Ergül ALTAŞ

Ergül ALTAŞ

[email protected]

BU AŞI BAŞKA AŞI

16 Ocak 2021 - 20:32 - Güncelleme: 16 Ocak 2021 - 20:35

BU AŞI BAŞKA AŞI

Aşıyla yatıp aşıla kalkıyoruz kaç zamandır. Hangi aşı hangi oranda koruyor, ne kadar güvenilir. Biontech, moderna, sinovac. Geldi geliyor derken nihayet aşılama başladı. Bekli de tünelin sonunda ışık göründü.

Tünelin sonunda ışık görünmüşken aşı hakkında birkaç kelam da ben edeyim, dedim. Malum uzman değiliz, uzmanlık iddiasında hiç değiliz. O zaman bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Hem ‘kendini bilmek gibi irfan olmaz’ dersin, hem yabancısı olduğun denizlerde yelken açarsın. Durun canım bi’sözümü bitireyim. Dinlemeden anlamadan had bildirmeye kalkmayalım. Benim sözünü edeceğim ne Covid-19, ne kızıl, ne kızamık aşısı.
       
     Bu aşı, başka aşı.


Aşı gerekli. Covid-19’a, çocuk felcine, suçiçeğine… Bütün bulaşıcı hastalıklara karşı. İnsanoğlunun isteyip de başaramayacağı iş yok gibi. Bilim insanları elbirliğiyle dünyanın başına musallat olan bu illetin çaresini de buldu, buluyor. Hep söylüyoruz. Derdi veren dermanını da verir. Yalnız biraz emek ve gayretle arayıp bulmak lazım. Emeksiz aş olmaz.

İnsanlık olarak madde alanında çok yol aldığımız yadsınamaz bir gerçek. Kuş gibi uçuyor, balık gibi yüzüyoruz. Deveyi iğnenin deliğinden geçirip uzayda dolaşıyoruz. Yine de dünyada bir şeyler eksik. Barış, huzur, sevgi, adalet, merhamet…

Maddi dertlerimizi çözmek, aşmak için harcadığımız emeği ne zaman manevi dertlerimiz için de harcamaya başlayacağız acaba. Belki yarın. İş işten geçtikten sonra. Öyle mi? Gür bir sesle ‘hayır’ diye haykırmalıyız. Bir aşılama seferberliği de manevi dertlerimiz için başlatmalıyız.

Sevgi aşısı, kanaat aşısı, merhamet aşısı, dürüstlük aşısı … Aklımıza gelen, ülkemizde ve dünyada eksikliği çekilen, belki de görmezlikten geldiğimiz, her dert için bir aşı.

Eğitim aşısı, adalet aşısı, kardeşlik aşısı… Aşı, hem onulmaz dertlere karşı bağışıklık kazanmak için gerekli hem verimsiz çalışan, kullanılmaya kullanılmaya körelen yanlarımızı onarmak için. Belki de bütün dertlerimizin çaresi Peygamber aşısıdır. Yunus aşısı, Mevlana aşısı, Pir Sultan Abdal aşısıdır. Yetmiş iki millete aynı gözle bakma aşısıdır.

Ürünün verimini ve kalitesini artırmak için ahlata armut, deliceye zeytin, menengice fıstık aşılıyoruz. Çocuklarımıza ne aşılıyoruz? Sağlıklarını korumak için kızamık, boğmaca, çocuk felçi. Amenna. Başka. Büyüklerine saygı, küçüklerine sevgi aşısı; çalışkanlık ve dürüstlük aşısı; elde olanı olmayanla paylaşma aşısı… Keşke bunların aşısını da yapsak. Dünyanın hali, halimiz ortada. Yapıyorsak bile tutmuyor bu aşılar. Aşıların güvenirliği ciddi şekilde sorgulanmalı.

Bu aşılar nerelerde uygulanıyor. Hastanede değil elbette; ailede, okulda, tiyatroda, sinemada. Önce etkili bir aşı için kollar sıvanmalı, sonra aşının uygulandığı kurumların aşıyı uygulama teknik ve metotları gözden geçirilmeli. Aksi takdirde başımızdaki belaların birinden kurtuluruz bir başkasına tutuluruz.

İnsanın, insanımızın dünyaya, hayata bakışı köklü bir şekilde değişmedikçe başımız dertten kurtulmayacaktır. Su, hava, toprak … Aklımız, fikrimiz, ruhumuz… Kirlenmeyen ne kaldı? Kimimiz açlıktan, kimimiz tokluktan hastayız. Gözü açlarımızı bir doyursak karnı açları doyurmak çocuk oyuncağı.

Bizim herşeyden önce yerli ve milli aşıya, aşılara ihtiyacımız var. Maddi ve manevi hastalıklarımıza karşı aşımız yoksa, aşı geliştirme kapasitemiz yoksa elin aşılarına gönüllü alıcı oluruz.

Televizyon, sinema, sosyal medya… Teknolojinin akla hayale gelmeyen imkânlarını kullanarak istedikleri değer yargılarını ruhumuz duymadan aşılarlar. Birbirimizle didişmelerin, boş siyasi tartışmaların, üretmeden tüketme çılgınlığının sonu gelmez.

Kendi değerlerimizden, kendi yöntem ve tekniklerimizle yapılmış, hayatın her alanına hitap eden aşılarımız yoksa şifa umuduyla sarıldığımız elin aşılarının bizi savuracağı uçurumlara hazır olmalıyız.

Ergül ALTAŞ

Bu yazı 609 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUMLAR

YORUMLAR

  • 0 Yorum