Muhammet KEMALOĞLU

Muhammet KEMALOĞLU

[email protected]

EBULFEZ ELÇİBEY

23 Ağustos 2021 - 09:45 - Güncelleme: 23 Ağustos 2021 - 13:57

EBULFEZ ELÇİBEY

Ölümsüzlük, sonsuz hayat, ölümden muaf olmak ve bitmeyen varoluştur. Her ölümlü bir gün mutlak, o ölümü tadacaktır. Ancak fikirler, öğretilen ilimler, yapılan çeşmeler, su kuyuları, dikilen ağaçlar, inşa edilmiş bir yapılar, bırakılan bir ilmi eserler banisini yaşatmaya devam ettirir.
Hele bazı ayrılıp gidenler de vardır ki, mirasları sadece birkaç nefse yaşama imkanı sağlamaz. Eserleri ile bir milletin, bir toplumun hür bir nefes almasına vesile olur.

Ebulfez Elçibey işte bu ölümsüz büyük şahsiyetlerinden, DEVLET ADAMLARINDAN biriydi.
DEVLETTİ.

Sevgin; Milletine,
Vurgunluğun; Azatlığa ve Adalete,
İtaatin; Hocalarına
Borcun; Dostlarına ve Meslektaşlarına
Nefretin; Yalancılar ve iki yüzlülere idi…
 
İşte bugün aramızdan ayrılışının 21 inci yılı. Elbette biliyoruz ki naçiz vücudun toprak oldu. Ama yine şunu da biliyoruz ki kurduğun Azerbaycan Türk Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacak.

2005 yılında huzuruna çıktıktan sonra yüreklerimize bıraktığın yangınların etkisiyle sana senlenmiştim…
Hala aynı seslenişte, aynı inanışta, aynı yoldayım.

İZİNDEYİM….


“ELÇİBEYİM”


Gel dedin, geldim “Beyim”…
Uzun zaman oldu biliyorum,bağışla.
Ne kadar zaman olduğunu da sana soramıyorum,
Edepten.
Biz bilmeyiz diyerek “Beyim”,
Böyükler bilir….

Arşı sarsan tufandın,
Nuh nebi[1]den,
Dalga dalga akardın….
Kasıp kavuran yeller misali,
Kavimler Göçünü andırdın,
Soluklandık seni…
Asırlık çınardın,
Dallarına tutunduğumuz,
“Oğuz Soylu”
Kökleri damarlarımızda ilerleyen,
Hücrelerimizde akan candın,
Yıllanmış alın yazımız,
Ufka çekik bakışımızdın,
Zamanın bağrını yırtan,
Derin sessizliklerde,
Zay olmuş[2],
Sefil kalmış bahtların kurtuluşuydun,
Kırdın zincirlerimizi
“Kurtulduk”

Demir perdeler[3] çektiler aramıza,
Önce bir görünmüştün,
“Emin”[4]dik,
Olmadı…
Sonra yutkunduk,
Yetinmedik.
Kara hançerler saplandı bağrımıza,
Yerinmedik.
Bilendik….

Sevdalarımızı kaçak yaşadık,
“Nebi”ydik[5]..
Kaçgın, köçgündük[6],
Ayırdılar,
“Karabağ[7]”larımız söküldü,
“Sibir[8]”dik…
Akıttık yaşlarımızı içimize,
Görmedi yad gözler,
Kem göz[9]leri güldürmedik..
Ağladık..
Zordu “Beyim”
“Beysiz” kalmak zordu.
Anasız,babasız,
Vatansız,bayraksız gibi…
“Zor Beyim”,zor…

Sen gidince,
Yedi iklim solduk,
Yavru ceylanlar gibi,
Akşam kızıllığı,
Yakamoz,
Kopan yaprak,
Güzdük..

Baharımız-güz,
Yazımız-kış,
Fırtınamız-esinti,
Dağımız-tüy oldu…
Savrulduk….

Sen gidince “Beyim”,
Yalnız değildin,
Yanında asırların yükü,
Ak alınlı ömrün,
Ve ardınca giden yiğitlerin vardı…
Çekik gözlü,
Kara benizli,
Ve yalnız değildin “Beyim”,

Ama “Beyim” nerden bilirdik ki gideceğini,
Bu öykünün kısa süreceğini,
Lokmamızın kursağımızda kalacağını,
Ardında boynu bükük,
Yetim,
Öksüz kalacağımız aklımıza gelir miydi hiç….

Ve sen gittin “Beyim”..
Ardından gelmedim,kızdım da üstelik,
Gelirsin diye bekledim de…
Gelmedin…

Bir avuç toprağını istedim
Bir soluk nefesini…
Yetmedi,
Yetiremedim,
Gelmedin…

Dağın eteği idik…
Sen dağ zirvesi,
Sisi pusu erkenden gördün,
Biz uyuduk dizlerinde,
Yarık yarık olmuştu bağrın,
Derin izler vardı göğsünde….
Bulutlar saçların olmuştu,
Çene hizana inmişti birde…

“Dedem Korkut” gelmişti seni almaya giderken,
“Tanrı Dağ[10]”ım,
“Kürşad[11]”ım,
“Attila[12]”m seni bekler.
Sen beni,
Sen onlara kavuştun “Beyim”,
Ben toprağına,

Gün gelir “Beyim”, gün gelir,
Savaşlardan,
Emanetini koruyarak,
“Beyim” bende gelirim.

Şimdi başım toprağında,
Bağışla beni,bağışla,
Yüzümü toprağına sürttüm “Beyim”
Gel dedin, geldim,
Geldim,
Geldim, “Beyim”,
Sen benim “ ELÇİBEYİM”…..


Dipnot açıklamaları

[1] Nuh Peygamber.
[1] Kaza geçirmek, ziyan olmak, harcanmak.
[1] SSCB kastediliyor.
[1] Tarihteki ilk Türk Cumhuriyeti olan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzâde 1884'te Bakü'de dünyaya geldi.
[1] Kaçak Nebi on dokuzuncu yüzyılın bilinen halk kahramanlarından biridir.
[1] Karabağ’ın işgali nedeniyle yurtlarından göç edenler.
[1] Karabağ, Azerbaycan’daki Kür ve Aras ırmakları ile su anda Ermenistan sınırları içinde bulunan Gökçe Gölü arasındaki dağlık bölge ve bu bölgeye bağlı ovalardan oluşan 18.000 km² büyüklüğündeki bölgenin adıdır. Ermenilerin İŞGALİ altındadır.
[1] Tarihî kaynaklarda M.S. XIII. y.y.'dan itibaren karşılaşılan "Sibir" (sonraları "Sibirya") sözü, M.S. I, II. yy'larda Asya ve Doğu Avrupa tarihinde mühim rol oynamış olan "Sabir" Türklerinden kalan bir isimdir. Sabirler, V. Yüzyılda İdil boyunca Hazar Denizi'ne yakın sahaya inmişler, bir kısmı Kafkaslar'ı aşarak Anadolu'ya kadar yayılmışlardı. Bu Türk kavminin adı, Obi ile Ural dağları arasında bulunan Fin-Ugorlar tarafından da benimsenmiş ve yaşatılmış olmalıdır.
[1] Nazar edip göz değdirmek
[1] Bugünkü siyasi coğrafya dikkate alınırsa, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin merkezi kısımlarına yayılır. Tanrı Dağlarının 1,000,000 km² lik alanı kapladığı hesaplanmıştır. Kuzeyde Çungar ve Güney Kazakistan düzlükleri, güneydoğuda Tarım Havzası, güneybatıda Hisar ve Alay Sıradağları ile sınırlanır. Tanrı Dağlarını Pamir Dağ Sisteminden Hisar Vadileri ayırır.
[1] Kürşad, 621 senesinde Çinli eşi İ-çing Katun tarafından zehirlenerek öldürülen Doğu Göktürk Devleti kağanı Çuluk Kağan'ın küçük oğludur.
[1] Büyük Türk-Hun İmparatoru'dur.

 


[1] Nuh Peygamber.

[2] Kaza geçirmek, ziyan olmak, harcanmak.

[3] SSCB kastediliyor.

[4] Tarihteki ilk Türk Cumhuriyeti olan Azerbaycan Cumhuriyeti'nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı Mehmet Emin Resulzâde 1884'te Bakü'de dünyaya geldi.

[5] Kaçak Nebi on dokuzuncu yüzyılın bilinen halk kahramanlarından biridir.

[6] Karabağ’ın işgali nedeniyle yurtlarından göç edenler.

[7] Karabağ, Azerbaycan’daki Kür ve Aras ırmakları ile su anda Ermenistan sınırları içinde bulunan Gökçe Gölü arasındaki dağlık bölge ve bu bölgeye bağlı ovalardan oluşan 18.000 km² büyüklüğündeki bölgenin adıdır. Ermenilerin İŞGALİ altındadır.

[8] Tarihî kaynaklarda M.S. XIII. y.y.'dan itibaren karşılaşılan "Sibir" (sonraları "Sibirya") sözü, M.S. I, II. yy'larda Asya ve Doğu Avrupa tarihinde mühim rol oynamış olan "Sabir" Türklerinden kalan bir isimdir. Sabirler, V. Yüzyılda İdil boyunca Hazar Denizi'ne yakın sahaya inmişler, bir kısmı Kafkaslar'ı aşarak Anadolu'ya kadar yayılmışlardı. Bu Türk kavminin adı, Obi ile Ural dağları arasında bulunan Fin-Ugorlar tarafından da benimsenmiş ve yaşatılmış olmalıdır.

[9] Nazar edip göz değdirmek

[10] Bugünkü siyasi coğrafya dikkate alınırsa, Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan ve Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'nin merkezi kısımlarına yayılır. Tanrı Dağlarının 1,000,000 km² lik alanı kapladığı hesaplanmıştır. Kuzeyde Çungar ve Güney Kazakistan düzlükleri, güneydoğuda Tarım Havzası, güneybatıda Hisar ve Alay Sıradağları ile sınırlanır. Tanrı Dağlarını Pamir Dağ Sisteminden Hisar Vadileri ayırır.

[11] Kürşad, 621 senesinde Çinli eşi İ-çing Katun tarafından zehirlenerek öldürülen Doğu Göktürk Devleti kağanı Çuluk Kağan'ın küçük oğludur.

[12] Büyük Türk-Hun İmparatoru'dur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum