Emre HANZADE

Emre HANZADE


MERACE’L BAHREYN (İKİ DENİZİN BULUŞTUĞU YER)

21 Mayıs 2019 - 11:53 - Güncelleme: 21 Mayıs 2019 - 12:15

MERACE’L BAHREYN

(İKİ DENİZİN BULUŞTUĞU YER)

 

Merace’l bahreyn...

İki deniz arasındaki engel, karışmadan manâyı yaratan esrarlı perde.

Acı ile tatlı kucak kucağa ruhlarda karışmadan tevhide yol olur.

 

Biri pozitif kutbun diğeri negatif kutbun nişanesi.

Birbirine karışmayı önleyen, görünmeyen, hissedilen bilene ayan latif ama hissetmeyene esrarlı yapı.

Zıtların ahenkli dünyası.

Zıt gibi görünen çiftlerin işte bu ahenkli zuhuratı tevhittir.

 

Çiftlerin zıtlıkların açtığı yolda teslimiyet ağacından meyveleri toplaya toplaya ilerleyen aziz ruh Zuhruf suresinden seslenen ilahi sesle “ Şanı yücedir O Allah'ın ki toprağın bitirdiklerinden onların öz benliklerinden ve nice bilmediklerinden bütün çiftleri yaratmıştır” nidasına aşina olur.

...ve o yüce kitap Furkan suresinde der ki” İki denizi birbirine üstüne salan O’dur. Bu tatlı ve yürek ferahlatıcı; şu tuzlu ve acı. Ve ikisinin arasında bir berzah geçişi engelleyen bir perde koymuştur.”

 

O perde ki ancak aşk ile kalkar.

...ve nice sırlar aşk ile açar tüm kapıları hakikate.

...ve aşk ile marifet kucaklaşır.

 

 Eğer aşktan uzak olursan O sana, Rahman suresi ile şöyle ikaz eder” Salmıştır iki denizi, kavuşup kucaklaşıyorlar. Aralarında bir berzah var birbirini sınırını aşamıyorlar.“

Sınırı aşmaksa dileğin sınırı aşanları eteğine yapış, o zaman göreceksin ki ne sır kalır ne de vuslata eremedin diye yakarışın.

 

Perde...

Hakk’ın perdesi.

Deryalar birbirine karışmaz onunla.

Hiçbir zıt birbirine karışmaz, ta ki sen hepsini birleyesin.

Nur ehli ile nar ehli birbirine karışmış gibidir. Hakiki manâda aralarında görünmez ama bilenin bildiği gördüğü nice engeller vardır. Ta ki bir İnsan-ı Kâmil ile o engelleri aşasın.

 

Karanlıkta her şey bir ve benzer gibidir, belki de bazen yok gibidir.

O ilâhi güneş zuhur etti mi hepsi kendi mekânlarına çekilir.

Onların hakikati gören gözleri Allah’ın veli kullarına aşikârdır, dua et ki onlar tarafından keşfedilen kullardan ol.

 

O perde ki nefisle ruh, madde ile maneviyat arasındadır.

Ruhun yanında olmak maneviyat iklimlerinde dolaşmak kârdır elbette.

Ancak nefsi ve ruhu, madde ile maneviyatı teslimiyet kazanında eritenlerin karı aşktır ancak.

O zaman ne kahır ne zulüm kalır ki ruh lütuf tahtına Sultanın’ın yanı başına ilişiverir.

 

Perde kalkınca kahrın tecellisi mi kalır?

Perde kalkınca lütuf tecellisi zuhur eder.

İşte sana huzur ve hürriyet.

 

O Güneş’i bul ki her şey sevgiye müptela olsun.

 

Şeker gibi görünen dünya nimetlerine aldanma. Nice dünya şekerlerinin içinde yılan zehirleri gizlidir.

Uyanık ol!

Hz Ali'nin” Cenabı Hakk’ın rahmet ve mağfiretini zorluklar içinde, gazabını ve şiddetini ise nimetler ve lezzetler içinde gizlemesinde, elbette bunların hepsinde gizli veya açık, büyük hikmetler vardır” dediğini unutma.

 

Allah yolunda kemale ermiş kimselerin yanında ol,  onlar ki zehrin gizlenen tadını kokusundan bilirler.

 

Güneşin ışıklarına perdeni çekme, perdeni güneşin önünden çek.

 

Acaba ben bu perdeyi kaldırmaya gücümün olmadığını bilenlerden miyim diye vakit kaybedeceğine, gönlünde ki perdeleri kaldıranların hanelerinden çıkma. Allah'ın dostlarının yanında ol, onlara dost ol. İşte sen bu dostluk konusunda Davut Peygamber’e verilen” Ben, beni seven ve özleyenlerin gönüllerini nurumdan yarattım. Onları kendi güzelliğimle besledim. Dostlarımın toprağı, İbrahim'in, İsa'nın, Musa'nın ve Muhammed'in topraklarıdır” sırrına vakıf ol ve bu âb-ı hayat suyundan doya doya iç.

 

Beka makamına ulaşmadan zehri tatlı ve lezzetli edemezsin. Orada her şey imandadır, o imanın derununda sedef içinde saklı olan inci gibidir. Bu makama eren için her şey Hak yoludur.

 

Hükmetme duygusu Firavun’da, Nemrut’ta küfür ama Süleyman'da, Yusuf'ta iman olmuştur. Hak ile hak olmuşlar için ilâhi aşk zevki her dem bal ile şerbet olur.

Her sebep vahdet lokmalarına müşteridir, yeter ki sen açlığını hisset ve rızkının arayıcısı ol.

 

Merace’l bahreyn iki denizin buluştuğu yer.

Ruhun bu sırrı anlaması, acı ve tatlı deryaları birbirine karıştırmayan Hakk’ın Perdesi’ni keşfedip, zamanın içinde hayat rüzgârlarının tatlı serinliği içinde, hikmetlerin sahibinin boyası ile boyanıp aşk güneşinde pişip olgunlaşmasına bağlıdır.

O zaman iki deniz arasında engel mi kalır?

Unutma muhabbet acılıkları tatlılık tarafına çeker, alır; gazap tatlılığı acılık tarafına iter, götürür.

 

Sen o olgun ruhu keşfet ki onun Allah aşkı ve cezbesi perdenin yırtıp atsın.

...ve ruhun sana sunulan nimetleri evvelce madde iken onunla birlikte imanın tatlı tebessümüyle aşkına yol etsin.

 

...ve bilesin ki,

 Allah Dostu ebu’l-alemeyn Seyyid Ahmed Er-Rifai Hazretleri’nin şu beyitle işaret buyurdukları gibi;

“ Yâ eyyühe’l-ma’dûdü enfâsuhû Yûşikü yevmen en yütimme’l-’aded,

Ey nefesleri sayılı olan elbette bir gün gelir ki bu sayılı nefesler son bulur biter” ikazına mazhar ol.

 

Yol yakınken Rabbim güneşin önünden perdeyi kaldırmayı nasip eder inşallah.

 

Gayret kuldan tevfik Allah'tan.

Niyazlar kutlu ola,

Haneler ilahi neşveyle mesrur ola.

 

 

 

 

Emre Hanzade

[email protected]

Bu yazı 616 defa okunmuştur.