Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

ka[email protected]

Manisa'nın Bilinen ve Bilinmeyen Değerleri Yazı Serim: Mustafa Çağatay ULUÇAY (Eğitimci, Tarihçi, Araştırmacı Yazar)

07 Temmuz 2021 - 15:13 - Güncelleme: 07 Temmuz 2021 - 22:32

Manisa’nın Bilinen ve Bilinmeyen Değerleri Yazı Serim:
        
Mustafa Çağatay ULUÇAY (Eğitimci, Tarihçi, Araştırmacı Yazar) 29

Ünlü şairimiz Baki’nin dillerden düşmeyen o meşhur gazelinde:
Avezeyi bu âleme Davut gibi sal
Baki kalan bu kubbede bir hoş seda imiş.  Diyor.

  Manisa’da gerek hayatta olanlarla,  gerekse vefat edenlerden arkasında Baki’nin deyimiyle   “Hoş Seda” bırakan  “Manisa’nın Bilinen ve Bilinmeyen Değerlerini” yazmaya devam ediyorum. Kısmet olursa bu değerleri dostlarla beraber kitaplaştırarak Manisa’nın yarınına taşımayı düşünüyoruz. Geçen yazımda Manisa Lisesi’nin unutulmayan öğretmeni İbrahim Gökçen’den söz etmiştim. Bu yazımda da  aynı yıllarda beraberce görev yaptığı mesai arkadaşı Mustafa Çağatay  Uluçay’dan söz edeceğim. Ancak Merhum Çağatay hocamıza geçmeden önce hafızaların tazelenerek rahmetle anılmaları açısından okulun unutulmaması gereken diğer idareci ve öğretmenlerinden de söz ederek rahmetli Çağatay hocamıza döneceğim.
26 Mayıs 1919 da Manisa Yunanlılar tarafından İşgal edilince, son derece vatanperver kişiliğe  sahip  okul müdürü  Ziya Bey, Kuvay-ı Milliye ile olan ilgisi dolayısıyla azledilerek hapsedilmiştir. Yerine kendilerinden biri olarak gördükleri  Giritli Mustafa Bey, Okul Müdürü olarak tayin edilmiştir. İşgal anında okulun edebiyat öğretmeni Semih Kuman, coğrafya öğretmeni Sami Bey, Hendese ve Riyaziye Öğretmeni Atıf Bey işgalin hemen öncesinde Milli Kuvvetlere katılmışlardır. Özellikle bu öğretmenler Cemiyet-i İslam’ın Başkanı olan Manisa Müftüsü Ahmet Alim Efendinin 1918 de kurduğu Istılah-ı Vatan Cemiyetinin de  faal üyeleriydiler. İşgal öncesi Manisa Sultanisi’nde okuyan birçok öğrencinin de, öğretmenlerinin teşvikiyle Selendi ve Kula çıvarlarında Yunan işgal kuvvetlerinin yolunu kesen müfrezelere katılarak Kula civarlarında Yunan takviye kuvvetlerine vur-kaç yaparak engellemeye çalışmışlardır.
 İşgal boyunca Manisa Sultanisi’nde Türk öğretmen kalmamış, Türk öğretmenlerin yeri, yerli Rum öğretmenlerle doldurulmuştur. Öğrencilerin çoğunluğunu da azınlıkların çocukları teşkil etmekteydi. Nasıl Çanakkale savaşlarında İstanbul Liseleri vatan aşkıyla boşalıp, Çanakkale’ye koşarak gidip, geri dönmedikleri gibi, Manisa Sultanisinin öğrencileri de koşarak katıldıkları  müfrezelerden geri dönen  olmamıştır. Dönenler de, döndüklerinde okul bulamamışlardır.  Zira işgal boyunca Yunan Askeri hastanesi olarak kullanılan  tarihi bina ile  işgal boyunca Manisa Muradiye  Camii civarında Dar-ül Etyam birasına  taşınan   Sultani,  büyük Manisa yangınında ateşe  verilerek okulun   binası ve  hafızası kül olmuştur. 8 Elül 1922 de buharlaşan okul, ancak   1945 yılında  tekrar Manisa Lisesi olarak eğitime başlamıştır.  Manisa yangınında okulun  kayıt ve kuyudatı  tamamen yandığından, müfrezelere  katılan öğrencilerin kim olduğu, kimin çocuğu olduğu ve kaçının şehit, kaçının gazi olduğu bir türlü tespit edilememiştir. İstanbul Liselerinin şansı, Manisa yangını gibi büyük bir yangın geçirmediklerinden cepheye giden öğrenciler künyesi ve sınıfıyla birlikte bir bir tespit edilirken, Manisa Sultanisinin öğrencilerini maalesef tespit etme imkânı olmamıştır. Ancak İşgalden sonra Okul müdürü ATA beyin notlarından bu tarihi dramı öğrenmiş bulunuyoruz.  
         İbrahim Gökçen ile 1945 yılında Manisa Lisesi’nde göreve başlayan Çağatay Uluçay,  beraberce görev yaptıkları yıllarda,  tarihle günümüz arasında adeta bir köprü görevini üstlenmişlerdir. Latin alfabesine geçilmesiyle unutulmaya başlanan eski yazı belge ve bilgiler, hem Osmanlı yazısını, hem de Latin alfabesi yazısını iyi derecede bilen bu iki tarih öğretmeni İbrahim GÖKÇEN ve Mustafa Çağatay ULUÇAY, Manisa’ya ait bilgi  ve belgeleri, kültürel değerleri belgelendirerek yazdıkları kitaplarla günümüze aktarmışlardır. Bu vesile ile  Manisa Sultanisi ile Manisa Lisesi’nin  tarihinde  “ hoş seda” bırakarak rahmet-i rahmana kavuşan  işgal öncesi görev yapan ve kuvay-ı Milliye’ye katılan  Edeb. Öğretmeni   Semih Kuman,  Coğrafya Öğretmeni  Sami bey, Hendese ve Riyaziye  Öğretmeni  Atıf ve Ata  bey hocalarımızla  o günün idarecisi Ziya bey’in yanında yakın tarihimizde  ismi unutulmayan meslektaşlarımızdan   okulun  ağabeysi  Adnan Başoğlu,  okulun ablası  Vedia Altıok   ile    1980  öncesi terör nedeniyle  Manisa’da günde üç cenazenin çıktığı, anarşinin diz boyu olduğu  o sıkıntılı  yıllarda  müdürlük yapan baba müdür  Abdülcelil  Kızılgök  dahil görev yapan bütün meslektaşlarımızı rahmetle analım. Mekânları cennet olsun. Amin…

Mustafa Çağatay ULUÇAY (29)
1910 yılında Çankırı’nın Çerkeş İlçesinde doğdu.1933 'de Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü'nü bitirerek Tarih ve Coğrafya öğretmeni oldu. İlk görev yeri olan Burdur Ortaokulunda iki yıl çalıştıktan sonra kendi isteği ile 1935 yılında Manisa Şehitler Ortaokuluna tayini çıktı.1947 – 1949 tarihleri arasında Milli Eğitim Bakanlığı tarafından İngiltere'ye gönderildi. Manisa Ortaokulunun 1945 yılında Manisa Lisesi'ne dönüşmesinden sonra da aynı okulda 1956 yılına kadar çalıştı. Daha sonra Balıkesir Necati Eğitim Enstitüsü, İstanbul Öğretmen Okulu ve İstanbul. Eğitim Enstitüsünde öğretmenlik yaptı.1970 yılında vefat etti. Ruhu şâd olsun.
Manisa’nın yerel tarihi ve ulusal boyutta tarihî araştırmalar yaparak aşağıdaki eserleri yazdı. Bu eserlerin hepsi günümüz tarihçilerine kaynak oluşturmaktadır. Bu kıymetli  çalışmalarına duyarsız kalmayan Manisa halkı da Karaköy semtinde açılan okula  Çağatay Uluçay İlköğretimokulu  ismi verilmiştir.
Mustafa Çağatay ULUÇAY'ın Manisa Lisesinde öğretmen iken Manisa Tarihi ile ilgili kitapları ve makaleleri:

Kitapları:
  1. Manisa Tarihine Genel Bakış, (Bu eseri İbrahim Gökçen ile birlikte yazmışlardır.) 1936, İstanbul.
  2. Saruhanoğulları ve Eserlerine Dair Vesikalar, I. Cilt, 1942, İstanbul.
  3. Manisa'daki Saray-ı Amire ve Şehzâdeler Türbesi, 1941
  4. Yunus'un Mezarı, 1943, Manisa.
  5. 17. Yüzyılda Manisa'da Ziraat, Ticaret ve Esnaf Teşkilatı, 1942, İstanbul.
  6. 17. Asırda Saruhan’da Eşkıyalık ve Halk Hareketleri, 1944, İstanbul.
  7. Saruhanoğulları ve Eserlerine Dair Vesikalar, II. Cilt, 1944, İstanbul.
  8. Manisa Yârenleri, Manisa Lisesi Matbaası,1946, Manisa.
  9. 18. ve 19.Yüzyıllarda Saruhan’da Eşkıyalık ve Halk Harekeleri, 1945, İstanbul.
  10. Harem, 1956, Ankara.
  11. Padişahların Kadın ve Kızları, 1963, Ankara.
  12. Atçalı Kel Mehmet, 1965, İstanbul.
  13. İlk Müslüman Türk Devletleri, 1975, Ankara.

Makale ve Araştırmaları
Gediz dergisinde Yayınlananlar:
*Türk Tezi ve II. Tarih Kurultayı,
*Manisa Üzümlerine Dair,
*Manisa ve Üzüm,
*Saruhan'da Susam Ziraatı,
*Bir Hüküm Bir Fetva,
*Yunt Dağında Bir Hafta,
*Tarihimizi Nasıl İşlemeliyiz,
*Ayn-ı Ali Kimdir?
*İbrahim Çelebi ve Camii,

Ülkü Mecmuasında yayınlanan:
*Hasan Ağa Türküsü,

Tarih dergisinde Yayınlananlar:
*Yavuz Sultan Selim Nasıl Padişah Oldu?
* II. Bayezıt'ın Ailesi.

İslam Ansiklopedisinde:
*Mustafa Sultan ve Saruhan Oğulları maddelerini yazmıştır.

Tarih Vesikalarında:
*Karaosmanoğullarına Ait Bazı Vesikalar,

III. Türk tarihi Kongresinde:
*Karaosmanoğullarına Ait Düşünceler,

Belleten'de Yayınlanan:
*Sürgünler,
*Yeni ve Yakın Çağlarda Manisa’ya ve Manisa'dan Sürgünler.

Türkiyat Mecmuasında:
*Manisa Şer’iye Sicillerine Dair Bir Araştırma.


Mustafa Çağatay ULUÇAY'ın Tarihi Eserlerle İlgili Çalışması,
* Yurt Sevgisi ve Halk Evi, 
* Kurtuluşumuzun Üç Temeli,
* Cumhuriyet 20 Yaşında,
* Manisa'da Semercilik Hakkında Bir Araştırma,
* Manisa'da Dericilik ve Bundan Doğan Zanaatlar, (Dizi Halinde Yayınlanan)
* Manisa Dolayındaki Zaviye ve Yatırlara Dair Vesikalar,
* Manisa Halk Evinin Güzel Sanatlar Faaliyeti ve Bir Fikir,
* Manisa Tarihinde Vakıflar ve Hayırlar,
* Muharrem Resmî Çelebi,
* Piyale Bey ve Vakıfları,
* Saruhan Köyleri,
* Osmanlılarda Barut İnhisarı

         Görüldüğü gibi Manisa Lisesi Tarih Öğretmenleri İbrahim GÖKÇEN ve Mustafa Çağatay ULUÇAY gerek Manisa için gerekse Türk tarihi konularında kendilerinden sonra gelecek tarihçilere ve bugünkü nesle çok önemli bilgi ve belgeler aktarmışlardır. Geçmişle bugün arasında köprü vazifesini bihakkın ifa etmişlerdir. Her iki tarihçiye de Allah'tan rahmet diliyoruz.www.kadirkeskin.net



 

Bu yazı 190 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum