktadır.  Yeni bilgi ve belgelerin ortaya çıkmasıyla Osmanlı sancak sistemi ve şehzadeler hakkında daha tatminkâr değerlendirmeler yapılabileceği anlaşılmaktadır.

Bu çalışma Osmanlı arşivinde tesbit edilen ve ünik sayılabilecek bir özellik taşıyan Osmanlı şehzadelerinin idarecilik yıllarına ait zamanımıza intikal eden defterlerin neşir ve kısa değerlendirmesini ihtiva etmektedir. XVI. yüzyılın sonlarına kadar saltanat makamındaki hükümdarın erkek çocukları belli bir yaşa geldiklerinde önceden belirlenmiş bölgelere idareci olarak yollanıp ileride muhtemel saltanatları için bir nevi “staj” yaparlardı. Osmanlı sisteminde uygulanagelen bu anlayış ileride tahta geçecek olan şehzadeye büyük bir tecrübe ka­zandırır, taşradan edinilen bu birikim, payitahta taşınarak bir ölçüde taşra-başkent ilişkisinin ve etki alanının mahiyetini belirlerdi. Şehzadeler bulundukları bölgenin bir ölçüde normal idarecilerine (yani sancakbeyi, beylerbeyi) nispetle yetki itibarıyla merkezle olan bağlarında daha tesirli bir önceliğe sahiptiler. Onların bu idarecilikleriyle ilgili oluşan bürokratik müesseselerin ve buralarda ortaya çıkan resmî kayıtların şüphesiz bütün bu ilişkiler ağım anlamak bakı­mından ayrı bir önemi vardır.

Taşrada oluşan bu resmi evrak ve defterlerin nerede olduğu konusu tarihçile­rin zihnini kurcalayan meselelerden biri durumundaydı. İyi bir tesadüf eseri olarak yaptığım çalışmalar sırasında bu zamana kadar “keşfedilmemiş” daha doğrusu “tanımlanmamış” bir halde Başbakanlık Osmanlı Arşivi’nin muhte­lif tasniflerine dağılmış bu tür taşra bürokrasisine ait bir defter serisini tesbit edebilmiştim. Bu husustaki ilk bilgileri bir makale haline getirip yayımlamış, ardından da bazı defter parçalan üzerinde neşriyat yapmış, bu şekilde söz konusu defterleri tanıtmaya çalışmıştım. Bunların bir araya getirilerek tam metinlerinin araştırmacıların istifadesine sunulmak üzere bugünkü harflere çevrilmesi ve tasnifli bir edisyonunun gerçekleştirilmesi uzun zamandır düşün­düğüm bir konuydu. Ancak defterlerin hacmi tek bir kişinin bu işin üstesinden gelmesini zorlaştırıyordu ve bu bakımdan neşir projesini değerli meslektaşlarım Zekai Mete ve Arif Bilgin ile paylaşarak onların da katkılarıyla “hayata geçir­meye” karar verdik.”[2] Şeklinde ifade etmektedir.

VII. asırlık devlet hayatında önemli yere sahip sancakların yönetimi, sancaklarda tutulan kayıtlar, sancak yönetimin işleyişi, ekonomik, askeri, siyasi ve sosyal konularda şimdiye kadar ortaya çıkarılmamış yüzlerce belgenin yayınlanmış olması Osmanlı devlet ve toplum yapısını yakından anlamamıza yardımcı olacaktır. Osmanlı kayıtları içinde daha gün yüzü görmemiş özellikle Saruhan Sancağına gönderilen şehzadeler ve sancağın işleyişi ile ilgili belgelerin gün yüzü görmesiyle Manisa’nın Osmanlı yönetiminde adeta ikinci başkent olarak görüldüğü yakıni olarak anlaşılacak ve Devlet-i Aliye’nin Saruhan sancağına neden diğer sancak şehirlerinden daha fazla önem verdiği görülecektir.

Saruhan Sancağına 1390’dan itibaren gelmeye başlayan Osmanlı şehzadeleri Manisa’da adeta bir hükümdar gibi hareket etmişlerdir. Özellikle II. Murat’ın Manisa’ya gelip yerleşmek, ömrünün kalanını Manisa’da geçirmek istemesi ve bu amaçla Saray-ı Amire’yi (1445) yaptırmasından sonra Osmanlı yönetiminin, yöneticilerin gözünde şehrin önemi daha da artmış ve genellikle tahta çıkacak şehzadeler Saruhan Sancağına gelmiş, gelmek istemiştir.

Osmanlı tarihini bir bütün olarak yazmak için sancaklara gönderilen şehzadelerin faaliyetlerini de yazmak gerekmektedir. Bu amaçla başta Saruhan Sancağı olmak üzere sancak şehirlerinin tarihini yazmak bir anlamda Osmanlı’yı anlamak ve daha iyi tanımak olacaktır.  

                                                                                                                                  www.tarihistan.org

                                                                                           Naci YENGİN/09.05.2020

 

 

 

 

 

 

 

 

[1] Emecen, M. Feridun- Bilgin, Arif- Mete, Zekai (2017), Osmanlı İdarî Teşkilâtının Kaynakları- Şehzâde Dîvânı Defterleri Manisa Şehzâde Sarayı Dîvânı (1544-1594), Türkiye Bilimler Akademisi, Ankara, 927 sh

[2] Emecen, age, s.13

Bu yazı 1165 defa okunmuştur.