Gazi Yüzbaşı Muhammet KEMALOĞLU

Gazi Yüzbaşı Muhammet KEMALOĞLU

[email protected]

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ-1-

02 Mart 2021 - 23:09 - Güncelleme: 03 Mart 2021 - 09:10

TÜRK-YUNAN İLİŞKİLERİNDE TEMEL SORUNLAR-YUNAN TALEPLERİ-1-

Türk-Yunan ilişkileri çoğu zaman iki taraf için birbirine dokunulduğunda yanacak bir ateş/kor parçası bazen de abartılacak kadar dostane, sirtaki yapılacak/halay çekilecek kadar yakındır. Biri diğerinin yazı ve turası, ötekisi/karşısı gibidir. Çalışırken, konuşurken, yaşarken, inanırken anlaşılmaz olan, anlaşılmak istenmeyendir. Öteki, sığınan/sığınılan, korkan ve korkulandır. Öteki tedirgin/tedbirli ve temkinlidir. Günün her saatinde acabalarla yaşayandır. Duyduğu kelimeyi anlayabildiği kadar telaffuz etmek/aktarmaktır. Gezer, Hazar; Muhammed, Mehmet; Bunlu, Monolikos’tur. Cacık/caciki, sarma/sarmaki-dolmadakia, baklava/baklavaki ve kırk yıllık musakka/moussaka olur çıkar bir anda. Ancak her zaman böyle olmaz. Konu azınlık/Türklük/Müslümanlık konusuna gelince Türkçe isim almak/Türklüğü yaşamak konusunda zorluklar yaşanırken, yıkıcı, bölücü, ayrıştırıcı faaliyetlerine rağmen Hiristostomos gibilere Türkler dünyanın hiçbir yerinde olmadığı kadar özgür bir ortam sunar. Yine bununla birlikte binlerce yılın birikimi/anlayışı çerçevesinde ötekini yorumlamak/tahlil etmek istenirken, bu kanaatiniz/eyleminiz hatalı/eksik olabilir. Göçürülen/sürgün edilen/öteki olarak muhacir ve göçmensiniz. Mübadiliniz kıymetinde yer değiştirirsiniz. Ait olmadığınız için, acıdır terk edi(liş)leriniz. Bu terke edi(ili)şleriniz asla son olmayacaktır. Geldiğiniz yer mamur/abad olmadığı gibi gittiğiniz/sığındığınız yerlerde mükemmel olmayacaktır. Adınız “Yaban” olacaktır[1]. Geldiğiniz veya kaldığınız yerlerde hukukunuz/çalışma şartlarınız, mahalleleriniz/evleriniz, evlerinizin büyüklüğü, konumu, boyası bile emrivaki ve buyurucu bir şekilde belirlenir. Hangi taraftaysanız hürriyetinizin sınırı o kadardır. Olaylara/olgulara özellikle de tarih/tarihçi/siyaset bilimci/sosyolog iseniz birikim, bilimin gerekleri, tarafsızlık bakış açısıyla yaklaşmalısınız. Meselelere kimya/matematik teoremleriyle yaklaşamazsınız[2]. İşte konuyu Türk ve Yunan toplumları temelinde ele aldığımızda da konu aslında bundan hiç te farklı değildir. Türk ve Yunan olmak, Müslüman-Gayri Müslim olmak, Rum olmak, nerede olmak doğuşunuzla başlayıp ömür boyu ayrılamayacağınız/ayıramayacağınız mahpusluğunuz ve bağımsızlığınız olacaktır. Ancak burada Türk’ün ötekileştirme yaklaşımı birçok diğer milletlere göre farklıdır ve hayret vericidir. Koruyucu/kollayıcı/yaşatıcı ve sahiplenicidir. Sığınırken bile koşarak gelinen, asla endişe edilemeyecek bir mabet gibidir. Türk ve Türk coğrafyası, on binlerce yıllık tarihi değerleri ile tarih boyunca birçok toplumun esenliği olmuştur. On binlerce Yahudi’nin 1492’de İspanya’dan gemiler ile kurtarılarak Osmanlı topraklarına getirilmesi, 1709 yılında İsveç Kralı Şarl’ın Ruslara yenilerek Osmanlı’ya sığınması, Prens Lajos Kossuth ve 3 bin Macar’ın Macar Özgürlük Savaşı’nı kaybederek 1849’da Osmanlı’ya gelmeleri, Bolşevik İhtilali’nden sonra Vrangel’in beraberindeki yaklaşık 135 bin kişiyle birlikte 1917’de Osmanlı’nın korumasını talep etmesi, 1922-1945 yılları arasında Yunanistan, Balkanlar ve Almanya’dan yaklaşık 1 milyon 185 bin kişinin, 1988-2000 yılları arasında ise Irak, Bulgaristan, Bosna ve Kosova’dan yaklaşık 900 bin kişinin Türkiye’ye gelmesi bunun küçük misalleridir[3]. Hatta günümüzde Türkiye’si 4 milyondan fazla Suriyeliye ev sahipliği yapmaktadır. Bu nedenle, herkesçe de iyi bilmektedir ki, Rum/Yunan/Gayri Müslim adları altındaki insanlar ve hatta Lukas Notaras (1453)[4], Dördüncü Haçlı Seferi'nde İstanbul’un yağmalanması ve Latin İmparatorluğu'nun kurulması nedeniyle, "İstanbul’da Latin serpuşu görmektense Türk sarığı görmeyi yeğlerim" diyerek[5] Türk’e sığınmış/Türkün hükmüne tabi olmuştur. Türkler yüzyıllarca adalet üzere hüküm sürerken, Yunanistan 6. sınıf tarih kitaplarında: “Türkler İzmir’e girdi. Rum ve Ermeni mahallelerini ateşe verdi. Metropolit Hrisostomos[6], Müslüman ahaliye verildi ve öldürüldü. Limanda ifade edilemez derecede acı anlar yaşandı, başrolde gemilere binerek kurtulmaya çalışan göçmenler vardı. Felaketi, Hıristiyanların katledilmesi ve yağmalama tamamladı. Bu, bölgede asırlardır süren Yunan mevcudiyetinin dramatik sonuydu.[7]” demektedir. Hiçbir ülke hiçbir insan kendi ülkesini yakıp yıkar mı ki Türkler de kendi şehri olan Türk İzmir’i niçin yakıp yıksın. Bugün de Türk’ün siyaseti/politikası/anlayışı ve uygulamaları değişmemiştir.    
[1] KEMALOĞLU, Muhammet, “Türk-Yunan İlişkilerinde Temel Sorunlar-Yunan Talepleri-1”, 21. Yüzyıl Türkiye Enstitüsü, 03 Ocak 2021; KEMALOĞLU, Muhammet, Göç, Kimlik ve Kültür Bağlamında Bulanık Terekemeleri-Karapapakları, Bulanık/Kop İnsan-Coğrafya-Tarih-Kültür, Ed.Doç.Dr.İrşad Sami Yuca, Çizgi Kitapevi, Ankara,2020,s.103-121.
[2] Tarih yazımı ve tarihçi nasıl olması konusunda ayrıca bkz.: TAŞDEMİR, Serap, Mehmet Âkif Tural Hocamıza Sorular, Tarih-Tarihçilik, Söyleşi, Bizim Ayvalık, Yıl:9, Sayı:43, 30 Kasım-30 Aralık 2019, s.8-10.
[3]Mübadele hakkında bakınız: Türkiye’nin Mülteci ve Muhacir Politikaları (1923-1947), Atatürk Araştırma Merkezi Yay., Ankara 2018, s. 83-90, 154-163.; ATEŞ, Hamza-YAVUZ, Öznur, “(G)Öçmen (Ö)Tekileştirme ve (Ç)ok Kültürlülük”, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Cilt: 22, Göç Özel Sayısı 2017, s.1287-1301.
[4]Bizans İmparatorluğu'nun son megadükü.
[5] IŞIK, Hidayet, "İstanbul'un fethi ve Fatih'in dünya başkenti hayali", Sayı:63, Mostar, Mayıs, 2010, s.56-62.
[6]İzmir’in işgalinin ilk gününde Yunan askerlerini karşılayan Metropolit Hrisostomos, Yunan bayrağı önünde diz çöküp ‘Feslileri öldürün’ diyerek Rumları, Türklere karşı tahrik etmekteydi. Yunanistan’dan gelen tüm heyetleri kutsayan Hrisostomos, ‘Türkleri öldürmenin çok kutsal bir görev olduğunu’ ileri sürerek, Rumları ve Yunan askerlerini galeyana getiriyordu.
[7] https://www.milliyet.com.tr/dunya/okul-kitabinda-turkler-yine-dusman-oldu-1532730
https://www.hatayinternettv.com/makale/turk-yunan-iliskilerinde-temel-sorunlar-yunan-talepleri-1-4314

Bu yazı 2045 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum