Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

[email protected]

RAMAZANDA NASUH TEVBESİ

04 Temmuz 2015 - 01:07

RAMAZANDA NASUH TEVBESİ

  İçinde bulunduğumuz mübarek Ramazan ayının ruhaniyetine motive olmuş bulunmaktayız. Bu ayın kıymetini idrak edenler namazlarıyla, oruçlarıyla, iftar ve sahurda yaptıkları dua ve tövbelerle gereği gibi değerlendirmektedirler. Ramazan ayı Allah’ın rahmet kapılarının açıldığı bir aydır. Üstelik bu ayda Kadir gecesi gibi mübarek bir gecenin bulunması da   mü’minler için  bir ayrıcalıktır.    Nasıl çekilen mailler, mesajlar bir anda dünyanın öbür tarafına ulaşıyorsa yapılan dua ve tövbeler de anında yüce Mevla’ya ulaşmaktadır. Cenab-ı Hakk hulusi kalble yapılan duaları ve tövbeleri kabul edeceğini Kur’an- Kerim’ de açıkça beyan etmektedir. Ancak burada çok dikkat etmemiz gereken bir husus var. Tövbe, aynı günahtan bir daha tövbe etmemek için yapılır. Tövbeyi aşındırmamak gerekir. Malum çok güzel bir bıyığı olan bir Karadenizli berberin önüne oturmuş “ berber bıyıklarımı kes” demiş. Berber “ Çok güzel bıyıkların var üstelik de sana çok güzel yakışıyor, niye kestiriyorsunuz?” dediğinde, Karadenizli “ Fare geçti” der. Berber “ Öyleyse yıka, niye kestiriyorsun?” diye cevapladığında, Karadenizli “ Yol olur” demiş.  İslam’da tövbe, Hıristiyanların noel de yaptıkları günah çıkarma gibi değildir. Tövbe aynı günahtan bir daha tövbe yapmamak için tövbe yapılır. Mevlana bunu, Nasuh tövbesiyle hikâye etmiştir.

Nasuh diye bir adam varmış. Kadınların mahrem yerlerine bakmak hoşuna gidermiş. Birgün düşünmüş taşınmış demiş ki, en iyisi ben, onun bunun camını gözetlemektense kadınlar hamamına tellak olarak gireyim, der. Traşını tam olarak yapmış, bedenindeki tüyleri yolmuş, kadın kıyafetine girmiş, çarşafa bürünmüş hamama gitmiş. Sesini de kadın sesi gibi incelterek hamamcıya “ Fakirim, garibanım, kalacak yerim yok. Burada ben güzel tellaklık da  yaparım” diyerek hamamcıyı inandırmış. Hamamcı da bunu hamama tellak olarak almış. Hamamda göreve başlayan adam, amacına ulaşarak kadınları ovmaya, kirlerinden arındırmaya ve doyasıya da onları seyretmeye başlamış.

Derken birgün saraydan çok hatırlı bir kadının hamamda çok değerli paha biçilmez yüzüğü kaybolur. Hamamda her taraf aranır, bulunamaz. Derler ki hamamdan kimse çıkmayacak. Çalışanlar ve patron dâhil herkes sıraya girecek, herkes yoklanacak. Peştamalların altına kadar bakılacak kadınlar tarafından.  Bu arada Nasuh da sıraya girmiş. Bütün kadınların her tarafı yoklanıyor. Peştamalların altına da bakılıyor. Nasuh da 7. sırada. Birinci kadın yoklanmış, yok. İkinci kadın yoklanmış, yok. Nasuh korkuyor. Tabii ki erkek olduğu bilinirse başının vurulmasından korkuyor. Şimdi Nasuh’un haleti ruhiyesini düşünün. İşte tövbe böyle olacak. Yani tövbe ederken Rabbimizden başka bir şey düşünmeden tevbeye bütün vücudumuz katılabiliyorsa o tövbedir. Namazlarımızı kıldıktan sonra dua ediyoruz, günahlarımızın affını istiyoruz. Burada ağız, dil ayrı şeyler söylüyor, göz ayrı şey görüyor, kulak başka şeyler dinliyor. Tövbe böyle olmaz diyor, Tarikat erbabı. Tövbeye tırnağımızdan saçımıza kadar bütün hüçrelerimiz katılmalıdır. Nasuh, sırada ecel terleri döküyor “ Ya Rabbi kadına mı, bir daha bakmam, tövbe” diyormuş. Allah’tan 6. Kadında yüzük bulunmuş. Nasuh aranmamış. Nasuh o gün oradan çıkmış,  değil kadınların mahrem yerine bakmayı, yüzlerine bile bakmaz olmuş.

Hud/90: “ Rabbinize istiğfar edin. Sonra ona tövbe edin. Şüphesiz benim Rabbim çok merhametlidir, çok sevendir.”  :Burada Rabbimizin bize olan mesajı; geçmişte bilerek veya bilmeyerek yaptıklarımızdan dolayı Allah’tan af talebinde bulunacağız.  Ve yaptıklarımızdan şu anda vaz geçeceğiz, ileride bir daha o günahı yapmamaya karar vereceğiz Nasul gibi

İsra /36 “ Hakkında bilgin olmayan şeyin ardına düşme. Çünkü kulak, göz  ve gönül  bunların hepsi ondan ( yaptığınızdan) sorumludur.

Kulak, göz ve gönül, insanın en değerli organlarıdırlar. Ana rahminden dünyaya geldiğinde bütün organlarımız Hıristiyanlarda olduğu gibi günahkâr olarak değil, tertemiz olarak dünyaya gelir. Hıristiyanlarda İnsanlığın atası cennete günah işleyip dünyaya indirildiği için insanlık da günahkâr babanın günahkâr çocuğu olarak dünyaya geldiklerinden her doğan çocuk, doğumunun 7. gününde vaftiz( günah çıkartılır) edilir.  İslam dininde ise her doğan çocuk dünyaya tertemiz olarak gelir,  sağ kulağına ezan, sol kulağına gamet getirilerek ismi verilir.  Ancak ergenlik çağından sonra her duyuş, her bakış ve düşünüş bizden bir şeyler götürür veya getirir.

Şair :

“Gözümün baktığına/ Gönlümün aktığına/ Kulağımın çaktığına / Estağfurullah  tövbe” demiş.

Gözümüz haramın peşine düşmesin. Kulağımız yalana, gıybete, iftiraya iltifat etmesin, gönlümüz kayalar gibi katılaşmasın, Rabbimiz, rahmet ayında bizlere mağfiretiyle muamele etsin. Gönlümüz batıl şeylere yaklaşarak küf tutmasın.  Başı rahmet, ortası mağfiret olan bu ayda yaptığımız tövbeleri kabul etsin. Allah hiç birimize Aynı günahtan dolayı bir daha tövbe etmeyi nasip etmesin.

www.kadirkeskin.net

Bu yazı 1844 defa okunmuştur.

Son Yazılar