Hüseyin ALPASLAN

Hüseyin ALPASLAN


MİLLİ MÜCADELEDE İNGİLİZLER VE İŞBİRLİKÇİLERİNİN ÇIKARTTIĞI İÇ İSYANLAR

20 Kasım 2020 - 09:11

MİLLİ MÜCADELEDE İNGİLİZLER VE İŞBİRLİKÇİLERİNİN
ÇIKARTTIĞI İÇ İSYANLAR
                                                                                                     Hüseyin ALPASLAN
                                                               Giriş

            İttifak Devletleri’nin Birinci Dünya Savaşı’ndan yenilgiyle ayrılmasıyla, 30 Ekim 1918’de Osmanlı Devleti ile İtilaf Devletleri arasında imzalanan Mondros Ateşkes Antlaşması’ndan kısa bir süre sonra, Osmanlı toprakları İtilaf Devletleri İngiltere, Fransa ve İtalya tarafından fiilen işgal edilmeye başlanmıştır. İşgale karşı sessiz kalmayan Türk Milleti’ne bağımsızlığını kazandıracak olan Millî Mücadele; Yunan askerlerinin 15 Mayıs 1919 tarihinde İzmir’e çıkmasından sonra tam anlamıyla vücut bulmuştur. Kuvayı Milliye: Padişah ile İstanbul Hükumeti’nin işgallere karşı sessiz kalarak teslimiyetçi siyaset izlemelerinden dolayı; Türk halkının, milis güçlerin ve Türk Ordu’sunun işgalcilere karşı direnme ihtiyacından doğmuştur.
Millî Mücadele; Mustafa Kemal Paşa’nın, Mondros Mütarekesi ile lağvedilen Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’ndan ayrılarak geldiği İstanbul’da bulunurken (13 Kasım 1918 -16 Mayıs 1919); örgütlenmeyi tamamlaması, istihbarat ağını kurması ve Türk Milliyetçisi Komutanların Anadolu’da bulunan askeri birliklere atamalarının yapılması ile başlamış, 9’uncu Ordu Müfettişi olarak 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkmasıyla ivmelenmiş, Amasya Genelgesi ve sonrasında iç ve dış güçlerin engellemelerine karşın yapılan Erzurum ve Sivas Kongreleri ile olgunlaşmış, Ankara’da TBMM’nin açılmasıyla zirveye ulaşmıştır. Millî Mücadele; Türk Ordusu’nun İnönü, Sakarya, Afyon ve Dumlupınar’da bağımsızlık yolunda verdiği şanlı ve onurlu savaşlarla 9 Eylül 1922 tarihinde amacına ulaşmıştır.
16 Mart 1920 tarihinde İstanbul, İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmiş, Osmanlı Meclisi basılarak bazı vekiller tutuklanmış ve Malta’ya sürülmüştür. İngiliz baskısıyla İstanbul Hükumeti tarafından haklarında yakalama ve tutuklama kararı çıkartılan Türk Milliyetçileri ile kapatılan Mebusan Meclisi mebuslarının bir kısmı Mim Mim Grubu vasıtasıyla gizli yollardan kaçarak Ankara’ya ulaşmışlardır. Millî Mücadele önderleri, Kuvayı Milliye güçleri ve Türk Ordusu işgalci yabancı güçlere karşı Türk Milleti’nin canını, malını, namusunu kurtarmak ve bağımsızlığını kazandırmak için bin bir güçlük içinde savaşırlarken; maalesef, üzücü ve şanssız bir şekilde bir o kadar da içerideki işbirlikçi hainlerin isyanlarıyla mücadele etmek zorunda kalmışlardır.
Sevgili okurlar; şimdi sizlere İngilizlerin ve İngiliz Muhipler Cemiyeti’nin, Padişahı ve Halifeliği alet ederek, din elden gidiyor propagandası yaparak işbirlikçisi Damat Ferit Hükumeti ile beraber, işgale ve Türk Milleti’nin esaretine karşı direnen ulusal güçleri bastırmak ve yok etmek amacıyla çıkarttıkları iç isyanları kısaca anlatacağım;

İç İsyanlar
             1. Anzavur İsyanı; Anzavur Ayaklanması adını ayaklanmaya önderlik eden eski bir Jandarma subayı olan Anzavur Ahmet'ten almıştır. Biga’yı üst edinen Anzavur’un önderliğinde  Gönen, Manyas,  UlubatSusurlukBandırma ve Karacabey’in ele geçirilmesiyle meydana gelen ayaklanmalar; Anadolu’daki direnişi kırmaya yönelen iç isyanlar arasında en önemlisi sayılabilir. Batı Cephesi'nin oluşturulması ve  Yunanistan işgalinin durdurulmasının gecikmesine sebep olmuştur. 25 Kasım 1919 ile 16 Nisan 1920 tarihleri arasında iki defa ayaklanma olmuştur. Her iki ayaklanmada Ankara Hükumeti’nin talimatı ile Süleyman ve Rahmi Beylerin komutasındaki ulusal güçler ve Çerkez Ethem kuvvetleri tarafından bastırılmıştır. Anzavur Ahmet, adamlarıyla beraber Gölcük’te bulunan İngiliz gemilerine sığınmıştır[1].
             2. Çopur Musa İsyanı;  Afyonkarahisar bölgesinde bulunan Uşak Hücum Taburunda görevliyken eşkıyalık yapmaya çalışan Çopur Musa ismindeki kişi, etrafına topladığı kuvvetlerle 21 Haziran 1920 tarihinde Afyonkarahisar ve Çivril civarında ayaklanma çıkartmıştır. Burada “Din elden gidiyor” diyerek halkı ayaklandıran ve askere gitmemeye zorlayan Çopur Musa, üzerine gönderilen Millî Kuvvetlere yenilerek Yunanlılara sığınmıştır.
             3. Ali Batı İsyanı; 11 Mayıs-18 Ağustos 1919 tarihleri arasında Mardin-Midyat çevresinde İngilizlerin desteğini alan Ali Batı, Midyat’ın güneyinde bulunan bir aşiretin başına geçtikten sonra İngilizlerin kışkırtması ve desteğiyle isyan etmiştir. Mardin 5’inci Tümen Kumandanlığı, 3’ncü Tabur Kumandanı Yüzbaşı Yusuf Ziya'yı Nusaybin'e göndermiştir. Yusuf Ziya'nın müfrezesi Karakurt köyü yakınlarında Ali Batı ve isyancılarla çarpışmıştır. İki saat süren çarpışma sonunda Ali Batı ölü olarak ele geçirilmiş ve isyan bastırılmıştır.
             4. Bolu ve Düzce İsyanları; 13 Nisan-31 Mayıs 1920 tarihleri arasında İngilizlerin desteğiyle, Damat Ferit Hükümeti’nin kurduğu Hilafet Ordusu tarafından; Bolu ve Düzce civarında yaşayan halkın, ulusal güçlerden yana olanlara karşı kışkırtılması sonucunda çıkan ayaklanmadır. İsyancılara her türlü silah ve lojistik malzeme verilmiştir. İsyancılar kendi yurttaşlarını acımasızca öldürmüşlerdir. Kaymakam Arif Bey ve Binbaşı Şemsettin emrinde bulunan Milli Kuvvetler Ankara ile istişare ederek isyanı bastırmışlardır. Elebaşları idam edilmiştir.
             5. Konya-Bozkır İsyanı; Milli kuvvetlerin batıda Anadolu’ya doğru ilerlemek isteyen Yunan askerlerini durdurmak için mücadele verdiği tarihlerde; Damat Ferit Paşa’nın Anadolu’daki en büyük işbirlikçilerinden ve İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesi olan Vali Cemal Bey’in, Rahip Frew’den aldığı direktif ile Bozkırlı Zeynel Abidin ve etrafındakileri örgütlemesi sonucunda 26 Eylül- 4 Ekim 1919 tarihleri arasında Birinci Bozkır isyanı meydana gelmiştir. Yeni kurulan Ali Rıza Paşa Hükümeti kan dökmeden olayı kapatmak istemiş fakat başarılı olamamıştır. Asiler genel af ve Kuvayı Milliye kuvvetlerinin bölgeden ayrılmasını isteyerek 22 Ekim-4 Kasım 1919 tarihleri arasında ikinci kez isyan etmişlerdir. İkinci ayaklanma Kuvayı Milliye birliklerinin Bozkır’a gönderilmesi ile bastırılmıştır.
             6. Cemil Çeto İsyanı; Pençinar Aşireti Reisi olan Cemil Çeto, Kürt Teali Cemiyeti prensiplerine uygun olarak İngilizlerden yardım almış ve Doğu'da bir Kürdistan Devleti kurmak için Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin varlığına ve Millî Mücadele güçlerine karşı yaklaşık üç yüz silahlı adamıyla 20 Mayıs 1920 tarihinde bir ayaklanma başlatmıştır. İsyanı bastırmak üzere 13’üncü Kolordu’ya bağlı 2’nci Tümen Komutanı Yarbay Akif Bey görevlendirilmiştir. İsyanın ilk günlerinde Siirt-Garzan bölgesinde hâkimiyet kurmayı başaran Cemil Çeto’nun kuvvetleri, üzerine gönderilen askerî birlikler tarafından 7 Haziran 1920 tarihinde dağıtılmış, Cemil Çeto ve elebaşları yakalanarak idam edilmiştir[3].
            7. Çerkez Ethem İsyanı; Batı Cephesi’nde dağınık halde bulunan ulusal kuvvetlerin toparlanarak düzenli ordu kurulmaya başlanmasından sonra Kuvayı Milliye birliklerinden birkaçı ve bu arada Çerkez Ethem'e bağlı kuvvetler isyan etmişlerdir. Birinci Kuvayı Seyyare (Gezici Kuvvetler) Birliği'ni idare eden Çerkez Ethem, milli direnişin başında Kuvayı Milliye'nin kurulmasına büyük emek vermiştir. Ancak elde ettiği bazı başarılar yüzünden milli hükümetin hoşgörülü davranması onu kibirli ve şımarık hale getirmiştir[2]. Düzenli Orduya ve Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey’in emri altına girmek istememiştir. Elindeki kuvvetlerin yenilmezliğine inanarak isyan etmiş ve Mustafa Kemal Paşa'nın yerine geçmek istemiştir. Hatta Ankara hükümetini dağıtmak için birkaç defa teşebbüste de bulunmuştur. Mustafa Kemal Paşa, düzenli orduya katılması şartıyla Ethem'i affedeceğini bildirdiği halde o buna razı olmamış ve milli kuvvetlerden ayrılarak Yunanlıların safına geçmiştir. Yunanlıların emri altında bulunurken yeni kurulmakta olan düzenli birliklerimizin üzerine saldırmıştır. 6-11 Ocak 1921 tarihlerinde meydana gelen Birinci İnönü Muharebesi sırasında, Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet Bey, emrindeki birliklerin bir kısmını Çerkez Ethem'in üzerine yollamak zorunda kalmış ve Ethem’in kuvvetleri dağıtılmıştır.
8. Koçgiri İsyanı; İngilizlerin finanse edip yönettiği Kürt Teali Cemiyeti tarafından planlanan; Sivas’ın Zara, İmralı, Suşehri, Hafik, Kangal, Gürün ve Erzincan'ın Kuruçay, Kemah, Refahiye ilçesi, Tunceli'nin bazı ilçe ve köylerinde bulunan bir kısım Kürtlerin bağımsız Kürdistan kurmak için başlattığı bir ayaklanmadır. Ayaklanma 1920 yılının temmuz ayında Zara’da bir karakolun basılmasıyla başlamıştır. İsyanı; Koçgiri aşireti reisi Alişan Bey ile kardeşi Haydar Bey ve Gülağaoğullarından Mehmed İzzet, Naki, Hasan Askeri, Kazım ve Alişir Efendi yönetmiştir.
Türkiye Büyük Meclis Hükûmeti, Koçgiri aşireti reisi Alişan Bey'i Refahiye Kaymakam vekilliğine, kardeşi Haydar Bey'i de İmranlı Bucak Müdürlüğüne atayarak isyanı önlemek için çaba göstermiştir. İsyan eden aşiretler, Koçgiri bölgesinin bağımsız vilayet yapılmasını istemiştir. 25 Kasım 1920'de Batı Dersim Aşiret Reisleri, Türkiye Büyük Millet Meclisi'ni karşı bir açıklama yaparak; Sevr Antlaşması’nın 3’ncü maddesinin (Madde 3: Kürt Bölgesi (madde 62-64): İngiliz, Fransız ve İtalyan temsilcilerinden oluşan bir komisyon Fırat'ın doğusundaki Kürt vilayetlerinde bir yerel yönetim düzeni kuracak; bir yıl sonra Kürtler dilerse Milletler Cemiyeti'ne bağımsızlık için başvurabilecek)  uygulanması gerektiğini, aksi halde silah zoruyla haklarını almaya mecbur kalacaklarını” duyurmuşlardır.
Bir müddet durulan isyan, bölgedeki 6’ncı Süvari Alayı'nın bir grup asker kaçağını yakalamak isterken baskına uğraması ve Alay Komutanı Binbaşı Halis’in isyancılar tarafından şehit edilmesiyle, 6 Mart 1921'de tekrar başlamıştır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Hükûmeti , Sakallı Nurettin Paşa'nın Merkez Ordusu'nun emrinde bulunan Topal Osman Ağa'nın komutasındaki Alayları isyanı bastırmakla görevlendirmiştir. Topal Osman Ağa’nın Alayları tarafından 1921 yılının nisan ayında isyancılara büyük bir darbe indirilmiştir. Dağılan ve kaçan isyancıların çoğu takip harekâtında etkisiz hale getirilmiş, 17 Haziran'da İsyancıların elebaşlarından Haydar Bey'in kardeşi Alişan ile 500'den fazla isyancı teslim olmuş ve böylece İsyan tamamen bastırılmıştır[4].
9. Konya İsyanı; İngiliz Muhipler Cemiyeti üyesi ve Damat Ferit’in Hürriyet ve İtilaf Partisi’ne mensup olan Konya valisi Cemal Bey’in desteğiyle; Delibaş Mehmet ve arkadaşları  Anadolu'da sürdürülen Millî Mücadele'ye karşı şeriat isteriz sloganlarıyla  2 Mayıs 1920’de Çumra’yı ele geçirerek isyan başlatmışlardır. Milli kuvvetlerden Demirci Efe tarafından kasım ayında isyan bastırılarak isyancılar cezalandırılmıştır. Anamur’da bulunan Fransız askeri birliğine sığınan Delibaş Mehmet sonraki günlerde Mersin’de halk tarafından linç edilmiştir.
10. Kuvayı İnzibatiye (Hilafet Ordusu): İşgal güçlerinin ve Damat Ferit Hükumeti’nin engelleme çalışmalarına rağmen 4-11 Eylül 1919 tarihlerinde yapılan Sivas Kongresi’nde; Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti kurulmuş ve Heyeti Temsiliye yürütme organı niteliğindeki yetkilerle vazifelendirilmiştir. Mustafa Kemal başkanlığındaki Heyeti Temsiliye’nin; Anadolu’da yeni bir siyasal ve askeri güç odağı olarak ortaya çıkması, İngilizleri ve İstanbul'da Damat Ferit Paşa Hükûmeti’ni telaşlandırmıştır. İngilizler ile iş birliği yapılarak desteklenen yerel ayaklanmaların sonuç getirmeyeceği ve Kuvâ-yi Milliye'yi bastıramayacağı anlaşılınca, düzenli bir askeri gücün oluşturulmasına karar verilmiştir., İstanbul Hükûmeti’nin 18 Nisan 1920 tarihli kararnamesinde; bu askeri gücün ismi ise, Kuvayı İnzibatiye’dir. Kararnamede, Hilafet Ordusuna; DüzceHendekAdapazarı dolaylarında Kuvâ-yi Milliye'ye karşı ayaklanmış olanları desteklemek, bu bölgeleri İstanbul Hükûmeti'nin etkisi altına alarak milli kuvvetleri (Kuvâ-yi Milliye) etkisizleştirmek görevi verilmiştir. Bu Ordu, Harbiye ve Dahiliye vekaletlerine bağlı olacak, kolluk kuvvetlerine de yardım edecektir. Kuvayı İnzibatiye, üç piyade alayı ve bir topçu taburundan oluşan bir Tümendir. 4.000 kişilik bir askeri güce dayanan tümenin komutanlığına Süleyman Şefik Paşa atanmıştır.
Kuvayı İnzibatiye, daha kuruluş aşamasında zaafa uğradı. Nisan 1920 sonunda karargahıyla birlikte İzmit'e gelen Süleyman Şefik Paşa, İstanbul Hükûmeti'yle beraber hareket eden ve Adapazarı-Düzce yöresinin önde gelen beylerinden Ahmet Anzavur'la anlaşmazlığa düştü. İstanbul Hükûmeti bu çatışmada açık tutum belirlemedi. Bunun üzerine Süleyman Şefik Paşa zaten derme çatma bir birlik olan Kuvayı İnzibatiye'nin başından ayrılarak İstanbul'a döndü. Bunun üzerine kendisine mirimiranlık (sivil paşalık) verilen Ahmet Anzavur, Kuvayı İnzibatiye'nin başına getirildi. Kuvayı İnzibatiye, Kuvâ-yi Milliye'ye yönelik ilk harekatını Ahmet Anzavur komutasında Adapazarı'nda düzenledi. 10 Mayıs 1920'de kenti işgal eden Anzavur kuvvetleri iki gün sonra da Kandıra'ya girdi. Amaç; Geyve Boğazı'nı aşarak Eskişehir yolunu açmaktı.  Üç gün, üç gece Geyve’ye saldıran ve her defasında  Ali Fuat Paşa'nın Ankara'dan gönderdiği 20’nci Kolordu birlikleri ile Çerkez Ethem komutasındaki Kuva-yi Seyyare tarafından geriye püskürtülen Anzavur, son çarpışmada atından düşerek ayağından yaralanmış ve Adapazarı'na çekilmek zorunda kalmıştır[5.]  20’nci Kolordu birlikleri; 23 Mayıs'ta bir karşı saldırı düzenleyerek Adapazarı ve Sapanca'yı Kuvayı İnzibatiye'nin elinden almıştır. 14 Haziran'da yeni bir karşı saldırı düzenleyen Kuvayı İnzibatiye yine yenilgiye uğradı. Bu yenilgi üzerine İstanbul Hükûmeti, Kuvayı İnzibatiye'nin başarısızlığını kabul ederek İstanbul'a çekilmesini kararlaştırdı. 25 Haziran 1920'de de Kuvayı İnzibatiye kaldırılarak askerleri terhis edilmiştir.
11. Milli Aşireti İsyanı: Doğu’da karışıklık çıkararak, mütarekenin 7’nci maddesini istismar edip istediği bölgeleri işgal etme amacını güden İngiliz ve Fransızlar, Urfa’da Milli Aşiretini diğer aşiretlere karşı kışkırtmışlardır. Milli Aşiret liderleri  Siirt'ten Dersim’e kadar olan bölgeyi idareleri altına almak için ayaklanmışlardır. Milli aşireti ayaklanmasının bastırılması için 13’ncü Kolordu görevlendirilmiştir. 18 Haziran 1920’de çarpışmalar olmuş,  Viranşehir bölgesine kadar saldıran isyancılara nasihat heyetleri gönderilmiş, ancak bir sonuç alınamamıştır. Viranşehir’i işgal eden asiler devlete bağlı olan Karakeçili aşireti mensuplarını öldürdükleri gibi, askerlerin, subayların mallarını da yağmalamışlardır. Bunun üzerine İsyanı bastırmak için 13’ncü Kolordu’ya bağlı Beşinci Tümen görevlendirilerek isyancıların üzerine gönderilmiştir. Devlete bağlı vatansever aşiretlerin de desteği ile isyan bastırılmış, İsyancılar Suriye tarafına kaçmışlardır.
12. Pontus-Rum İsyanı; 1904 yılında Fener Rum Patrikhanesi tarafından kurulan Etnik-i Eterya Cemiyetine bağlı olan Pontus Rum Cemiyeti, Mondros Mütarekesi’nin ardından Karadeniz’de 1919 ve 1920 yıllarında Rum Pontus Devleti hayali ile birçok isyan çıkartmıştır. İngilizlerin kışkırtması ve desteği ile kurdukları çetelerle Türk köylerine basarak katliamlar yapmışlardır. Milli güçler ve sonrasında Ankara tarafından desteklenen Topal Osman Ağa, Karadeniz’de kendisinin oluşturduğu silahlı güçlerle Rum isyanlarını bastırmıştır.
13. Yozgat İsyanı:  Milli Mücadele sırasında ulusal güçleri zor durumda bırakmak amacı güden, Padişah ve Hilafet yanlısı olması hasebiyle İstanbul Hükumeti tarafından kolayca kışkırtılan, Yozgat Hürriyet ve İtilaf  Partisi örgütünün reisi Çapanoğlu Edip Bey ve kardeşi Celâl Bey tarafından 1920 yılının Mayıs ayında Yozgat ve civarında çıkarılan ayaklanmadır. Ayaklanma, Çerkez Ethem komutasındaki Kuvayı-Seyyare tarafından bastırılmış ve 8 Haziran itibariyle İsyan tamamen sonlandırılmıştır. Ancak, diğer iç isyanlar gibi Yozgat isyanı da Millî Mücadele hareketini zayıflatmış, işgal güçlerinin işini kolaylaştırmıştır. Asıl tehlikenin yani Yunan ordusunun ilerleyişini hızlandırarak Balıkesir ve Bursa'nın Yunanlar tarafından işgal edilmesine zemin hazırlamıştır.
            14. Zile İsyanı: Zile Nahiye Müdürleri ile Postacı Nazım ve Dava vekili Ali Bey’in, Damat Ferit’ten doğrudan aldıkları destekle Ankara Hükümeti’ni tanımadıklarını bildirerek 1920 yılının mayıs ayında Milli kuvvetlere karşı başlattıkları isyan hareketidir. Zile’de bulunan Jandarma birliklerini teslim alan isyancılara karşı Erzurum’da Ermeni çetelerle savaş halinde bulunan Türk Ordusu’nun 5’nci Tümeni gönderilmek zorunda kalınmıştır. Ermeni çetelerle yapılan savaşta Türkleri zor duruma sokan bu isyan 12 Haziran 1920 tarihinde çok şiddetli bir şekilde bastırılmıştır.
            15. Bayburt Şeyh Eşref İsyanı: Karadeniz ve Doğu Anadolu’da bulunan İngiliz casusları; bölgede bulunan Ermeni çeteleri ile tarikat şeyhlerini Milli kuvvetlere karşı isyan etmeleri için kışkırtıyorlardı. Bayburt-Hart (Aydıntepe) Nahiyesinde bulunan Şeyh Eşref, 26 Ekim 1919 tarihinde Milli kuvvetlere isyan ederek “Ahir zaman peygamberi olduğu, kendisine kurşun işlemediği” iddiası ile halkı etrafında toplamıştır.  6 Aralık 1919’da Bayburt’ta bulunan 28’nci Alaydan bir müfreze Hart’a gönderilmiştir. Barışçı yollarda isyanı sonlandırmak isteyen bir heyette Hart’a gelmiş ancak şeyh ile görüşememiştir. Hart’ta gelen ve yorgun olan askerler, şeyhin müritleri ve şehir halkı olan kişiler tarafından ikramda bulunmak vaadiyle tuzak kurularak birer ikişer evlere dağıtılmıştır. Şeyh Eşref ile birlikte harekete geçen isyancılar askerleri teslim almışlardır. Alay Komutanı Binbaşı Nuri ise şehit edilmiştir. Bu müessif hadise üzerine iki piyade bölüğünden yeni bir müfreze oluşturularak 9 Aralık 1919’da Hart’a sevk edilmiştir. Bu müfrezeye de bir baskın düzenleyen Eşref başarılı olup askerleri tutsak ettikten sonra, kendisinin mehdi olduğunu ilan etmiştir. Bu sefer dört tabur ve iki bölükten oluşan 700 kişilik bir kuvvet Hart’a gönderilmiş, Gümüşhane’de ve  Of’ta iki tabur ihtiyat olarak hazır tutulmuştur. 24 Aralık’ta Hart’ı kuşatan birlikler, topçuların isabetli atışları sayesinde isyanı bastırmakta başarılı olmuşlardır. Top atışları sırasında evinin havaya uçmasıyla Şeyh Eşref can vermiş, aynı zamanda mürit olan diğer isyancılar teslim olmuşlardır.

Sonuç
Haçlı zihniyeti ile ortaklık yapan işbirlikçilerin isyanları, Cumhuriyet’in ilanından sonrada devam etmiştir. 13 Şubat 1925’te başlayan Şeyh Said İsyanı; Musul görüşmelerinde, “Türkler ve Kürtlerin bir ve beraber olduğu” tezini zayıflatarak Musul davasına büyük darbe vurmuştur. 23 Aralık 1930’da Menemen’de Tarikat şeyhi Derviş Mehmet’te, 1919 yılında isyan eden Şeyh Eşref ile aynı sloganları kullanarak isyan etmiştir.
Günümüz Türkiye’sine geldiğimizde, halen aramızda dolaşan bu işbirlikçilerin; geçmişte dedelerinin söylediği gibi “egemenliği emperyalistlerle paylaşmada sakınca olmadığı” görüşünü ve niyetini taşıdıklarını zaman zaman müşahede etmekteyiz. Ancak bilmedikleri ve idrak edemedikleri bir şey var ki; Türk Milleti, ferasetini ve onurunu sonsuza dek muhafaza ederek, bu gafillerin gizli emellerine hiçbir zaman müsaade etmeyecektir. Yazıma, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün şu sözleriyle son veriyorum;
“Gerektiği zaman vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük istikbale layık ve namzet olan millettir.”
Özgür ve sağlıklı kalın
_________________:
Hüseyin ALPASLAN; Tarihçi- Yazar.
[1] A. Nedim ÇAKMAK; “İşgal Günlerinde İşbirlikçiler Hüsnüyadis Hortladı”, s.54-55, Kum Saati Yayınları, 2006, İstanbul.
[2] M. Şevki YAZMAN; “Anadolu’nun İşgali”, s.83-84, Kum Saati Yayınları, 2006, İstanbul.
[3] Said OLGUN; “Beşar ve Cemil Çeto Kardeşlerin Garzan Bölgesindeki Eşkıyalık Faaliyetleri”, ss.33-56, İstanbul Üniversitesi Yakın Dönem Türkiye Çalışmaları Dergisi, 2017/1 Cilt:16, sayı.31.
[4] Kenan ESENGİN; “Millî Mücadelede Ayaklanmalar”, ss.175-189, Kum Saati Yayınları, 2006, İstanbul.
[5] Türk İstiklal Harbi Serisi, 6.Cilt, “İstiklal Harbinde Ayaklanmalar”, s.126, https//msb.gov.tr/ArşivAskeri Tarih/içerik/birinci-dünya-harbi-serisi.

Bu yazı 1338 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum