Melek DÖRTBUDAK

Melek DÖRTBUDAK

[email protected]

BİR ELMAYI BÖLMÜŞLER…

05 Ocak 2021 - 10:45 - Güncelleme: 05 Ocak 2021 - 18:11

BİR ELMAYI BÖLMÜŞLER…

Kadın ve erkek bir elmanın iki yarısı gibidir. Bıçakla ortadan kesilmiş bir elmayı kastetmiyorum daha ziyade elle parçalanmış bir elma gibi girintili çıkıntılı bir yarım elma. Her birimizin eksikliklerinin, fazlalıklarının tamamlandığı bir yarımdan bahsediyorum. Bu Âdem atamız ve Havva anamızdan bugüne böyle gelmiş, ilâ ahir böyle sürüp gidecektir. İnsanoğlu da tıpkı elma gibi ortasındaki tohumuyla, yüreğine uygun bir zemin, içinde yeşereceği bir zaman, sevmek için bir yürek, yenilenip yeşermek, dallanıp budaklanmak için toprak arar durur kendine. Tâ ki bu yalan dünya talan olup kıyamet kopana dek.

Bu âlemde her şey iyi-kötü, doğru- yanlış, güzel-çirkin, gündüz-gece, yaz-kış, hayat-ölüm, kadın-erkek gibi zıddıyla kaimdir. Çevremizde dönen dünyaya, evrene bakınca her şey zıddına muhtaç. Gece karanlık ama günün yorgunluğunu, koynunda uyuyarak attığımız yıldızlı bir döşektir. Gündüz güneşli, yaşama sevincimizi, heyecanımızı, yeniden doğuşumuzu, hay oluşumuzu hatırlatan, yaşatan hayatımızın gayesini idrak ettiğimiz, zamanın deryasına açıldığımız limanımızdır. İyilikler olmasaydı hep nemrut yüzlü, asık suratlı, mendebur insanların var olduğu bir dünya çekilmez olur zindan haline gelirdi herhalde. Mevsimler hep kış olsaydı soğuktan iliğimiz, kemiğimiz, sonunda insanlığımız da donar buz tutardı.

İyi kötüyle nasıl çatışıp duruyorsa, kadın da erkekle çatışıp durur. Bu dün de böyleydi, bugün de böyle, yarın da böyle olacak. İki testiyi birbirine vurunca illa ki biri kırılır diğeri sağlam kalacak değil ya, o da ya çatlar ya da çizilir, örselenir. Son zamanlarda kadınlarımıza yönelik şiddet ve cinayet haberleri, herkesi olduğu gibi bizleri de derinden yaralamakta. Bir insan bir insanın canına kastediyor. Sadece öldürmekle kalmıyor, kendini cehennem zebanisi, öldürdüğünü cehennemlik addediyor ve insanı yakıyor. Hoş bu âlemde ne ekersen onu biçersin. Her fiil, her söz, her iyilik ya da kötülük, her zulüm ne varsa, döner dolaşır ilk çıktığı noktayı bulur ve vurur. İnsan erlik makamına ermeden insan olmuyor maalesef. Er olan insan nefsine yenik düşmeyendir. Erlik derken sadece erkekleri kastetmiyorum. Erlik kadın veya erkeğe has değildir. Sabırlı, metanetli, düşünebilen, tefekkür eden akl-ı selim insandır. Bizim prensip haline getirdiğimiz bir söz vardır, “bir köye kasap lazımsa da o, sen olma” dır. Tabii ki burada kasaplık mesleğinden ziyade fiilin kendisi kast ediliyor. Çünkü can almak, canı bahşedene, Allah’a mahsustur. Emek vermediğimiz her şey haramdır.

Anne olan kadın Allah’ın Rahim sıfatının tecelligâhıdır. Erkekler ise bir kudret kaynağı, Allah’ın Rahman sıfatının tecellisidir. Kadın ve erkek birbiri için güvenli bir liman, hayat denilen denizde dingin zamanlarda yan yana, zor zamanlarda, fırtınada, yağmurda, çamurda, karlı, ayazlı günlerde sırt sırta dayanaktır. Bu âlemde ayakta durmak için iki birden daha iyidir. Kadınlar erkekler için Allah’ın rahim sıfatı, cemal sıfatıdır. Doğuştan güzelliğe olan fıtri merakımızın tezahür ettiği yerdir.

Sadece bu da değil Allah’ın Rab sıfatı da anne de tecelli etmiştir. Çünkü anne ilk mürebbimizdir. Kadını da, erkeği de anne yetiştirir.  Eğer biz anneler çocuklarımız arasındaki duvarları kaldırır, kızımızı da oğlumuzu da önce iyi insan, sonra erkek kadın diye yetiştirirsek bugün yaşadıklarımızın pek çoğunu engelleyebilirdik. Maalesef toplumumuzda göz ardı edilen bir şey var, evren daima değişiyor, tekâmül ediyor, insan da bu tekâmülün gerisinde kalacak değil ya. Dün normal olan aile içi bazı örflerimiz adetlerimiz, bugün için geçerliliğini yitirmiştir. Dün erkekler sadece ailenin iaşesi için çalışırken bu gün evde de ev işlerine yardım eder hale gelmiştir. Dün hanımlar evde hayatını geçirirken bu gün dış dünyadaki hayata dâhil olmuş, eve maddi katkı sağlamaktadır. Dün evin erkeği ne derse o kanunken bugün böyle değildir. Bütün bunları çeşitlendirip çoğaltabilirsiniz.

Biz anneler çocuklarımızı kendi zamanımıza göre değil gelecek zamana göre yetiştirmeliyiz. Toplumdaki bilinçaltı kirliliğine bir son vermeliyiz. Mesela çocuklarımızın kulağının duyacağını hesap edip, “erkektir yapar”, “erkek ceketini alır çıkar”, “erkeğin elinin kiri” gibi sözleri sarf etmeyeceğiz. Çocuklarımız küfürlü sözler sarf edince hele hele annelere küfretmesini alkışlamak yerine kötü olduğunu anlatıp bir daha tekerrür etmemesini sağlayacağız. Allah korkusu ve sevgisini, haram ve helali, doğru ve yanlışı, iyi ve kötüyü, sevgi, merhamet ve şefkati öğrettiğimiz çocuklarımız yanlışa meyletmeyecektir. Birinin kızı Ayşe, Şule, Mervecan olabilir,  birinin oğlu Hakan, Tayfun, Hasan olabilir. Bir evladımızı toprağın altına, bir evladımızı demir parmaklıklar ardına göndermeyelim. Kadınlarımız analarımız, yârimiz, dostumuz, arkadaşımız onlar. Evimizin çiçekleridir. Erkeklerimiz, babalarımız, evimizin temel direği, zırhımız, arkadaşımız, sevgilimiz, dostumuz, yârimizdir onlar. Zaman değişir, adetler değişir, kanunlar değişir ama bir şey değişmez. Toplumun hala ana dinamiği ve temel taşı anne babadır. Tabii ki yaşanan kadın cinayetleri ve kadına uygulanan her türlü şiddet ve istismarda adaletine güvenmek istediğimiz yargı sisteminin de görevini yapması en temel dileğimizdir.

Bu yazı 2381 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum