Naci YENGİN

Naci YENGİN


LALE’NİN MANİSA’DAN DÜNYAYA YOLCULUĞU

20 Nisan 2020 - 13:28 - Güncelleme: 23 Nisan 2020 - 14:26

 

LALE’NİN MANİSA’DAN DÜNYAYA YOLCULUĞU

Mazhar-ı ism-i Celâl olmasa hakkâ lâle

Bulamazdı bu kadar rütbe-i vâlâ lâle

İzzet Ali Paşa


Bahar ayı lale ayıdır bir anlamda.

XV. yüzyıl şairlerinden Necati’nin lale üzerine beyti ne anlamlıdır:

 “Lâle hadler yine gülşende neler itmediler/Servi yürütmediler, gonceyi söyletmediler /Taşradan geldi çemen sahnına bîçâre durur/ Devr-i gül sohbetine lâleyi iletmediler”

Küçükken tarlaya, kırlara gittiğimizde etrafımızı saran çiçeklerin lale olduğunu sonradan öğrendim… Saruhan Beyliğin kurulmadan çok önceleri Batı Anadolu’ya gelen Türklerin Manisa ve civarında ilk yerleşim yerlerinden birisi de Adala Kazası, Menye(Gökçeören) Akören (Ağviran Karyesi) Köyü, Kemaliye (Mendehorya) kasabasıdır.

Köyümüzde “Çiçeklik” mevkiinin lale tarlası gibi kıpkırmızı çiçeklerle bezeli olduğunu hiç unutmam! Türkistan coğrafyasından tüccar, derviş, abdal, baba ve alperenler eliyle Anadolu coğrafyasına getirilen lalenin Manisa ve köylerinde kendiliğinden çıkan çiçek ailesinden olması lalenin Anadolu’da kadim geçmişten itibaren varlığını da göstermektedir.

Saruhan Beyliği ile önem kazanan lale, özellikle II. Mehmet’in şehzade olarak Saruhan Sancağı Manisa’ya gelmesi ve II. Murat tarafından Manisa’da yaptırılan (1445) Saray-ı Amire’nin bahçesini süslemesi ile önem kazanmıştır.
Saruhan Sancağından II. Mehmet tarafından Edirne ve İstanbul’a götürülen, Eski Saray ve Topkapı Sarayı başta olmak üzere Payitahtı süsleyen lale çiçeği zaman içinde Avrupalı elçilerin de dikkatinden kaçmamıştır.

Mevlana’dan itibaren lale figürünün sanat, musiki, edebiyat ve tasavvuf çevrelerinde kullanılmaya başladığını görmek mümkündür:

Lâle, sevgilinin, aşığını yaralayan gül renkli çehresidir/Lâle Elif’tir, lâle Efendi’dir/Lâle Hakk cemalidir.”

Muradi mahlasıyla Manisa sarayında şiirler yazan II. Murat laleyi şiirlerinde sıkça kullanmıştır: “Lâle-zârun seyrin eyler bâğ-ı dehre aldanan/Bize seyr itdür cemâlün çeşm-i hûn -bâr üstüne.”

Fatih Sultan Mehmet’in “Avni” lakabıyla yazmış olduğu şiirlerde de laleler sıkça kullanılıştır: 

“Sâkiyâ mey sun ki bir gün lâlezâr elden gider”
(Ey ikram edici. Şarabı hemen getir ki lale mevsiminin zamanı geçmesin)

Has Bahçelerde günün yorgunluğunu atan ve saygınlık çiçeği haline gelen lale 1562’den İstanbul’dan Avrupa coğrafyasına ulaştı.

Lale motifleri mimaride sıklıkla kullanılmaktadır. Bunlardan en dikkat çekici olanı Mimar Sinan’dır. “Lâle motifleri ile dikkat çeken bir mimari eser de II. Selim’in emriyle Mimar Sinan tarafından Edirne’de yaptırılan ve yapımı 1568-1575 yılları arasında tamamlanan Selimiye Camii’dir.”[1]

Flaman kökenli Busbecq Avusturya elçisi olarak Osmanlı ülkesinde bulundu. Viyana'ya dönerken yanında götürdüğü birçok bitkinin arasında lale soğanları da vardı. Busbecq, bu soğanları imparatorluk bahçeleri sorumlusu arkadaşı Carolus Clusius'e verip, Türker’in yetiştirdiği laleleri anlattı. Clusius, Busbecq'in getirdiği soğanlarla Avusturya'da lale üretmeye başladı.[2]

Lale, Avrupa’da o hale geldi ki adeta soylular arasında lale çılgınlığı başladı. “XVII. yüzyılın ilk çeyreğinde Hollanda'yı lale çılgınlığı sardı. Nadir bulunan laleler inanılmaz fiyatlara satılıyordu. Yetiştirilen laleler satılınca, daha pahalı lale soğanları alınıyor ve ticaret hayatın her tarafını sarıyordu.”[3]

1630’lu yıllardan sonra Hollanda’da lale ticareti başlamış ve lale soğanı Osmanlı dâhil tüm dünyaya satılmaya başlanmıştır.

Osmanlı özellikle Lale Devri olarak bilinen 1718-1730’lu yıllarda Hollanda’ya yüklü miktarda lale soğanı için paralar ödenmiştir.
Son yıllarda başta İstanbul, Manisa, Konya olmak üzere lale adıyla sokaklar, semtler kuruldu. Mimari, seramik, minyatür, hat, tezhip… Birçok alanda etkisini hale devam ettiren lale son yıllarda asıl vatanına dönüş sinyalleri veriyor. Manisa başta olmak üzere Anadolu’nun pek çok şehrinde lale üretimi, ticareti yaygınlaşmaya başlıyor.

 Gönül ister ki Bursa, Konya, İstanbul ve Manisa el birliği ile lale üzerine sanat etkinlikleri, sinema, tiyatro, müzik ve resim etkinlikleriyle laleyi ölümsüzleştirmek ve turizm adına etkinlikler yapmalıdır. www.tarihistan.org

 [1] Elif Ersoy, “Lâle Üzerine Notlar”, Anadolu Aydınlanma Vakfı, s.15vd., http://www.anadoluaydinlanma.org/Yazilar/lale.pdf 16 Nisan 2017 kaydı

[2] Süheyl Ünver, “Türkiye’de Lale Tarihi”http://acikerisim.fsm.edu.tr:8080/xmlui/ bitstream/ handle/ 11352/1630/%DCnver.pdf?sequence=”1 ,  internet bilgileri 17 Nisan 2017

 Erhan Afyoncu, “Hollandalılar lale soğanlarını pişirip yemişlerdi”,http://www.sabah.com.tr/yazarlar/erhan-afyoncu/2017/04/16/hollandalilar-lale-soganlarini-pisirip-yemislerdi

[3] Erhan Afyoncu, agm, http://www.sabah.com.tr/yazarlar/erhan-afyoncu/2017/04/16/hollandalilar-lale-soganlarini-pisirip-yemislerdi

NACİ YENGİN

www.tarihistan.org

Bu yazı 736 defa okunmuştur.