Erkan AKBALIK

Erkan AKBALIK

[email protected]

Gezi Notlarımdan: SINDIRGI

09 Kasım 2021 - 19:30

-Gezi Notlarımdan-
SINDIRGI


Balıkesir’in Manisa’ya komşu güzel ilçesi Sındırgı’nın tarihi mekanlarını yerinde görüp tanımayı amaçlayan gezimiz için İzmir’den çok kıymetli iki büyüğüm Erol ŞAŞMAZ ve Mustafa Gürelli’ ye ben de Manisa’dan katılarak yola koyulduk. Nerelerin gezileceği/ziyaret edileceğine dair planlama Erol ağabey tarafından yapıldı. Her ikisi de bu konuda yeterince bilgi ve tecrübeye sahipler. Onlardan öğrenecek çok şeyimiz var. Nice kurumların yapamadıklarını yapıyorlar. Onlara “Gönüllü Kültür Emekçileri” sıfatını çok yakıştırıyorum. Meteorolojik şartları da göz önünde bulundurarak 4 Kasım 2021 Perşembe günü İzmir-Manisa-Akhisar-Sındırgı güzergahını takip ederek Sındırgı’ya vardık. Hava şartları gezi için çok elverişliydi. Akhisar-Sındırgı arasındaki yol çalışmaları sebebi ile yolculuk süresi tahmin edileni biraz aştı. Yol boyunca sonbahar mevsiminin tabiat üzerinde oluşturduğu eşsiz renk armonisini seyrederek gözlerimize ziyafet çektik. Bölgenin dağlık kesimlerinden geçerken aklımıza “Millî Mücadele” kahramanlarının buralarda çektikleri sıkıntılar geldi. Onlara çok şey borçlu olduğumuzu bir kez daha teyit ettik. Ruhları şâd olsun.
Sındırgı aynı zamanda pehlivanlar yatağı. Kırkpınar başta olmak üzere diğer büyük güreşlerde derece sahibi olan çok pehlivanı var. Bu sebepten olsa gerek ilçe girişindeki kavşakta sizi iki büyük güreşçimiz Şerif Pehlivan ile Mehmet Ali Yağcı pehlivanların heykelleri karşılıyor.
İlk durağımız kabristandı fakat kabristanı ararken bir sonraki uğrak noktamız olan “Kışla Müze Han”’ı gördük ve orayı gezdik. Burası 1899’da hizmete açılmış Redif Kışlası olarak bilinen bina. Valilik ve Sındırgı Belediyesi’nin ortak girişimi ile restore edilmiş. Hem konaklama hem de müze şeklinde hizmet veriyor. Güzel olmuş, yapanların emeğine sağlık. Kabristanı buluyoruz. Burada iki ziyaretimiz var. Bunlardan biri Millî Mücadele’nin müstesna kahramanlarından, Demirci Akıncıları’nın komutanı Kaymakam İbrahim Ethem Bey, diğer ise Kılavuz Dede’dir. Yanında bulunan tabelada yazıldığına göre asıl adı Halil İbrahim olan Kılavuz Dede Bizans’a karşı Hicri 800 yılında yapılan bir savaşta şehit olmuş ve buraya defnedilmiş.
Kabristandaki ziyaretlerimizi tamamladıktan sonra yaya olarak ilçe merkezinde yer alan Şerif Paşa Camii’ne doğru yol aldık. Dolaşırken ilçe genelindeki temizlik hepimizin dikkatini çekti. Temiz ortamda gezmek ayrı bir keyif veriyor. Şerif Paşa Camii, medresesi ve hamamı ile bir aradalar. Medrese, caminin hemen yanındaki bir okulun bahçesinde kalmış. Hamamın ise restorasyonu devam ediyor. Yanı başlarında bir de tarihi köprü var. Camiyi, medreseyi ve köprüyü fotoğrafladık fakat hamam restorasyonda olduğu için fotoğraf çekimine müsaade edilmemişti. Caminin yanında iken yanımıza yaklaşan genç bir bey sıcak bir şekilde hoş geldiniz dedi. Tanıştık, kendisinin ilçe Kültür Müdürü olduğunu öğrendik. Kısa bir bilgilendirme yaptı. Çok memnun olduk. Belediye Başkanının hamamda çalışmaları incelediğini ve bizler ile tanışmak isteyeceğini söyledi. Hep birlikte hemen 10 adım yanımızdaki hamama geçtik. Hamamın bahçesinde karşılaştığımız Başkan Ekrem Yavaş ile tanıştık. O da oldukça sıcak kanlı ve samimiydi. Restorasyon ve hamam hakkında geniş bilgilendirme yaptı. Hamamın ısıtma sistemi dönemine göre benzersiz. Çok ilginç, duman duvarlar arasında gezdirilerek bina ısıtılıyor. Daha pek çok özelliği olan hamamın restorasyondan sonra ilçenin en dikkat çekici tarihi yapılarından biri olacağını sanıyorum.
Programımızın yüklü, vaktimizin kısıtlı olması sebebi ile geziye devam etmek istedik fakat Başkan Ekrem Bey’in samimi davetini geri çeviremeyerek meydanda bulunan kahvehanede ikram ettikleri çayları hoş sohbet eşliğinde içtik. İlçede yapılan ve yapılmakta olanları bütün enerjisi ile anlattı. İtiraf etmemiz gerekirse gelmeden önce tahmin ettiğimiz Sındırgı ile gördüğümüz Sındırgı çok farklıydı. Bu kadar iyi beklemiyorduk, bu düşüncemizi kendisi ile de paylaştık. Sayın Başkan’a göstermiş olduğu misafirperverlik için teşekkür ediyoruz. Vedalaştıktan sonra hemen yanımızdaki Remzi Çakar Güreş Evi’ni dolaşmaya başladık.  Pehlivanı bu kadar çok olan bir belde için sanırım böyle bir müze kaçınılmazdı. Güreş Evi’nde Sındırgılı pehlivanların kazandıkları çeşitli ödüller, hayatlarından kesitler, fotoğraflar, bilgiler ve güreşte kullanılan bazı objeler sergileniyor. Bu arada değinmeden geçemeyeceğim çaylarımızı içerken diğer tarafımızda bulunan “Sındırgı Şehit Makbule Efe Yazarlık Mektebi” tabelası dikkatimi çekti. Kabiliyetli, meraklı ve hevesli gençlerin yazarlık konusunda eğitim almaları için hayata geçirilmiş bir proje. Ne kadar da güzel düşünülmüş. Adını zikretmişken şehit Makbule Efe’yi anmadan olmaz. Millî Mücadele denince Manisa’da ilk akla gelen efsane isimlerdendir. Genç yaşta şehit olmasına rağmen sahip olduğu karakter ve cesaret kadın erkek herkese örnektir. Şehit Makbule Efe’nin kabri, beraber mücadele ettikleri Demirci Kaymakamı İbrahim Ethem Bey gibi Sındırgı topraklarındadır.
Kaldığımız yerden devam ederek Sındırgı merkezinde yer alan yapım tarihi 1803 Yakup Bey Camii ve 1889’da inşa edilen Rızaiye Camii’ni gezdik. Sındırgı sadece tarihi eserlerden ibaret değil tabii ki. Bölgede jeotermal enerjinin kullanımı her geçen gün artıyor. Başkan Bey sohbetinde ilçenin ciddi bir kesiminin jeotermal enerji ile ısındığından bahsetmişti. Çevrede kaplıca olarak kullanılan tesisler de var. Bunlardan biri de merkeze 8 km. uzaklıktaki Emendere kaplıcaları. Arabanın yönünü bu kez o tarafa doğru çevirdik. Hedefe varıncaya kadar izlemekten keyif aldığımız tabiatın büründüğü renkler harika, seyrine doyum olmuyor. Bölgede çıkan su ifade edildiğine göre dünya üzerinde bulunan kaplıca suları arasında radyoaktivitesi en yüksek seviyede olanı. Yeryüzüne 32 derece olarak çıkıyor. Sedef, uyuz, mantar ve egzama gibi birçok hastalık ile vücut yaralarının iyileştirilmesinde kullanılıyor. Güzel tesisler yapılmış. Konaklama süresi içinde çevrede doğa yürüyüşleri yapılabilecek oldukça güzel parkurlar olduğunu söylediler. Aslında bir belde için böyle bir imkana sahip olmak ne kadar büyük bir avantaj. Sındırgı bunun farkına varmış, değerlendirmeye çalışıyorlar. Kaplıca sadece Emendere ile sınırlı değil tabii ki, biz sadece vakit darlığından oraya gidebildik. Hisaralan ve Kepez, Emendere’ye yakın olsalar da farklı sıcaklık ve özellikler taşıyan sulara sahip. Bölgenin bu alanda da potansiyeli oldukça yüksek görünüyor.
Bir sonraki durağımız Sındırgı’nın dışındaki Cüneyt Çayı üzerinde yer alan Cüneyt Köprüsü. Tek gözlü, geniş kemerli, 28,2 metre uzunluğundaki köprünün Karesi Beyliği döneminde yapıldığı tahmin ediliyor. Günümüze ulaşan bir belge ya da kitabesi bulunmadığından tarihlendirmesi yapı tekniğinden yola çıkarak yapılmaktadır. Buradan Gölcük köyüne gitmek üzere yola koyulduk. Kısa bir mesafe gittikten sonra günün hediyesi diyebileceğimiz, planda olmayan bir köprü ile karşılaştık. Bu köprü ile ilgili herhangi bir bilgiye rastlamadık. Köprü Cüneyt Köprüsü kadar büyük değil, onun gibi tek gözlü, kemerli bir köprü. Oldukça eski olmasına rağmen diri ve ayakta. Fotoğraf çekim için güzel bir ortamı vardı, bizler de çektik. Fazla oyalanmadan yolumuza devam ettik. Vakit akşama dönmeye başlamıştı. Gölcük Köyündeki tarihi cami ve çeşmeleri gördük. Bazı diğer tarihi eserlerde karşılaştığımız üzücü durum ile maalesef burada da karşılaştık. Tarihi yapıların asıl hallerinden maalesef eser kalmamış. Üzüldüğüm için buradaki caminin neredeyse hiç fotoğrafını çekmedim/çekemedim. Tarihi çeşmenin kitabesinden başka hiçbir şeyi tarihi değil maalesef. Bir diğer çeşme genel görünümünü korumuş olsa da iyi niyetle fakat bilinçsizce yapılan boyama işlemlerinden kitabesi okunamaz olmuş. Gölcük ve çevresindeki gezilecek yerleri de tamamladıktan sonra yakın olan Akhisar-Balıkesir anayoluna çıkarak geri döndük.
Sındırgı ve çevresinde gezip görülecek yerler bu bahsettiklerimizden kat be kat fazla. Biz sadece ayırabildiğimiz vakit oranında gezebildik. İlçe merkezinde gördüğümüz tarihi dokuyu koruma, onarma ve hayatın içine katarak devam ettirme gayreti ile öz kültürünü yaşatma, aktarma ve bilinçlendirme çabaları ümit vericidir. Jeotermal enerji kullanımı ve kaplıcalardan istifade çalışmaları Sındırgı’yı yakın zamanda bir çekim noktası, cazibe merkezi haline getirebilir. Öyle olmasını da ümit ediyoruz. Gezemediğimiz birçok yerini de bir daha ki ziyarete bırakıyoruz.

Erkan AKBALIK


Fotoğraflar için albüm bağlantısı: https://www.facebook.com/media/set/?vanity=615657905&set=a.10159425823867906

Bu yazı 240 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 1 Yorum