Kadir KESKİN

Kadir KESKİN

[email protected]

ÇOK YAŞAYAN MI, ÇOK GEZEN Mİ ?

11 Nisan 2015 - 12:45

ÇOK YAŞAYAN MI, ÇOK  GEZEN  Mİ ?

            ( Dazkırı Kaymakamı Sayın M. Beşir NURSAÇAN)

Allah bana yarım asrı bir çeyrek aşan bir ömür verdi.  Üzerinde yaşadığımız kürenin Çin, Hindistan,  uzak doğu, Amerika hariç olmak üzere Afrika, Ortadoğu, Avrupa dâhil olmak üzere bir hayli ülke gezdim. Yurt içinde de    “ EĞİTİM SEMİNERLERİM” dolayısıyla İstanbul, İzmir Trabzon olmak üzere gezdiğim  il sayısı da bir hayli fazla.  Halen de gezmeye devam ediyorum.

 Geçtiğimiz haftalarda Konya Necmettin Erbakan Üniversitesinin davetlisi olarak Ahmet Keleşoğlu Eğitim Fakültesi, İlahiyat Fakültesi,  Ereğli Eğitim Fakültesi, Ereğli Liseleri ve Konya  E tipi Ceza Evi ile Dinar T tipi Ceza Evlerinde   eğitim seminerlerim  ve konferanslarım oldu. Bir önceki hafta da Dazkırı Kaymakamı Sayın M. Beşir NURSAÇAN Beyin davetlisi olarak Dazkırı, başmakçı, Evciler ve Dinar Liselerinde öğrenciler, öğretmenler ve velilere yönelik eğitim seminerleri verdim.

            Bu kısa girişten sonra hemen şunu ifade etmek istiyorum. 1985 yılında İngolstadt Kardeş okulun davetlisi olarak Almanya’ya gittiğimde,  oradaki vatandaşlarımızı dinlediğimde hayretler içinde kalmıştım. Anlatılanları ülkem için hayal bile edemiyordum. 1985 yılında Almanya’da vatandaşlarımızdan dinlediklerimin tümü daha ileri bir şekilde ülkemizde gerçekleşti. Otoban, çift yollar, tüneller, hava alanları, sağlık hizmetleri, eğitimin alt yapısında ki yatırımlar vs. Okullar açıldığında bir ay kitaplar temin edilemezdi. Kitapçıların önünde oluşan kuyruklardan trafik kilitlenirdi. Ha bugün gelecek, ha yarın gelecek diye, anneler ,babalar işinden, öğrenciler de dersten kalırdı. Şimdi okul açılır açılmaz öğrencinin kitabı sıranın üzerinde. Bunu başaran dünyadaki ülke sayısı, bir elin parmağını geçmez. Dağ başındaki köye dahi akıllı tahta girmiş.  Şehirdeki öğrencinin sınıfında ne varsa, köydeki öğrencinin sınıfında da o imkân var.  Yunus Emre belediyesinin desteğiyle Osmancalı köyündeki eğitim seminerim için okul müdürüne telefon açtım. “Projeksiyon var mı?” diye. Okul müdürü: “ Hocam hem projeksiyon, hem de sınıflarımızda akıllı tahta ve intermet var “ diye cevapladı. Velhasıl ülkemizde bu gelişme oldukça sevindirici. Ama daha sevindirici nedir biliyor musunuz?  Bürokrasideki zihniyet değişimi.

             Rahmetli Ayhan SONGAR hocamızdan dinlemiştim. “Türkiye’de iki tür bürokrat vardır.1- Koltuğu ile yükselen bürokratlar 2- Koltuğu yükselten bürokratlar.  Ülkemizin en büyük problemi koltuğuyla yükselen bürokratların çoğunlukta olmasıdır.” Demişti. Ne yazık ki yıllarca ülkemizin en büyük problemi, koltuğu ile yükselen bürokratlar tarafından idare edilmesidir. Nitekim Ankara Valisi Nevzat Tandoğan ile gençler arasındaki diyalog, bunun en büyük belgesidir. Gençleri huzuruna çağıran Vali “ Siz kim oluyorsunuz, komünizm gerekli ise onu da biz getiririz ” diye gençleri azarlar ve huzurundan kovar. Hatta aynı vali  çirkin görüntü  oluşturuyor diye köylülerin Kızılaya girmesini bile  yasaklar. Buna benzer örnekler maalesef çok. Ben bunların ayrıntısına girmek istemiyorum.  Amacım siyasi yazı yazmak değil, bürokrasideki gözlemlediğim zihniyet devrimini anlatmak.  Bürokraside nereden, nerelere geldik?

            Ülkemizin gelişmesi ve ilerlemesinin yanında en sevindirici gelişme zihniyette olmuş. Devlet, halkla bütünleşmiş. Uzun yıllar ilçelerde Lise müdürü olarak çalıştığımdan kaymakam profilini yakından tanıyan biriyim. Makamında çivi gibi oturan, halka tepeden bakan kaymakamların yerine, halktan biri olan ve 24  saat mesaisini, bulunduğu ilçenin problemlerine yoğunlaşan kaymakamlar gelmiş.  Dinar Kaymakamı Mustafa ŞAHİN, Evciler kaymakamı Fatih SAYAR ve Dazkırı kaymakamı M. Beşir NURSAÇAN. Hepsi de birbirinden değerli genç enerjik kaymakamlar. Hem gözlemlerime, hem de vatandaştan ve  Milli eğitim camiasından dinlediğime göre her üçü de halkın arasında, halkın problemleriyle yakından ilgilenen bürokratlar.

             Bunların içinden kendisini daha yakından tanıma fırsatını bulduğum İlçemin Kaymakamı Sayın M. Beşir NURSAÇAN, gecesini gündüzünü Dazkırı’nın kalkınması için çaba harcayan bir yönetici.  Ağustos 1913 yılında ilçede  kaymakam olarak  göreve başlayan  Sayın NURSAÇAN, köylerin refah seviyeni  ve yaşam standardını artırmak, işsizliği önlemek amacıyla köylerin toprak analizlerini yaptırarak devlet teşvikiyle Darıcılar Köyüne Gül, İdris Köyüne lavanta çiçeği gibi endüstriyel bitkiler yanında Çiftlik ve diğer köylere de gelir getirici badem ve ceviz ağaçları diktirerek köylülerin gelir seviyelerini yükseltici  çalışmaları, tarıma ağırlık  veren projesi,  günden güne yaygınlaşarak toplam 430 dekara ulaşmış. 140 aileye  100 er ağaç  düşecek şekilde  ailelere teslim  etmiştir. Duyduğuna değil gördüğüne inanan köylülerimiz tarafından Kaymakam beyin Badem -ceviz projesi ilçenin köylerinde günden güne artarak yaygınlaşmaktadır.   İlçe ve köylerde günden güne yaygınlaşan endüstriyel tarımın yanında ağaçlandırmaya da önem veren Kaymakam bey,  ilçe merkezine 5000 ağaç diktirerek, adı Dazkırı olan ilçemi, yeşil Dazkırı haline getirme gayreti içinde gördüm...  Ayrıca diğer bir projesi de llçe halkının yazın yediği meyvelerin çekirdeklerinin çöpe atılıp, çürüyüp ziyan olmaması ve onları toprakla buluşturmak için her ailenin yazın  yediği meyvelerin çekirdeklerini  biriktirerek    belli bir merkezde toplatıp, Kasım ayında milli eğitimle işbirliği yaparak devletin boş arazilerine  öğrenciler  vasıtasıyla  gömdürüp  ağaçlandırma projesi de oldukça ilgimi çekti.

             İlçenin öğrencilerinin eğitim seviyelerinin yükselmesi konusunda öğrencilere verilen eğitim seminerleri yanında, halkı da ihmal etmemekte. Her ay halka yönelik konferanslarla halkın da aydınlanması konusundaki gayretleri halk tarafından takdirle karşılanmaktadır. Hele çevre imkânlarıyla kurduğu halka açık,  bilgisayarlar donanımlı, halkın ve öğrencilerin ihtiyaçları için her türlü kitabın bulunduğu, kafe ve kafeteryalara ihtiyaç duymadan öğrencilerin internet ihtiyacının karşılandığı Dazkırı Alkim Alkoli Kimya Fabrikasına kurdurduğu akıllı  “ CİHAT KORA HALK KÜTÜPHANES’neİ”  hayranlık duymamak mümkün değil.

 

Bir öğretmen çocuğu olarak ilçenin eğitimine çok önem veren Sayın NURSAÇAN,   İlçe Milli Eğitim Müdürünü de yanına alarak köy çocuklarının bilgi ve görgüsünü artırmak,  ülkemizin tarihi ve kültürel değerlerini tanıtarak onlara farklı bakış açısı kazandırmak amacıyla öğrencileri çalışmaya teşvik amaçlı Afyonkarahisar, İstanbul, Antalya, Çanakkale, Edirne, Bursa, Ankara, Konya, Isparta, Denizli  gibi  illere  çalışmaya   teşvik amaçlı, ödüllendirici  geziler düzenleterek  öğrencileri tiyatroyla tanıştırması, buralardaki bilimsel çalışmaları  öğrencilerin gözlemlemesi, öğrencilerin bilimsel çalışmalara  katılmaları, Almanya’ya   bilimsel gezilerde bulunulması     hususunda özendirici çalışmalarını bir eğitimci olarak sevinçle karşıladım. Yine ecdada mektup yazma projesi kapsamında ilçenin öğrencileri tarafından yüzlerce mektup yazılarak öğrencilerin ecdadını tanımaları konusunda öğrencilerin projeye olan ilgisi beni çok sevindirdi. Ecdada mektup yazma projesi kapsamında ilçemin öğrencilerinin en üst seviyede katılarak ilçeyi en üst sıralara taşımaları gelecek için ilçemin çocukları için sevindirici çalışmalar.   Öğrencileri bu çalışmalara katılmaları hususunda özendirici katkılarıyla başta kaymakam beyi,  ilçemin eğitim camiasını yürekten kutluyorum, tebrik ediyorum.

             Daha da dikkatimi çeken Sayın Cumhurbaşkanımızın  “ Hiçbir yerde garip, guraba kalmayacak. Valiler kimsesizlerin kimsesi olacak. Onları bulup ihtiyaçlarını giderecek” direktifi sadece valilerde değil,  en ücra köşelerdeki mülki amirlerde de karşılığını bulmuş. Bir kahve içimi makamında bulunduğum süre içerisinde köylerde ve ilçe merkezinde gezdiği, muhtaç ailelerin evlerinde gördüğü eksiklikleri bir bir tespit ederek vakıf görevlisine teker teker  izah ederek bu ailelerin  ihtiyaçlarının karşılanması  talimatını vermesi, yine ilçeye gelen  Suriyeli kardeşlerimizin aç ve açıkta kalmaması  için  onlara ev bulunması, misafir etmesi yaşayabileceği  yerleştikleri evlerin donanımı, onlara iş bulma çabalarını yakinen gözlemledim. Sadece bunlar mı?

                       İki çocuğu engelli olan aileye engelli çocukların rahatlıkla yaşayabilmesi için ev yaptırması,  yıllardan beri en büyük eksikliği çekilen yataklı Devlet Hastanesinin tamamlanıp açılması, gençler için sentetik çimli modern futbol sahasının kazandırılması, ilçenin tüm Şehit ve Gazi yakınlarını Çanakkale’ye, Edirne’ye geziye götürülmeleri, Dünya Kadınlar gününde sosyal hayatı olmayan köyünden ve Dazkırı’dan başka yerleri bilmeyen görmeyen yaşlı teyzeleri nineleri tespit ettirerek onları Denizli’ye götürüp gezdirmesi, sinemayla tanıştırması, onları en lüks lokantalarda ağırlaması,  termal ihtiyacı olan diğer yaşlı  guruptan oluşan nine ve teyzeleri de Afyon termal otelde bir hafta misafir etmesi. Bu hizmetleri ilçem halkından genç kaymakamımız adına onur ve gurur duyarak dinledim.  Rahmetli Ayhan SONGAR hocamızın tabiriyle koltuğuyla yükselen kaymakamlar gitmiş, yerine,  koltuğu yükselten ve halkı yücelten kaymakamlar gelmiş.

                 Doğup, büyüdüğüm ilçeme bir buçuk sene içerisinde kalıcı eserler bırakan ve ilçeme ve köylerine hareketlilik getiren,  ilçemin kalkınması için  gece gündüz koşturan, ilçe halkının da  sevgilisi haline  gelen  Dazkırı Kaymakamı  sayın M. Beşir NURSAÇAN’ı tebrik edip, kutluyorum. Başarılı çalışmalarının devamını diliyorum.

www.kadirkeskin.net

[email protected]

Bu yazı 2003 defa okunmuştur.

Son Yazılar