Ergül ALTAŞ

Ergül ALTAŞ


HERŞEY ZAMANINDA GÜZEL

19 Şubat 2020 - 20:33

HERŞEY ZAMANINDA GÜZEL

            Hiçbir şey için geç değildir. Kulağa hoş geliyor. Çerçeveletip duvara assan göze de hoş görünür.

            Kimseyi adalete sevk etmiyorum, ümitsizlik aşılamıyorum; fikrimi zikrediyorum.

            İki kere iki dört eder şeklinde mutlak fikirlerim yok. Kendi doğrularım var, başkaların doğrularına da bigâne değilim.

            Her şey zamanında güzel!

            Herşeyin tadı mevsiminde başkadır. Yazın ortasında portakal yavandır. Kışın karında buzunda karpuz çekmez kimsenin canı. İllâ çekiyorsa o kişi ya aşerdiğini iddia eden hamiledir ya da ağzının tadını bilmeyen şaşkındır. Kışın domates, salatalık, biber yetişiyor serada. Alıp koyuyoruz sofraya belki yaz bahar aylarının özlemiyle. Peki, var mı o lezzetten eser?

            Delikanlı çağımızda uyandığımız sabah, bugün uyandığımız sabah değildir. Köprünün altından çok sular akmıştır. Gönül kocamaz, insan hissettiği yaştadır sözleriyle bir yere kadar avunuruz. Sonra… Sonrası buz gibi katı ve katî gerçek. “Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç.”

            Çocuğa oyun oynamak, delikanlıya yolda belde çalımla yürümek yakışır. Gören maşallah der. Kırkındaki adama çocuklaşma denir. Sen o treni çoktan kaçırdın. O günleri hasretle an, iç geçir ama bilye yuvarlamaya kalkma.

            Kırkından sonra pehlivanlığa soyunan, kıspet giyip ermeydanına çıkan adama hiçbir şey için geç değildir demek, onunla alay etmektir.

            Her yaşın, mevsimin kendine has lezzeti ve güzelliği vardır. Otuzunda baba olmak güzeldir, ellisinde dede. Evlat sevmenin mevsimi başka, torun sevmenin başkadır.

            Sevmek, sevilmek, gülmek her mevsimde herkese yakışır. Kabul. Lakin renkleri, kokuları gönüldeki yankıları baharda başka, yazda başka, kışta bambaşkadır.

            İlkokulda öğretmenini seversin; kanın kaynadığında bir gözleri ahuyu; yaşın kemale erdiğinde “Dağlar ile taşlar ile çağırayım mevlam seni” ilahisini mırıldanır dudaklar. En saf haliyle çocuklukta güleriz; delikanlı çağımızda yeri göğü inletir çılgın kahkahalarımız; mevsim dönüp gün akşama devrilince tebessüm olur kârımız.

            Yeşilin, mavinin, sarının; göğe bakma ve toprağa bakmanın zamanı vardır.

             Zaman ve mekân dışı olan aşktır, imandır.

            Gerisi dünyadır.

            Oyun ve oyalanma.

            Oyuna giren kol sallar. Kural bu.

            Bilenlere selam olsun.

Bu yazı 656 defa okunmuştur.