Muammer AZMAK

Muammer AZMAK

[email protected]

BOZ - YAP

25 Aralık 2020 - 23:33

BOZ - YAP

Bu gün bir oyun oynamak istedim kendimce, kendimce dediğime bakmayın, aslında hep birlikte oynadığımız bir oyunu, bol şaşırtmalı, bol kafa karıştırmalı, tam alıştım derken ‘topla eşyalarını’ emirli, çokça zorluklu, yap ve ardından boz oyununu…

Büyük umutları doğuran küçük başlangıçlardır diyenlere katılarak umudun bitmeye yüz tuttuğu yerlerde yeniden yeşertilmesine destek vermek kastıyla konuştuğumuz yerde bitirmek için suskunluklarımızı, sustuğumuz diyarlarda başlasın kelimelerimizin gücü anlayışını sürdürmek maksadına matuf olarak yola koyulduk…

Kazanmak kaybedilen yerden başlatılırsa asla geç kalmamış bir hamlenin ateşleyicisidir. Hayat kurtarıcılığını yüklediğimiz öğrenme etkinliğini ‘hiçbir şey eskisi gibi olmayacak’ korkuluklarının gölgesinde bırakmamak için tek kural boz – yap parçalarımızı yerli yerine yerleştirme bölümünü engellere takılmadan geçmek ve başarmak adına aşındırmak bilgisayar tuşlarını…

Karar verdim bir kere, illa oynayacağım. Tek kişilik bir oyun gibi gözükse de aslında sahnemizde milyonların el vermesiyle göstermeye bağlı bir metni oynuyoruz. Başlıyoruz, yüz yüze sonrasında diz dize ve en önemlisi göz göze değerlendirmelerinin ışığında lakin fasıl denilen vazgeçilmezimiz giriyor devreye ve perde iniveriyor birdenbire…

Birinin diğerini andırdığı repliklerimiz ezberlemeyi olumsuz etkilediği gibi rollerimize ısınmayı da engelliyor. Küçük oyuncularımız büyüklerin eteklerine tutunarak medet umuyorlar ama nafile büyüklerde boz – yap dalgasına kaptırmışlar kendilerini, bir furyadır gidiyor, elimizin altındaki parçaları alel acele yerlerine oturtayım telaşındayken al sana bir fasıl daha…

Oyuncuların büyük bölümü heyecanlarını muhafaza ederek bir parçayı yerine oturtma gayreti ile tekrar vira bismillah deyip yola koyulmaya kalktığında ‘bari uzaktan görelim işimizi’ isteğini boyun bükerek kabullenmek zorunda kalırlar, büyükler bilir emri mucibince…

Başlamadan biten hayallerim, param parça olan duygularım, kırılmış dökülmüş ümitlerim hepsini toparlama adına boz- yap oyunumuza tekrar sığınıyoruz, zorlukların derecelendirildiği, kafalarımızı allak bullak eden bu oyun, oyuncularının gece gündüz demeden, yaz kış demeden sürdüreceği bir maratona eviriliyor…

Karar vermiştik, bizim boz- yap oyunumuz hayata hazırlıktı. Geleceğimize yatırımdı, gençliğimizi tiryakiliklere teslim etmemekti. Vazgeçilmez başarılarımızın itici gücü olduğu gibi sonsuza kadar kaygı gidericimizdi. Kırılan umutlarımızın tımarlayıcısı, şen kahkahalarımızın habercisiydi…

Hayat, tuhaf bir boz- yap, anlayamadan yerini bitiremediğin parçalarla rakkaselik yapmakla baş başa kalıveriyoruz. Hatta bütün diller meramı izah etmekte hayli yetersizleşiyor. Durmak, yılmak ise kaybetmeyi hızlandıracak bir amil oluveriyor. Her zaman eksiklik olmasa da boz – yapların da eksildiği vakitlerde bütünü oluşturmaya çabalamak gerekir.

Başarmak, içine resimler koyduğun bir çerçeve gibi hep yükseklere asılmak ister. Başarmak için elde ne varsa seferber etmek gerek. Nereden başlasam sualini sormaya fırsat tanımazken biz, geniş bir alan, düzgün bir nizam derdine düştüğümüzde, tekrar ayaklanmaya fırsat vermezler. O halde boz- yap oyunumuzu bütün parçalarını tamamlamazsak da oynamaya devam etmekle en iyi yolu tutmuş oluruz.

Geride kalmış bir yığın hayal kırıklıkları, boz- yapın bulunamayan parçaları… Dokunmaktan hiç korkmayacaksın, elbet bir gün, bir şekilde bütünleştireceksin…

Muammer AZMAK 04/12/2020
 

Bu yazı 810 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum