İsmail CİNGÖZ

İsmail CİNGÖZ

[email protected]

TÜRKİYE'NİN YENİ AFGANİSTAN GÖREVİ

24 Haziran 2021 - 21:13

TÜRKİYE’NİN YENİ AFGANİSTAN GÖREVİ

El Kaide terör örgütünün 11 Eylül 2001 tarihinde New York’ta bulunan ve İkiz Kuleler olarak bilinen Dünya Ticaret Merkezi, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı karargâhı Pentagon ile Washington DC’yi hedefleyen ancak Pensilvanya eyaleti Shanksville yakınlarında düşen uçak ile dört ayrı saldırıdan oluşan ve tarihe “11 Eylül Saldırıları” olarak geçen olayların ardından bir dizi ABD merkezli NATO harekatının yapıldığı bilinmektedir.
4 Ekim 2001’de NATO’nun, 5. maddeyi uygulama kararı alması ile 7 Ekim 2001 günü terör örgütü El Kaide ve onunla işbirliği içerisinde olduğu iddia edilen Taliban yönetimine karşı, ABD liderliğindeki Koalisyon Güçlerince “Sonsuz Özgürlük” adıyla başlayan Afganistan harekâtı resmi olarak 28 Aralık 2014’e kadar devam etmiş, bu tarihten itibaren NATO görevi resmi olarak Afgan Ulusal Ordusu’na bırakmıştır. Ancak çekilme süreci halen tam olarak bitmemiştir.
Bu arada 31 Aralık 2014 tarihi itibariyle Afganistan’ın başkenti Kabil’de bulunan Uluslararası Hamid Karzai Havaalanı’nın komutası Fransa’dan Türkiye’ye geçmiş olan NATO merkezli Uluslararası Güvenlik Destek Gücü (ISAF), NATO kararı ile 1 Ocak 2015'ten itibaren 57 ülkeden oluşa Kararlı Destek Misyonu'na dönüşmüş ve Afgan güvenlik güçlerine eğitim, danışma ve yardım hizmetleriyle görev yapmaya devam etmiştir. Ancak Eski ABD Başkanı Donald Trump tarafından 2020 yılı şubat ayında Doha'da Taliban ile imzalanan anlaşma ile Amerikan tarihinin en uzun süreli savaş misyonunu sona erdirme ve ABD askerlerini Afganistan’dan çekme kararı almıştır. Bu süreçte Eski Başkan Trump yönetiminin çekilme kararı öncesinde Taliban ile temasa girmesi ve geçiş sürecinde Taliban’ı ana aktör olarak kabul etmesi ciddi tartışmalara sebep olmuştur.
Çünkü gelişmelerin ABD’yi bu çekilme kararına zorladığı görülmektedir. Zira ekonomik maliyetler ve zorlu şartlar nedeniyle yaşanan personel zayiatları, yüzyıllardır işgallere alışık Afgan halkının da desteği ile Taliban ve diğer terör örgütleri dağlık ve engebeli yapısından da yararlanarak işgal sürecini kontrollü bir şekilde idare etmeyi başarmıştır. Ayrıca Afganistan Çin’in Kuşak Yol Projesi güzergahında yer almaktadır. En önemlisi ise Asya’nın çatısı olarak nitelendirilen Afganistan’ı elinde tutan ABD’nin Rusya ve Çin gibi küresel güç adayları ile İran ve Pakistan gibi bölgesel aktörlerini kontrol altında tutabilecek avantaja sahip olması[1] nedeniyle ABD’ye karşı örtülü bir mücadele yürüttükleri muhakkaktır.
Trump’ın bu kararı Sovyet Rusya’nın 1979’da işgal ettiği Afganistan’dan 9 yılın ardından yenik bir şekilde ayrıldığı günleri hatırlatmıştır. Zira bir dizi iç karışıklıkların ardından iş başına gelen Marksist tandanslı yönetimin Sovyet Rusya’yı daveti üzerine 27 Aralık 1979’da Afganistan fiilen işgal edilmiştir. Ancak işgal karşısında halkın direnişi kısa sürede bütün ülkeye yayılmıştır. Daha ilk yıllarda büyük bir batağa sağlandığını anlayan Rusya, 9 yıl süren işgalin ardından “yenilmez” denilen Kızıl Ordu 15 Şubat 1989’da yenilgiyle Afganistan’dan çekilmek zorunda kalmış hatta kısa süre sonra Sovyet Rusya’nın dağılma süreci başlamıştır.
Sovyet Rusya’nın işgal yıllarında; Hikmetyar, Rabbani, Mesut, Sayyaf gibi farklı liderler ve Cemiyeti İslami, Hizbi İslami gibi örgütler, Pakistan istihbaratı ISI ve Afganistan’daki komünizm ve Sovyetler karşıtı ayaklanmalar ilerleyen yıllarda CIA için Afganistan sahasına yerleşmeye paravan olma fırsatı sağlamıştı. Diğer taraftan Körfez ve Arap ülkeleri başta olmak üzere birçok Müslüman ülkeden binlerce genç cihat adına Afganistan’a yönelmişti[2].
Bir kısmı Afganistan’da şehit olan, bir kısma başka çatışma bölgelerine yönlendirilen ama büyük bir kısmı ise ABD ve NATO güçleri tarafından tasfiye adı altında kapana kıstırılarak imha edilen bu gençlerden geriye kalanlar tarafından dünyanın birçok bölgesinde El-Kaide, DEAŞ veya benzer örgütlerin kurulmasında taban oluşturdukları[3] hatırda tutulmalıdır.
***
ABD’li yetkililer tarafından yapılan ilk açıklamalarda; 4 Temmuz 2021’e kadar ABD askerlerinin çekileceği NATO’ya bildirildiği, Türkiye’nin de Kabil’deki Hamid Karzai Uluslararası Havalimanı’nı koruyan askerlerini çekmeyi planladığı ancak Avrupalı ülkelerin ABD’nin ayrılma sürecini geciktirmesini talep ettikleri beyan edilmiştir[4]. Daha sonra ABD Başkanı Joe Biden tarafından yapılan bir açıklamada ise çekilmenin 11 Eylül 2021'e kadar tamamlanacağı söylenmiştir[5].
Türkiye’nin de NATO birlikleriyle çekileceğini açıklaması üzerine Batılı ülkelerin Afganistan’da bulunan diplomatik temsilciliklerini bırakıp-bırakmama hususunu değerlendirecekleri ve başta havaalanı olmak üzere güvenliğin sağlanamaması durumunda bölgede kalmayı düşünmedikleri bilgilerinin uluslararası basın kuruluşlarında yer almıştır. Dolayısı ile başta Almanya olmak üzere ABD’nin çekilme sürecini erteleme talep ettikleri görülse de NATO yetkililerinin “…Askerlerimizin güvenliği en büyük önceliğimiz” sözleri dikkat çekmiştir[6].
Afganistan konusunu değerlendirmek üzere 17 Haziran 2021 tarihinde Almanya Savunma Bakanı Annegret-Kramp-Karrenbauer' Türkiye’ye gelmiş ve Türkiye Savunma Bakanı Hulusi Akar'la bir görüşme gerçekleştirmiştir. Görüşme sonrasında, Türkiye'nin çabasını öven Kramp-Karrenbauer, Afganistan'da diplomatik temsilciliklerin muhafaza edilmesi için havalimanının güvenliğinin sağlanması gerektiğini ve Türkiye burada önemli bir rol üstlenmeye hazır olduğu için müteşekkir olduğunu açıklamıştır.
Ancak Taliban’ın Türkiye’nin Afganistan’da asker bulundurma kararına karşı çıktığını her platformda dile getirdiği bilinmektedir. Zira Taliban örgütünün müzakereci heyeti üyelerinden Süheyl Şahin’in de Reuters haber ajansına yaptığı bir açıklamasında; “Türk askerleri de Amerikalı ve diğer yabancı askerlerle birlikte Afganistan’dan çekilmelidir. Türkiye, Taliban ile ABD arasında varılan anlaşmaya göre Afganistan topraklarından çekilmelidir” dediği görülmektedir[7].
Lakin ABD ve NATO birliklerinin Afganistan’dan çekilmeleriyle birlikte Taliban terör örgütünün yeniden güçleneceği endişesi yaşandığı bir gerçektir. Bu eksende Kabil Hamid Karzai havaalanın açık kalabilmesi için ortaya çıkan güvenlik sorunu üzerine Türkiye’nin koruma görevine devam etmesi ve bu kapsamda ihtiyaç duyulan mali desteğin NATO tarafından karşılanması önerisi ön plana çıkmıştır.
Hatta 14 Haziran 2021 tarihinde Cenevre’de gerçekleşen NATO Zirvesi’nde de Türkiye'nin Kabil Havalimanı'nın güvenliğini sağlaması konusunun gündeme geldiği açıklanmıştı. Hatta NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg tarafından “Kabil Havalimanı'nın işletilmesi konusunda karar verilmediğini ancak Türkiye'nin burada kilit rol oynayacağını açıklaması” dikkatli gözlerden kaçmamıştı.
Bu kapsamda devam eden görüşmeler neticesinde ABD ve NATO ile Türkiye’nin uzlaştığı haberleri uluslararası basın kuruluşlarında yer almıştır. Zira ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı Jake Sullivan tarafından Beyaz Saray'da gazetecilere yapılan açıklama ile “Türkiye'nin Kabil Havalimanı'nın güvenliğini sağlama konusunda verdiği taahhütten memnuniyet duyduklarını” açıklamıştır[8]. Ancak Türkiye, bu görevi sürecinde ihtiyaç duyulacak olan mali, lojistik ve siyasi desteğin ABD ve NATO garantisinde karşılanmasını, Pakistan ve Macaristan’ın da Türkiye ile birlikte kalmasını talep ettiği bilgileri uluslararası basın kuruluşlarında yer almıştır.
Türkiye-ABD-NATO eksenli olarak Afganistan üzerine müzakerelerin yaşandığı bir dönemde Afgan hükümeti ve Taliban'ı temsil eden müzakere heyetinden grupların Doha'da bir araya geldiği[9], bu arada Taliban ve El-Kaide militanları tarafından Helmand yakınlarındaki Kandahar, Lashkar Gah ve Laghman, Gazni, Baghlan, Farah, Kunduz ve Zabul şehirleri dahil olmak üzere yarım düzineden fazla eyalet başkentinin etrafında bulundukları ve daha da ilerlemeye çalıştıkları hatta Taliban, militanları tarafından kontrolleri altındaki bölgelerdeki hakimiyetlerini pekiştirmek ve erişimi engellemek için genellikle altyapıları yok ettikleri bilgilerinin geldiği görülmektedir.
Süreç hızlı bir şekilde devam ederken Türkiye Dışişleri Bakanlığı tarafından 19 Haziran 2021 tarihinde; Türkiye, İran ve Afganistan Dışişleri Bakanlarının Antalya’da Afganistan barış sürecini ele almak üzere üçlü bir zirve düzenledikleri duyurulmuştur.
NATO’nun dolayısı ile ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle birlikte hava desteğinin sona erecek olması nedeniyle Kabil hükümet güçlerinin Taliban ve El-Kaide militanlarına karşı çatışmalarda önemli bir avantaj kaybedeceği muhakkaktır.
Dolayısı ile Afgan hükümet güçlerinin NATO kuvvetlerinin yardımı olmadan Taliban ile mücadele ve temizleme kapasitesinin oldukça düşük olacağı bilinmektedir. Bu nedenle hükümet güçlerinin yaşadığı çatışmaların çoğu savunma amaçlı olacaktır. NATO kapsamında ABD hava saldırıları ile birçok şehir ve kasabanın Taliban’ın eline geçmesini önlemiştir. Her ne kadar Afgan ordusu kendi savaş uçaklarını ve Rus yapımı helikopterlerini kullanıyor olsa da bunlar ABD ordusu tarafından kullanılan Apaçiler ve F-35'ler kadar güçlü olamayacaktır[10].
Sonuç olarak;
ABD ve NATO tarafından Afganistan Taliban rejimini devirmek ve demokrasiye geçişi sağlamak maksadıyla! 20 yıl devam eden Afganistan Harekâtı sonuç itibariyle başarısız olmuştur. Zira Taliban ve diğer terör örgütlerinin varlığı sonlandırılamamış ve Afganistan’a demokrasi getirilememiştir.
Dolayısı ile dünyanın en zor coğrafyalarından birisine sahip olan Afganistan’dan Sovyet Kızıl Ordusu gibi ABD’nin de üstü kapalı yenilgiyle çekilmesinin ardından Türkiye’nin Kabil havaalanının korunması görevini üstlenerek Afganistan’da kalma sürecinin kolay olmayacağı görülmektedir; çünkü gelen bilgilere göre Türkiye Kabil havaalanının güvenliği ve koruması ile değil işletilmesi ile yükümlü olacağı için konuya geniş kapsamlı bakılması hususu öne çıkmaktadır. Ancak Afganistan genelinde Türkiye’ye karşı geçmişten gelen bir sempati olduğu da muhakkaktır.
Her ne kadar riski büyük olsa da Kabil Havaalanı’nın sorumluluğunun Türkiye’ye veriliyor olması uzun bir süredir sorunlu devam eden Türkiye-ABD ilişkilerinin olumlu bir gelişmeye evrilmesine vesile olabileceği düşünülebilir; fakat Türkiye karar alıcı mekanizmaları tarafından bu görevin mali, lojistik ve siyasi açılardan ABD ve NATO’nun vadettikleri destekleri somut anlaşmalarla yazılı hale getirilmelidir. Ayrıca Türkiye, Pakistan ve Macaristan askeri birliklerinin de yanında yer alması isteğinde ısrarcı olmalıdır; çünkü çok uluslu bir güç olarak Kabil’de kalmak, olası sıkıntılarda Türkiye’nin elini güçlendirecektir.
Esasında Afganistan’dan çekilme süreci ile ilgili olarak Biden ekibi çok büyük bir hata yapmıştır. Zira Nisan 2021 başında Kabil Hükumeti ile Taliban güçlerinin Türkiye’de bir araya geleceği bir konferansın şartları konuşulurken ve konferansın şartları belirlenememişken Biden yönetiminin aniden 11 Eylül 2021’e kadar çekilme kararını ilan etmesi Taliban’ın elini güçlendirmiştir. Halbuki Biden, eski Başkan Trump’ın Şubat 2020’de Taliban çekilme anlaşması imzalamasını kaldırma blöfü yaparak süreci uzatmayı denemiş olsaydı Taliban şimdiki kadar direnemeyecekti.
Dolayısı ile ABD’nin tamamen çekilmesinin ardından Kabil Hükumetinin, karşılarında başarı şansı oldukça zayıflayacağını fevkalade bilen Taliban ve El-Kaide güçleri buna göre davranmaktadırlar. Zira NATO güçleri tarafından kurtarılmış birçok bölgenin tekrar terör örgütlerinin kontrollerine geçme riski kuvvetle muhtemel görülmektedir.
Bu arada unutulmaması gereken bir başka husus ise Türkiye-ABD yakınlaşması karşısında Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerde Suriye ve Rusya gibi sahalarda sıkıntılı bir sürece girebileceği Türkiye karar alıcı mekanizmaları tarafından hatırda tutulmalı ve zaman geçirilmeden ve sıkıntılar başlamadan çözüm yolları içeren hamleler başlatılmalıdır.
İkili ilişkileri çok eski yıllara dayanan, etnik ve dini olarak birbirine çok yakın olmanın da verdiği bir misyon gereği Türkiye’nin Afganistan’da yaşanan olaylara karşı duyarsız kalması mümkün değildir. Ancak maddi büyük külfetleri de beraberinde getireceği muhakkak olan uluslararası hamlelerde duygusal davranma lüksü olmayan Türkiye karar alıcı mekanizmalarının, reel politikalar üzerinden hareketle uluslararası sağlam müzakerelerle yazılı olarak garanti altına almaya müteakip hareket edilmesi hususu hatırda tutulmalıdır.
Son söz olarak; Afganistan, oldukça önemli oranda Türk nüfusun yer aldığı ve ayrıca Türkistan coğrafyasına geçiş güzergahında stratejik konuma sahip bir ülkedir. Dolaysı ile Türkiye’nin orada yer alması önemlidir; çünkü uzun vadede Türk Dünyasının yakınlaşması ve bütünleşmesine vesile olabilecek gelişmeler de yaşanabileceği değerlendirilmektedir.
                        :
İsmail CİNGÖZ; Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Uzmanı/M.A. – BULTÜRK Ankara Temsilcisi. [email protected]

[1] Kadir Ertaç ÇELİK, “ABD’nin Afganistan’dan Çekilmesi ve Türkiye”, ANKASAM, 21.06.2021.
[2] Mehmet ÖZTÜRK; “Afganistan İşgali: Ölümcül Hatanın 38. Yıl Dönümü”, AA., 27.12.2017.
[3] Mehmet ÖZTÜRK; a.g.m.
[4] Fars News; “Afganistan’a Türkiye’yle Beraber Girdik Beraber Çıkarız”, 11.05.2021.
[5] Sune Engel RASMUSSEN; Afghan Soldiers Gird for Taliban to Attack Cities After the U.S. Leaves”, Wall Street Journal, 07.06.2021.
[6] Fars News; “Afganistan’a Türkiye’yle Beraber Girdik Beraber Çıkarız”.
[7] Fars News; “Taliban: TSK Afganistan’dan Çekilmeli”, 12.06.2021.
[8] Deutsche Welle; “Erdoğan ve Biden Kabil Havalimanı Konusunda Uzlaştı”, 18.06.2021.
[9] Deutsche Welle; “Afgan Hükümeti ile Taliban Arasında Görüşmeler Yeniden Başladı”, 16.06.2021.

[10] Sune Engel RASMUSSEN; Afghan Soldiers Gird for Taliban to Attack Cities After the U.S. Leaves”, Wall Street Journal, 07.06.2021.


Bu yazı 235 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Ahmet Nurdaş
    3 hafta önce
    Mükemmel bir değerlendirme olmuş. Özellikle ABD ve NATO'nun bırakıp kaçtığı bu ülkede, Türkiye nin hangi şartlarda ve neden kaldığını merak ediyorum. Ayrıca ekonomik olarak çok zarar göreceğini ve terör örgütlerinin öncelikli hedefi haline geleceğini düşünüyorum.