Naci YENGİN

Naci YENGİN

Genel Yayın Yönetmeni
[email protected]

ESKİ RESİMLERDEKİ İSTASYON

29 Haziran 2011 - 12:09

ESKİ RESİMLERDEKİ İSTASYON

1920’li yılların sıkıntıları içerisinde Manisa tren istasyonunda trenler her zaman uzun dururdu.

Bu tarihlerde Bandırma-İzmir ve Alaşehir-İzmir hattından gelen trenlerin beklediği hattır Manisa tren istasyonu. Hala da öyledir ya…

Yakup Kadri Karaosmanoğlu trenlerin uzun uzadıya durduğu ve yolcuların uzun süre beklediği Manisa tren istasyonu yakınlarında Rum Pavlov’un lokantasından bahseder.1

Türk düşmanı olan Pavlov’un lokantada fazla para harcayanlara karşı ne kadar lütufkâr olduğunu öğreniyoruz.

Ancak şimdilerde trenler uzun durmuyor istasyonda. Duramıyor… bir de hızlı tren geçtiğinde varın siz düşünün istasyonun halini… Resimler yalan söyleyecek ve insanlar istasyonda zaman geçiremeyecek.

Artık insanlar trenlerin arksından mendil sallayamıyor…

1930’lu yıllarda çekildiği anlaşılan sararmış bir kartpostal geçti elime. Trenin geliş saati yaklaşırken sağlı sollu tren raylarının kenarında bekleyen insanlar…

Fotoğraf büyük bir ihtimalle trenden çekilmiş. Trenin peşinden giden hareket halindeki insanları görmek mümkün... Arka tarafta sağlı sollu yük vagonları…

Şimdilerde istasyon civarında kuru fasulye yiyebileceğiniz küçük bir lokantadan başka mekân yok. İnsanlar trene binebilmek için zamanla yarşıyor… Hele bir de hızlı trenin işlemeye başladığını düşünecek olursak tam bir bölünmüşlüğü yaşayacak İstasyon Meydanı. Tren yolunun alt tarafında kalan bölge ile istasyonun ve şehrin bağı kopacak adeta… Zaten şimdiden kalın ve aşılmaz duvarlarla insanların yaklaşması engellendi raylara… Engelleyemedikleri bir tek sabah akşam kara kara naylon torbalar içine gizledikleri bira ve bilumum alkollü içecekleriyle her zaman arz-ı endam eden çakır keyifli insanlar!

Her Allahın günü polisler kolaçan ediyor etmesine de bana mısın demiyorlar. Yine ellerine sallaya sallaya getirdikleri içkilerini zulada bir yerde ancak muhakkak istasyon civarında tren raylarının, duvarın ya da ağaçların dibinde içmeye devam ediyorlar…

İnsan düşünmeden edemiyor: Malum istasyon civarında eskiden Türklerden çok Rum vatandaş yaşardı. O zamanlardan kalma bir alışkanlık olsa gerek diye de düşünmeden edemiyorsunuz meydanda çakır keyif insanları görünce! Yoksa bu mekanda içki içilecek öyle uygun bir yer de yok… Olsa olsa Pavlov’un lokantası ve mahallenin alışkanlığıdır yaşanmakta olan gerçeklik!

Hoş şimdilerde yalnız içki de içilmiyor ya. Her türlü melaneti görmek mümkün akşam üstleri…tinerciler, baliciler, cepçiler, biracılar…sevgililer…kaçaklar..kaçak güreşenler!

Malum tren istasyonun alt tarafı siteler, okul, apartmanlarla doldu… Yüzlerce insan istasyona çarşıya, okula, gezip tozmaya çıkmaktan çekiniyor akşam saatlerinde…

İyisi mi gelin istasyona yakın galericiler sitesini park ya da farklı kültürel etkinlikler için ayrı bir mekâna dönüştürelim… Yoksa birkaç bin kişinin yaşadığı istasyonun alt tarafında yaşamak zorlaşacak…

Bir de tekel depolarının bulunduğu mekâna güzel bir okul gider hani…

İstasyonun alt tarafındaki tarihi eve söyleyecek bi,r sözümüz kalmadı! Yıkılması bekleniyor bu kesin… Ödeneğin geldiği tüm imar planlarının aslına uygun olarak yeniden inşa edileceği söyleniyor… Ama söylentiler ne zaman gerçekleşir ve insanlar yeniden istasyon meydanında zaman geçirmeye eğlenip dinlenmeye gelir orası meçhul…

Trenlerin arkasından gözyaşı döken, mendil sallayan insanları eski resimlerde görmeye başladık bile…



1 Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Milli Savaş Hikayeleri, Kültür Bak. Yay. Ank. 1981,s.43