Erkan AKBALIK

Erkan AKBALIK

[email protected]

AHDE VEFA MANİSA'NIN İKİ GÜZİDE İNSANI AKSAKAL KARDEŞLERE DAİR

30 Kasım 2021 - 09:39 - Güncelleme: 30 Kasım 2021 - 12:56

AHDE VEFA
MANİSA’NIN İKİ GÜZİDE İNSANI AKSAKAL KARDEŞLERE DAİR

2017 Yılının mayıs ayının sanırım 11 ya da 12’si idi, Ali Haydar Aksakal ağabeyim aradı. Alaşehir taraflarına gezmeye gidelim dedi. Bilgilerinden istifade etmek için yine bir fırsat çıkmıştı, ayın 13’ünde yola çıkmak üzere anlaştık.  Sabah saatlerinde buluşarak yola çıktık. Güzergâhımız açık hava müzesi gibiydi. Manisa’nın nice medeniyetlere beşiklik yapmış gizemli Spil Dağı’nın batısından devam ederek, Turgutlu, Ahmetli, Salihli gibi her biri ayrı tarihi cevher olan beldelerimiz hakkında sohbet ederek Alaşehir’e yaklaştık. Bu esnada Ali Haydar ağabeyden bir teklif geldi “istersen ileride en uzak köylerimizden DİNDARLI var orayı bir ziyaret edelim, hem görmem gereken bir kişi var onu da görüp Alaşehir’e döneriz” dedi. Cevabım tabii ki olumlu idi. İlimize uzak yerleşim yerleri hakkında çok fazla bilgiye sahip değildim, böyle teklife hiç hayır denilir mi?

DİNDARLI Köyü Sarıgöl ilçemize bağlı Manisa’nın Denizli sınırındaki tarihi oldukça eskilere dayanan bir köyümüz. Manisa’ya 123, Denizli’ye ise 63 kilometre mesafede. Köye yaklaşırken Ali Haydar ağabeyimiz göreceği kişiyi ve hangi maksatla buraya geldiğimizi anlatmaya başladı.

2014 Yılının mayıs ayında yol arkadaşı Levent Tuncer ile birlikte Antalya’ya doğru yola çıkarlar. Yol üzerinde kahvaltı ve dinlenmek için mola vermek isterler. Bir köyün karşısına denk gelen yolun kenarı mola için uygundur, arabayı orada durdururlar. Karşıda görünen köy Dindarlı Köyüdür. Dinlenme esnasında yakındaki bir tarlada bir köylünün bir şeyler topladığını görürler. Bu kişi daha sonra yanında bir sepet dolusu meyve ve sebzeyi getirerek, Ali Haydar ağabeylere ikram eder, bedelini ödeme tekliflerine karşılık “Bunlar benim size hediyemdir” der. Bu kişi köyden İbrahim Sözer’dir. Yapılan hoş sohbetten sonra yolcular yoluna, İbrahim Bey de işlerine devam eder. Fakat orada sohbet ederken Haydar ağabeyin adeti olduğu üzere fotoğraflar çekilir ve İbrahim Bey’e hitaben, fotoğrafını yayınlayacağı kitaba koyacağını, kendisinden bahsedeceğini ve kitabı kendisine ulaştıracağını söyler. İlk baskısı 2005 yılında yapılan “Gönül Penceresinden Manisa” isimli kitabın ikinci baskısı 2015 yılında yapılır. Haydar ağabey söz verdiği üzere konuyu anlatan metin ile birlikte çektiği fotoğraflardan ikisini de kitabına koyar.

Bu arada köye yaklaşmıştık. Konuşmasının devamında, şimdi de verdiği sözün ikinci kısmını yerine getirmek üzere köye geldiğimizi ifade etti. Bir an duygu ve ifade donukluğu yaşadığımı belirtmeliyim. Yaşadığımız dönem itibariyle, karşılaştığımız, tanıştığımız bir şekilde muhatap olduğumuz insanların azımsanmayacak miktarında nerede ise hiçbir şey ifade etmeyen VEFA ve AHDE VEFA hasletlerini müthiş bir örnekle bana uygulamalı eğitim verir gibi gösteriyordu. Eğitim dedim ama bunu da yine en güzeli ile yapıyordu. Çünkü en güzel eğitim yaşamak ile olur. Karşı tarafa vermek istediğinizi kendiniz gerçekten yaşıyorsanız eğer bundan daha etkili eğitim metodu yoktur. Benim için günün ve sonraki günlerin en büyük kazancı bu örnek davranış oldu. Yoksa ziyaretine gittiğimiz İbrahim Bey’in kendisine verilmiş bu sözü hatırladığını bile düşünmüyordum.

Köye vardık. Bir iki kişiye sorduktan sonra İbrahim Beylerin evini bulduk. Eşi ve aileden birkaç kişi vardı. Önceleri kimse niye gittiğimize anlam veremedi. İbrahim Bey geçen zaman içinde biraz rahatsızlanmış. Yukarıda belirttiğim gibi, önceden Ali Haydar ağabeyi ve olayı hatırlayamadı sonradan hatırlar gibi oldu ama ben hatırladığı konusunda çok emin değildim. O kadar da önemli değildi, Haydar ağabey durumu anlattı, kitabını çıkardı, ilgili sayfayı açıp gösterdi ve takdim etti. Çok mutlu oldular. Anadolu halkına has misafirperverliği göstererek bize ikramlarda bulundular, sağ olsunlar. Ali Haydar ağabeyim Mayıs 2014’ de verdiği sözü (yapmadığı takdirde hiçbir müeyyidesi olmamasına rağmen) 3 yıl sonra başka bir mayısta, 78 yaşında, gidiş geliş 250 kilometrelik yol giderek yerine getirdi. Sonrasında köyü gezdik. Muhtar ve Köylüler ile oturup sohbet ettik. Köyden ayrıldıktan sonra Alaşehir’e uğrayarak Manisa’ya geri döndük. Ben alacağım dersi almıştım. Ali Haydar Aksakal


 

 
 

büyüğümüzün çağımızın Anadolu bilgelerinden biri olduğuna dair olan inancım pekişmişti.

Yukarıda paylaştığım hatıramdan yola çıkarak Manisa’mıza damga vurmuş değerlerinden Ali Haydar Aksakal ağabeyimiz ve pek kıymetli kardeşi Bedriye Aksakal öğretmenimizden biraz bahsetmek isterim.

Antalya Akseki kökenli bir ailenin, Mısır’da tahsil görmüş âlim bir dedenin, okumayı hayatının merkezine oturtan bir babanın ve 100 yaşını aşan yaşına rağmen Sinan Meydan’ın 5 ciltlik Akl-ı Kemal eserini okuyabilen bir annenin evlatları. Çok yönlüler. İlgilendikleri konularda durmadan araştırma yapmaya ve elde ettiklerini yazarak topluma kazandırmaya çalışıyorlar. Bu çalışmaları yaparken zamanı ve yaşlarını ve hatta sağlıklarını bile unutuyorlar. Çevrelerine, etkili çalışma ve durmadan üretme konusunda yaşayarak eğitim veriyorlar.

Bedriye öğretmenimiz için eğitim zaten hayatın bir parçası. Eğitim ve öğretimden hiç vazgeçmiyor. Hayat onun için emekliliği olmayan bir okul olmuş. Onların hâlesine yaklaşan payına düşen kadar muhakkak bir şeyler alır. Kendisi bildiği doğrulardan asla taviz vermeyen ve hayatını buna göre modellemiş örnek bir şahsiyet. Bu konuda bedeller ödemesine rağmen eski tabirle “Elif” gibi dimdik durmayı başarmış bir insan. Karakteri ve donanımı yetiştirdiği öğrencilerinden de belli oluyor. Yurtiçinde ve yurtdışında, her alanda isim yapmış birçok başarılı öğrencisine rastlamak mümkün. Yazdığı eserler ile Manisa ve ülke kültürüne, tarihine katkıda bulunmaktadır. Bugüne kadar yazdıklarından başka yaptığı çalışmalar sonucu elde ettiği bilgi ve belgeleri de kitaplaştırmaya devam etmektedir.

Ali Haydar ağabeyimizin hayatı gerçekten bir roman hatta belgesel olacak nitelikte. Bu kadar faaliyeti bir ömre sığdırmak hiç de kolay değil. Spor uzun yıllar en önemli uğraşlarından olmuştur. Yaptıklarında daima en iyisini yapmaya çalışmış. Dağcılık yaptığı dönemlerde başta Ağrı olmak üzere o yılların en zorlu zirvelerine tırmanışlar yapmış. Bunların birçoğunu Tarzan ile birlikte gerçekleştirmiş.  Manisa’da Dağcılık Kulübü denince ilk akla gelen isimlerdendir. Türkiye’nin ilk aletli jimnastik kulübünü Manisa’da kuranların arasındadır. Basketbolda milli hakemlik yapmıştır. Manisa Arama Kurtarma Derneği’nin kurucularındandır. Manisa Tarzan’ı ile en fazla vakit geçirenlerden biridir. Tarzan’ın en fazla fotoğrafını çeken de kendisidir. Gazetecilik başka bir uğraş alanıdır. Yazı yazmak hayatının vazgeçilmezlerindendir. Bilgi birikimlerini yazdığı kitaplar ile yaşadığı topluma aktarmaktadır.

Ali Haydar ağabeyimizin bana ilginç gelen yönlerinden birisi de ne yapıyorsa kendine özgü yapmasıdır. Sıradanlığı pek sevmediği aşikâr. Mesela 1963 yılında Ağrı Dağı tırmanışında zirve yapar. Zirveye doğru çıktıkça hava iyice soğur, herkes daha fazla giyinerek tedbirini alır. Haydar ağabey ise zirveye çıktığında üzerindekileri çıkartarak kısa kollu kıyafeti ile kalır. Yine herkes zirve hatırası fotoğraf çektirirken kendisi amuda kalkarak fotoğraf çektirir. Sanırım bugüne kadar başka bir örneği de yoktur.

 



Manisa’nın iki güzide kıymeti olan Aksakal kardeşleri anlatmak için tabii ki yukarıdaki üç beş satır kâfi değildir. Hayatlarını nerede ise Manisa’ya adamış olan bu büyüklerimizden çok daha fazla istifade etmeliyiz. Yaşadıklarını, yapmak isteyip de yapamadıklarını, Manisa hakkındaki görüş ve önerilerini pür dikkat dinlemek lazımdır. Aslında Manisa’ya vazifeli gelen devlet ricalinin ve görev yapan yetkililerin kendilerini ziyaret edip dinlemeleri kanaatimce elzemdir. Bu ziyaretler görevlerini belki daha da kolaylaştıracak verimi arttıracaktır. Her ne kadar TRT Ali Haydar ağabey hakkında bir program yapmış olsa da yeterli değildir. iki kardeşin hayatı profesyonel bir el tarafından belgesel yapılmalıdır. İki kardeşin yaşantısı yukarıdaki hatıramda anlatmaya çalıştığım gibi ders doludur. Kitaplar bir şeydir ama her şey değildir. Kitapların şekillendirdiği insanların yaşantısını gözlemlemek de onları okumaktır. İnsanlar bilmediğinin cahilidir.
Bunca yıldır yaptıkları için hiçbir menfaat gözetmeyen “Gönüllü Kültür Emekçileri” Ali Haydar ağabeyimize ve Bedriye öğretmenimize sağlıklar diliyorum, onlardan öğrenecek daha çok şeyimiz var.

Erkan AKBALIK

 

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum